Denize yakın bir yerde taşlara oturuyorum. Önümde uzayan gri mavi Marmara Denizi'ne uzun süre bakıyorum. İçimdeki kıpırdanışları dinliyorum. Bir şeylere açılmak, bir yerlere koşmak, dünyayı kavramak istiyorum. Dünyanın bize yaşatılandan, öğretilenden daha başka olduğunu seziyorum.
Mehmet Hilmi, babasinin kaybinin verdigi üzüntüyü uzun süre uzerinden atanadi. Okuldan mezun olup caki gibi subay üniformasiyla karsisina gecip askere selam cakmak ve ellerine sarilarak defalarca öpmek istiyordu. Ama olmamisti iste.
Şeyler karmaşık değildir ama dolaysız da değildir: Açık seçik gözüken şey ancak uzun süre düşündükten sonra bu açık seçikliğe ulaşmıştır. Felsefe, “Bu böyledir”in hükümranlığını kabul etmez.