10/10
·240 syf.··
2026 11. kitabı
Kitap üç seriden oluşuyor: Doğuda Aşk Böyle Yazılır, İlm-i Aşk ve #k:12031. Bu üç eser, Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin "Hamdım, Piştim, Yandım" sözünden esinlenerek sırasıyla ele alınmış diye düşünüyorum bu cümle üç kitaba da tam uymaktadır. Bu kitap, "yanma" aşamasını yani hakiki aşka ulaşma sürecini anlatıyor. Rüya görür müsün ey kâri? Rüyalarla yaşar mısın bazı vakitler? Sonra yanaklarından kulaklarına doğru süzülen iki damla yaş ile uyanır mısın gecenin o en ıssız, en sessiz, en kimsesiz vaktinde? Dünyanın bir rüya alemi olabileceğine inanır mısın? Gel bir başkasının rüyasında dalalım seninle. Hakikate uyanalım. Pervane olalım. Bedenimize yakacak ateş arayalım. Evvela Şiraz'a çırpalım kara ipekten kanatlarımızı, ateşi bilen aşk erlerinin yanında konaklayalım. Aşk ateştir diyelim lisansız ve sessiz ve hatta harfsiz kelimelerle. Aşka yanalım, başka yanalım. Sonra Mevlana dergâhına düşürelim kara bedenlerimizi, bizi kavuracak bir şem arayalım. Aşk arayalım. Göğe yükseltelim feryadımızı. Aşka ağlayalım. Bir dağ başında dua eden Yunus'u bulalım sonra. Ona aşkı soralım dilersen, aşkına şahit olalım. Aşkı üç âşıktan dinleyelim biz. Biri; "Aşka uçarsan kanatların yanar" desin bize, diğeri"Aşka uçmazsan kanat neye yarar" diğeri temmet çeksin düşlerimize; "Aşka vardıktan sonra kanatları kim arar" desin, susalım. Açma sakın gözlerini, bu rüya âşıkların rüyasıdır. Uyanırsan rüyaları unutacaksın. Kitap incelemesini ben değil yine kitap ele alsın istedim açıklayıcı ve ruha işlesin ne demek istediğini kitabın kendisi anlatsın…
Aşk İnanmakla BaşlarFatih Duman · Nesil Yayınları · 2020475 okunma
“YA HAYIR SÖYLEYİN, YA DA SUSUN!”
9/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 21:47
Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım. Bugün size okuduktan sonra etkisinden kolay kolay çıkamayacağınız bir kitaptan bahsetmek istiyorum: Dilin Afetleri. Kitabın yazarı İmam Gazali 11. yüzyılda yaşamış, Bağdat’taki Nizamiye Medreseleri’nde baş müderrislik yapmış, ilmiyle bütün İslam dünyasında büyük saygı görmüş bir alim. Öyle ki “Hüccetü’l İslam”, yani “İslam’ın delili” denmiş. Sadece din ilimlerinde değil, felsefe dünyasını da etkilemiş bir isim. Yunan filozoflarının fikirlerini çürütmüş, Hasan Sabbah ve Batınî hareketlerine karşı kalemiyle mücadele etmiş, çağının dahi zihinlerinden… Ama Gazali’nin asıl meselesi sadece fikirleri çürütmek değil; insanın kalbini ve ahlakını da inşa etmek. En büyük eseri İhyâ-u Ulumi'd-Din (4 Cilt Takım) de bunun için yazılmış dev bir eser. Elimizdeki bu kitap, o eserin “Dilin Afetleri” bölümünden alınmış. Küçücük bir kitap ama etkisi gerçekten büyük. Çünkü Gazali burada insanın en çok kullandığı ama en az düşündüğü şeyi ele alıyor: Dilini. Yalan, gıybet, ikiyüzlülük, boş söz, kırıcı konuşmalar… Kitapta tam yirmi başlık altında dilin insanı nasıl felaketlere sürükleyebileceğini anlatıyor. Üstelik bunu kuru nasihatle değil; ayetler ve hadislerle vicdanımıza dokunarak yapıyor. Peygamber Efendimiz’in (sav) hadisiyle vuruyor mesela: “İnsanları yüzüstü cehenneme sürükleyen şey, dillerinin biçtiğinden başka nedir?” İşte o anda insan durup düşünüyor. Bugün gıybet neredeyse sohbetin ana malzemesi olmuş durumda. Bir araya geldiğimizde dedikodu yapmazsak konuşacak konu bulamıyoruz. Daha acısı, yaptığımızı türlü bahanelerle masumlaştırıyoruz. “Ama doğru söylüyorum”, “bunları yüzüne de söylerim” vs… Böylece birbirimizin vicdanını rahatlatıyor, fakat belki de cehenneme depar atıyoruz… Yalan için de durum farklı değil. Artık yalana bile isimler taktık: Pembe yalan, beyaz
Edebiyat
Dilin Afetleriİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 201617,1bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·128 syf.·
2026 12. kitabı
"Yavaşça dokun yaralarıma. Yavaşça." Tarık Tufan | Bir Adam Girdi Şehre Koşarak •~•~•~•~•~•~ Bir kitap düşünün; bütün duygularınıza tercüman olsun. Hiç kendinizi ifade edemeyecek kadar acı çektiniz mi? Ya da eksil(til)diğinizi hissettiniz mi? Hepimizin bir yarası var. Kimsenin görmesini, dokunmasını istemeyeceğimiz kadar gizli, derinde saklı… Tarık Tufan işte o yaraları sezebilen bir yazar. Ama bunu yaparken canınızı yakmıyor. “Korkma,” diyor adeta, “Ben de sendenim. Benim de yaralarım var. İstersen susalım…” Sükût örtsün acılarımızı, eksiklerimizi, kırık yanlarımızı. Çünkü görmek isteyen, gözle değil gönülle görür. Yaranı süsleme boşuna… İnsanı olgunlaştıran biraz da yaralarıdır. Her yara bir tecrübe, her eksiklik bir derstir. Varsın dizimiz kanasın; yeter ki sırtımız yere gelmesin. Kitabın her köşesi başka bir duygu taşıyor. Altını çizdiğim o kadar çok yer vardı ki… Bazen kendimi hikâyenin baş karakteri sandım. Sanki anlatılan benim susuşum, benim kırılışımdı. Her okuyanın kendinden bir parça bulabileceği, kalbe dokunan bir eser. Okumayan kaldıysa hiç düşünmeden şans verebilir. Bazı kitaplar okunmaz, yaşanır. Bu kitap da onlardan biri. ✿ Okuyacak olanlara şimdiden keyifli ve istifadeli okumalar dilerim… ✧
Edebiyat
Bir Adam Girdi Şehre KoşarakTarık Tufan · Doğan Kitap · 20219,9bin okunma
Sevgili okur,
Puan vermedi·248 syf.··
2026 17. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 18:21
Uzun bir sürede yavaş yavaş okudum. Bazen nefsime yenildim okumak dahi istemedim. Kelimelerin bizi cehenneme nasıl sürüklediğini gördüm. Doğru bildiğimiz şeylerin yanlış olduğunu. Bazen iyilikle denilen şeyin bile bize ne kadar zarar verdiğini öğrenmek nefsime ağır gelsede bana iyi geldi. Dünya çok kötü bir hale geldi. Gitme vakti ne zamandır bilinmez. Sabredelim, şükredelim ve Allah rızası için konuşalım yeri geldiğinde de Allah rızası için susalım. İyi okumalar dilerim sevgili okur.
Dil Belâsıİmam Gazali · Semerkand Yayınları · 201417,1bin okunma
“Bazen susmak, konuşmaktan daha çok zarar verir.”
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2026 09:10
Uzun zamandır beni bu kadar etkileyen, kapağını kapattıktan sonra bile zihnimden çıkmayan bir kitap okumadığımı fark ettim. Söyleme Bilmesinler, 200 sayfada şunu çok net söylüyor: Aile, insanın kaderine sandığımızdan çok daha fazla dokunur. Ebeveynlerin söylediği ya da söyleyemediği cümleler, yüklenen sorumluluklar, susarak geçiştirilen meseleler… Hepsi bir domino etkisi yaratıyor. Bir kişinin hatası, bir başkasının hayatında bambaşka bir kırığa dönüşebiliyor. Bu romanı güçlü kılan şey; kimseyi “kötü” diye kenara atmaması. Her karakter konuşuyor, kendini anlatıyor ve sen okur olarak şunu diyorsun: “Dur… Ben olsam ben de böyle yapabilirdim.” Belki de en can acıtan tarafı şu: Bu kitap, büyük olayları değil büyük susuşları anlatıyor. “Şimdilik susalım” denilen her şeyin, bir gün başka bir yerden geri döndüğünü gösteriyor. Bitirdiğimde şunu düşündüm: Bazı aile cümlelerini artık aynı masumlukla duyamayacağım. Okuduktan sonra yakın birine şunu demek isteyebilirsiniz: “Bunu okumadan aile hakkında konuşmayalım.”
Edebiyat
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,4bin okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 21:53
"Şehrin en uzak ucundan bir adam koşarak geldi ve 'Ey kavmim!' dedi, 'Bu elçilere uyun! Sizden hiçbir karşılık beklemeyen ve kendileri doğru yolda olan bu kimselere uyun!" Yasin Suresinin bu 20 ve 21. ayetlerinden alıyor ismini kitap. İnananlardan biri olan, şehre gelen elçileri taşlamaya, öldürmeye karar veren halkı durdurmak için şehre en uzak kalan yerden, evinden koşarak gelen Habib-i Neccar'ın kıssasıdır. (Yasin Suresinin 13-29 ayetlerinde anlatılır bu kıssa.) Şöyle diyor kitabın daha başlarında yazar: "O adam bizim şehrimize de koşarak gelse diyorum bazen. Gelse ve yanımıza otursa. Bize hayatı anlatsa. İyilikten söz etse, gökyüzünden gelen kutlu sözleri hatırlatsa sabırla." Ne kadar da doğru diyor değil mi? Ne hoş olurdu, şu zamanda bir hatırlatıcı, şehrin en uzak yerinden kan ter içinde koşarak gelip bizi doğruya çağıran bir hatırlatıcı ne de iyi olurdu şu çağda... Ama biliyor musunuz, bu hatırlatıcı siz olabilirsiniz. Kendinize şehrin bir ucundan koşarak gelen bir adamı beklemeden hatırlatabilirsiniz. O halde bu kitabı elimize alalım ve hatırlayalım... Öncelikle düşüncelerimi belirtmekle başlayayım izninizle. Kitabı beğendim, verdiğim puandan da belli oluyordur zaten. O kadar yüreğime işledi ki değinilen konular, puan kırmaya elim gitmedi. Deneme türünde okuduğum çok fazla eser olmadı, bu türde bilgi birikimimin çok fazla olduğunu söyleyemem -hoş, hiçbir türde söyleyemem bunu- ancak okuduğum diğer denemelerden farklı birkaç şey vardı bu kitapta. Cümleler insanın yüreğine işliyor. Hem daralıyorsunuz okurken hem de kalkıp bir şeyler yapmak, değiştirmek, Habib-i Neccar gibi koşmak istiyorsunuz. Farkındalık zihninizi bunaltırken merhametin pamuk elleri dünyaya uzanmak istiyor. İşin inanç boyutu olmadan, hassas bir insansanız, bir insan olarak insana değer
Bir Adam Girdi Şehre KoşarakTarık Tufan · Profil Yayıncılık · 20199,9bin okunma