8/10
·72 syf.··
2026 11. kitabı
Şükrü Erbaş şiirleri der ve susarım. Şiirlerin her detayı içime işledi. Yazarla çok geç tanıştım ama gerçekten tanıştığım için çok mutluyum. Ne yazsa okurum.
Yalnızca Çocuklar Uzaklara BakarŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayın Evi · 2023913 okunma
Cam Kırığı
Puan vermedi·88 syf.··
2026 17. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:06
Ayfer Tunç denilince Aziz Bey Hadisesi der susarım. Bizi söze değil, sükuta çağıran bir kitaptır çünkü. Cam kırıklarıyla başlayıp biten Aziz Bey'in acıklı hikayesi insanın içini de bir çeşit cam kırıklarıyla doldurur. Cam kırıkları ile yaşamak zordur, her nefeste kendini hissettir. Ne kadar temizlemeye çalışsan da küçücük parçalarına elin ermez, gözün görmez temizlemeyemezsin. Ne el ile ne de gözle temizlenir zaten. İçine işlemiştir, bir parçan, bir uzvun olmuştur artık. Her daim ben buradayım der,de adım atamazsın onsuz. İçi hüzünle dolu olanların çilesidir bu kırıklık. O hüzünle varlık hamurun yoğrulmuşsa ne o kırıklıkların geçer ne de beraberindeki kırgınlıkların. Onlarla yaşamayı değil belki ama yaşlanmayı öğretir hayat sana. Tıpkı Aziz Bey'e yaptığı gibi. İtilip çamurlu suya düştüğünde sadece suya düşmemiş içindeki dipsiz kuyuya da düşmüştür. Bu öyle bir düşüş ki bütün benliğin o kuyuda yok olmuştur. El hak Yusuf değilsen her kuyu derindir insan için. Hiçbir kervan uğramaz, sonunda sultanlık, içinde de hayat, abı hayat yoktur. Aziz Bey Hadisesi
Aziz Bey HadisesiAyfer Tunç · Can Yayınları · 202416,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·240 syf.··
2026 29. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 01:10
"Ben yine ruhumun gecelerinde yalnız kalır ve karanlıklarına çekilir ve düşünür, düşünür ve susarım." Merhabalar :) Peyami Safa' nın kaleminden harika bir eser okudum. Milli mücadele döneminde toplumsal değişimleri eleştiren yazar bu eserinde doğru ve yanlış arasında yapılan seçimler ahlak ve yaşam tarzını vurgulamış. Sözde kızlar genç kadınların hikayesinden çok işgal yıllarında modernleşme, kimlik, yalnızlık üzerine bir eser. Bir çok alıntının altını çizdiğim bir eser oldu. " Beni bir şey bilmemek delirtiyor... Felâket bile olsa öğrenmek istiyorum." Başkahraman Mebrure, savaş zamanında kaybolan babasını bulmak için İstanbul'a gelir. Mebrure, akrabalarının yanında kalırken kendini farklı yaşam tarzlarıyla eğlence ve gösterişli hayatların içinde bulur. Sonunda roman Mebrure' nin kendi doğru seçimleriyle insanın çevresindeki etkilere rağmen güçlü kişiliğini anlatır. Sıkılmadan okunacak harika bir eser tavsiyedir.
Edebiyat
Sözde KızlarPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 202111,3bin okunma
Bu bir inceleme değil sohbettir!!
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 08:08
Hiç bitirmeyi istemediğim bir kitaptı. Fakat her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bu güzel kitabın da sonu geldi. Oğuz Atay'ın kalemine hayranım. Bu okuduğum üçüncü ve en güzel kitabıydı. Kitabın ana karakteri olan Hikmet Benol... Hikmet... Evet... Ne kadar istemesem de Hikmet olduğumu anladım. Kendime dair o kadar çok şey buldum ki Hikmette sanki tüm kitap boyunca ben evlendim, ben boşandım, ben aşık oldum, ben yanıldım, ben ümit ettim, ben yoruldum, kendimle ben savaştım, ben mağlup oldum... Aslında her birimiz biraz Hikmet'iz. Bu hayat sahnesinde her birimiz birer oyuncuyuz. Mağlup veya değil sonuçta oynuyoruz bu sahnede. Hikmet kafasında oynadı bu hayat sahnesini. Söylemek istediklerini söyledi bu hayat (hayal) sahnesinde, hissetmek istediklerini, korkularını... Gerçek hayatı, kafasında tasarladığı hayat gibi yaşasaydı ne değişirdi? Belki de galip ayrılırdı her ilişkiden. Ve albayım... Çok söz var ama anlatılmaz bir karakter. Aslında bir nevi Hikmetin iç sesiydi ama bence o da ayrı bir piyondu. Hikmet için bir kaçış köşesiydi albay. Sığındığı en güzel benlikti. Diyalogları hiç bitmesin istiyordum. Çünkü Hikmet her albayla konuştuğunda ben konuşuyordum kafamdaki benliğimle. İkisi arasında geçen birkaç diyalog eklemek istiyorum: "Beni dalgınlıklar mahvetti albayım." "Elimden başka türlüsü gelmiyor albayım; ortaya rezillikten başka bir şey çıkaramıyorum." "Mış gibi yapmaktan usandım albayım." "Fakat benim de sevmeğe hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman." "Beni yalnız bıraktılar albayım," diye dert yandı Hikmet. Albay, Hikmet'in başını okşadı: "Üzülme oğlum, ben varım. Bu yetmez mi sana?" "Yoruldum albayım, yoruldum yoruldum yoruldum." Sevgi ve Bilge... Hikmet için en zor, en sancılı karardı kimi daha çok istediğini seçmekte. Sevgi,
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
7/10
·384 syf.··
2026 15. kitabı
Selam bugün bir genç kızın gizli defteri ikinin yorumuyla karşınızdayım. Öncelikle Serra her kitapta basamakları yavaş yavaş çıkıyor. Bunu okuyan bilir. Kendimi bambaşka duygularda buldum. Keşke dedim keşke o çağlarda yaşama imkanım olsaydı. Arkadaşlığın en saf ve naif duygusunu şu zamanlarda yaşayanlara gelsin der susarım. Her şeyden öte insanlık, sükunet, üslup varmış. Ah ah anneme anlatırken bile boğazımın düğümlendiği bir seri. Konusuna gelecek olursak Serra'nın annesinin iş sebebiyle Ankara'dan, İstanbul'a taşınma serüvenini ve sonraki süreci konu alıyor... Az daha söylemeyi unutuyordum. Mualla hanımın çocukları bilinçlendirmesi ve el birliğiyle okulun eksikliğini tespit edip, buna yönelik çalışma yapmaları taktire şayandı. Keşke her öğretmen ve okul yönetimi böyle olsa. Sadece bu da değil her hafta sonu öğretmenlerinin kah İstanbul'un gezilmesi gereken kültür ve medeniyetin göbeğine götürmesi kah kültür merkezindeki bale, film ve piyesleri izletmesi çok hoştu.
Anı-Mektup-Günlük
Arkadaşlar Arasındaİpek Ongun · Artemis Yayınları · 201211bin okunma
10/10
·504 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
Hikmet Hükümenoğlu derim,susarım ve geriye sadece okurum.Kitabın kapağını açtığımı bir de sadece kapattığımı hatırladığım ender yazarlarımdan biridir kendileri.
Sonra Gözler GörürHikmet Hükümenoğlu · Can Yayınları · 20241,341 okunma