Ona en sevdiği ressamı sordum.
- Van Gogh, dedi.
- Neden?
- Kulağını kesebilmiş; sol kulağını. Bunu yapan ilk adam o. Sustu. Az sonra değişik bir sesle,
- Ama o bile eksik adamdı. Tımarhanedeyken yaptığı kendi portresinde insanlara yüzünün kulaksız yönünü gösteremedi. Tam adam yok!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
«Gözlerini bir an eliyle kapadıktan sonra, "Ah, günümüzün milyar dolarlık biliminin sonuçlarını görüyorsunuz işte," dedi rahip. "Bilim adamları bu silahları lüks laboratuarlarda yapıyor, geceleri de mutlu karılarının, iyi beslenmiş çocuklarının yanına dönüyorlar. Bizim çocuklarımız ise…" Rahip, ağlayan çocuğu gösterdi; bir yastık nasıl pirinçle doluysa, çocuğun içi de çelik mermilerle öylesine doluydu. "Bilimin ve bilim adamlarının ahlaki çöküntüsü, günümüzün en üzücü yanlarından biridir," dedi rahip. Ama sonra yine sustu. "Ao-u," diye inledi usulca.»
Nice depremler, yangınlar, kayıplar. Nice imtihanlar ve serin sular. Uykusuz geceler, uzun uzun ölümü bekleyişlerden Kur'an ile çıktım. Onunla yol buldum. Öyle karanlık öyle zor günler oldu ki. Delirmek mümkündü, delirmem beklendi. Delirmek, akla en uygun olandı. Bunu bana doktor söyledi. Delirmedim. Nasıl delirmeyebilirsiniz, anlamıyorum dedi doktor. Bunu gerçekten söyledi. Aslında bu şartlar altında akli melekelerinizi yitirmeye başlamanız en azından ağır bir depresyon geçirmeniz gerekirdi. Kur'an okuyorum, dedim. Orada her şeyin geçeceği yazıyor. Bu da geçecek, geçmezse de ölüp gideceğim, dert benimle gelmeyecek. Sonra sustu doktor, ben de sustum. Kur'an kavramlarını tam olarak o yıllarda yuttum. Vitamin, antibiyotik, kas gevşetici, dopamin. Hepsini içinde buldum.