“ Çoğu zaman sustuk. Oysa birbirimize söyleyecek öyle çok şeyimiz vardı ki. Nedense bir ağırlık çökmüştü yüreğimize.” 
Sayfa 51·Kitabı okudu
"Çoğu zaman sustuk. Oysa birbirimize söyleyecek öyle çok şeyimiz vardı ki! Nedense bir eziklik, bir ağırlık çökmüştü yüreğimize."
Sayfa 51·Kitabı okuyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Heidegger köylülerle birlikte oturduğunda bazen hiçbir şey konuşmadıklarını, herkesin kendi köşesinde sessiz bir sohbetin içinde akıp gittiğini söyler. Kimsede "Neden sustuk ki şimdi?..." demez. Birlikte susmayı yadırgamaz. Gönül diliyle konuşanlar birlikte susmanın kıymetini bilirler.
Batı Anadolu çevresinde askeri manevralar yapılıyordu. Atatürk de o sırada bir Ege gezisine çıkmıştı. Bu arada uğraklardaki askeri birlikleri de teftiş ediyordu. Ayvalık-Altınova-Dikili istikametinde ilerlerken karşımıza Atatürk ve yanındakileri taşıyan otomobil kafilesi çıktı. Böyle teftişlerde alışagelmiş olduğu gibi alay komutanımıza gereken sorular soruldu. Vaziyet icabı bulunduğumuz noktanın batısındaki sırtın arkasındaki "Tuzla" bahis konusu oldu. Atatürk: Tuzla bu sırtın hemen arkasında mıdır? diye bir soru sordu. - Evet, dedik. - Zannetmem... Bu sırttan sonra bir sırt daha olacak, ondan sonra Tuzla gelecek... cevabını verdi. Vaziyet garipti. Karşılarında Ordu müfettişimiz, kolordu komutanımız ve alay komutanı vardı. Herkes fikrinde isabet bulunduğuna emindi. Bilhassa, küçük rütbeli olan bizlerin oralar garnizonumuzdu, iyi bilirdik. Bizler de herhalde kendilerinin yanılgıya kapıldıklarına inananarak nezaketen sustuk. Atatürk elindeki 1/100.000 ölçülü haritaya bir daha göz atıp, Alay Emir Subayı'na: - Sür atını oraya bak gel, dedi. Türk Ordu'sunun Komutanı, elindeki haritayı mektup gibi okuyan bilgin asker, bizi mahçup etmişti. Onun dediği çıktı, hepimiz utandık.
Sayfa 195·Kitabı okuyor
Sustuk, kendi içimize gömüldük Anlıyor musun biraz...
Çoğu zaman sustuk. Oysa birbizimize söyleyecek öyle çok şeyimiz vardı ki!
Sayfa 51·Kitabı okuyor