Ben geldim geleli açmadı gökler; Ya ben bulutlari anlamıyorum, Ya bulutlar benden bir şeyler bekler. Hayat bir ölümdür, aşk bir uçurum.. Ben geldim geleli açmadı gökler..
Fakat Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım. Öyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor, tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeye hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size nasıl, kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan. Bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım.
Kelimeler, kelimeler albayım... bazı anlamlara gelmiyor...
|Tehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay.
Keşke kaçabilsem. Bildiğim, bana ait olan, sevdiğim şeylerden kaçabilsem. Keşke gidebilsem burası olmayan herhangi bir yere. Bu yüzleri, bu alışkanlıkları, bu günleri görmek istemiyorum artık. Başka biri olmalı, hücrelerime sinmiş bu rol yapma saplantısının yorgunluğunu atmalıyım. Uyku huzurla değil, hayatla çöksün üstüme. Deniz kenarında bir kulübe, hatta dağların sarp eteklerinde bir mağara yeter bana. Ne yazık ki istemekle olmuyor.
"Biliyor!" diye emin olduğu zamanlarda bile korku, sadece hükümran olamayıp sevinçle karışıyor ve bunun için daha da can yakıcı bir hal alıyordu. "Ah, bilse de ölsem..." diyordu. Şimdi ona, Suad'ın, bu aşkın ne derin ve saygılı bir tapınma olduğunu bilmesi yetiyordu. Ona "Bak, senin için ölüyorum, seni sevdiğim için ölüyorum; fakat sen mademki bunu biliyorsun işte artık mutluyum..."
Sana bugün bir mektup yazdım:
En çok
En çok güllerden sözettim
Saydam renksiz tutkun güllerden
Bir gül olmak korkusundan
Nedenini hatırlamıyorum ama ağladım
‘canım..’ diye başlanılıp
Vazgeçilmiş bir sürü kağıt parçası
Ruh parçası Aşk parçası
Buğu parçası Haz parçası
Vazgeçilmiş bir sürü kağıt parçası
Her ihtimale karşı kurşun kalemle yazılan
Ayrılık mektuplarını rüzgar taşır