Amerikan ırkçılığı
Tuvaleti kullanmam gerekiyordu. İki kapı ama üç tabela vardı. Bir kapıda "ERKEKLER" yazıyordu, diğerinde "KADINLAR." Üçüncü yazı, direğe çakılmış tahta bir oka kazınmıştı. Benzin istasyonunun arkasındaki çalıları işaret ediyordu. "ZENCİLER" yazıyordu üzerinde. Merakımdan okun gösterdiği yöne gittim. Çalılar ve zehirli sarmaşıklar arasından aşağıya doğru inen bir tür patikaydı.
Alıntı
Alışveriş merkezlerinden nefret etmişti. İnsanların katil olduğunu düşünüyordu. Ona bunun pratik olduğunu ve zaman kazandırdığını anlatmayı denediğimde bunun bir saçmalık olduğunu söyledi. Ona kalırsa insanlar her şeyin anlamını yitirmesine neden oluyordu. Alfinler her şeyin bir anlamı olduğuna inanır. En basit şeylerin bile. Sinemaya gitmek sinemaya gitmek anlamına gelmeliydi. Düşünmek, karar vermek ve o şey için hazırlanmak yapacağın şeye anlam katar. Bunu alelade bir hale getirdiğinde anlamlardan uzaklaşırsın. İnsanların rastgele yaşadığını söylüyordu. Buraya geldiğimiz için şu restorana gidip orada yiyoruz. Ama aslında burada yemek istediğini bilmiyorsun çünkü bununla ilgili düşünmedin. Sadece burada diye gittin. Daren bunun tembellik olduğunu ve zihni aptallaştırdığını savundu. Ona kalırsa düşünmüyorduk ve düşünmemek alışkanlık haline gelirdi. Düşünmemek alışkanlık haline geldiğinde irademizi kaybederdik. İrademizi kaybettiğimizde ise yaşama arzumuzdan geriye bir şey kalmazdı. "Seçebilmek bir ayrıcalıktır," dedi. "Durup düşünmek sihirden daha kıymetlidir. İnsanların neden bu kadar ikilem yaşadığını, karar vermekte neden zorlandıklarını ve sürekli yardıma ihtiyaç duyduklarını daha iyi anlıyorum artık. Korkunç bir kaos akışında yaşıyorlar. Yapması gerekenlere o kadar odaklanmışlar ki nasıl yapacaklarının kendi ellerinde olduğunun farkında değiller. Bir yere varan bir sürü yol vardır ama sırf birisi bir yoldan gitti diye hepsi o yola üşüşüyor. Durup başka bir yol var mı diye düşünmüyorlar. Şehre sığmamalarına şaşmamalı, kim sadece tabela orayı gösteriyor diye tek bir yön olduğuna inanır ki?"
Sayfa 121 - Daren·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Çocuk o yıllarda orta mektep talebesi. Tabii bu resim-tabela hevesi yüzünden derslerini asıyor. Ustası Osman: "Bak ulan kömürcü! Karnede zayıf görürsem, şu dükkandan içeri adımını atamazsın, böyle bel­le!" Sonuç: Orta ikiden terk.
Alıntı
“Ben sessiz dünyayı seviyorum. Şehirde yaşayamam. Çok gürültülü geliyor. Bir sürü tabela, levha, insan ve onların yüz ifadeleri. Ben bunları çözümleyemiyorum.”
Alıntı
Ben sessiz dünyayı seviyorum. Şehirde yaşayamam. Çok gürültülü geliyor. Bir sürü tabela, levha, insan ve onların yüz ifadeleri. Ben bunları çözümleyemi­yorum.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Alıntı
“İnsanlık ikinci bin yılını bitirip, üçüncü bin yıldan gün almaya başladığında; insan, insan oluşun yüzyıllar içinde edinilmiş onuruna sahip çıkarak iyi insan olmayı, iyiliği-güzelliği-sevgiyi ya da kötülüğü-ihtirası-nefreti, bizzat yapmaya gücü yetmese bile kötülüğün sıradanlaşmasına katkıda bulunmayı seçeceği yol ayrımını çoktan geçmişti. İnsanların büyük çoğunluğu kendi varlıklarını kurbanın ettiklerinin farkında bile olmadan kötülüğün tarafını seçmişlerdi. Ama bu yol ayrımı birbirine karşıt iki yönü gösteren, açık, net, güvenilir ve berrak bir tabela olmamıştı hiçbir zaman; bir o yana bir bu yana salınmış, böylece yolu seçmek uzun bir zaman ve mesafe almış, kimi iyi insanlar kötülüğün tarafında yürüdüklerinin farkında bile olmamışlardı. İlginç olan, kötülüğün tarafında yürümeyi seçenlerin yürüdükleri yönün onları iyiliğe götürmeyeceğini daha en başında bilmeleriydi. İyilik kötülüğün kılığına giremiyordu çünkü ama kötülük sık sık iyilik kılığına giriyordu.”