Puan vermedi·680 syf.··
2024 113. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Temmuz 2024 16:25
"Ne aşk ama." "Sevdikçe asla sona ermeyeceğine seni inandıran bir aşk." #kitapyorumu Selam Maça Kızı 8 serüvenimiz tüm heyecanı, güzelliği, ters köşeleri ve kalbimizi sızlatarak üçüncü kitabıyla devam ediyor. Üçüncü kitabın başları tam bir sevgi yumağı oluyor benim için. Yaşanan bazı olayları aşırı sevdim. Özellikle Nazli'nin Bora'ya sevgisi ve kararlılığı çok tatlı değil de neydi. Vazgeçmeden Bora ile mutluluğa erdiğini de görüyoruz Nazli'nın.. Hatta bir yerinde ki ( okuyanlar bilir nerde olduklarini) güzel ve aşırı sevilesi bir diyaloğ da geçiyor Bora'dan... "Kızınız" diyor Bora. "Çok nazlı...." Kaşlarımı cattım. "Bir de ağlayınca çok çirkin oluyor." Bakışları bana çevrildi. "Kaşlarını çatinca da." "Çok ayıp." dedim, tatlı bir sitemle. Bora gülümserken, "Ama gülümsemesi....."dedi. Derin bir iç çekti. "Kimsenin değer biçemeyeceği, izlemeye doyulamayan bir tablo gibi...." Öyle güzeldi ki.....Ama her şey böyle gider mi tabi kii hayır. Okurken hep bir şeyler olucak diye elim kalbimde okudum. Tahmin ettim ama hiç bir şey bizi son sayfalara alıştıramazdı. Son sayfalardaki aksiyon, Nazli'nin o hali, yaşananlar ters köşeler ile kalbimin çarpma hızına yetişemedim desem yeridir. Kitaba başladığınız anla bitirdiğiniz anın birbirini tutmaması ve olayların bambaşka noktaya gelmesi. Bundan sonrası için nasıl olucak hiçbir tahminim yok ama çok daha farklı yerlere geleceğine eminim kitabin. Ama ben dayanacağım ve spoi almayacağım tabi kiii. Çünkü ne kadar çatlasam da tüm olayları kendim okumayı ve şaşırmayı seviyorum arkadaşlar.. Her şey tepetaklak olmuşken bakalım dördüncü kitabı nasıl bekleyeceğiz ama şöyle bir alıntı da birakmadan geçemeyeceğim ki siz anlayın.. "Kabus mu gördün." dedi "Hayır," dedim. Buna kabus demek haksızlık olurdu. " Çok güzel bir rüyadan
Maça Kızı 8 - 3. KitapDilara Pamuk · Artemis Yayınları · 2024885 okunma
9. HARİCİYE KOĞUŞU, Peyami Safa
8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2023 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2023 10:57
Hayatın Uğraşmayıp Başından Savdığı İnsanların Romanı: Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Fyodor Dostoyevski 'nin Yeraltından Notlar 'ı varsa Peyami Safa 'nın da ''Bodrum Katından Notları'' var . . . Gaz lambasını yakıp merdivenlerden yavaş yavaş ''Bodrum Katı''na doğru inelim . . . Bu roman, sadece 15 yaşındaki hasta bir gencin hastane koridorlarında geçirdiği talihsiz anılarını anlattığı, arada aşk hezeyanlarını dışa vurduğu ya da Peyami Safa 'nın birebir kendi çocukluğundan izler taşıyan yarı-otobiyografik bir roman olarak değerlendirip incelemeyi bu doğrultuda tamamlayıp biterebilirdim ancak bu romanın altında daha derinlerde yatan bir felsefe olduğunu düşünmekteyim. Lakin Peyami Safa gibi yüksek kalibreli bir yazarın kaleminin gücü, ruhunun dehlizlerini kasıp kavuran bir sebepli fırtınadan kaynaklanmaktadır. Peki ya nedir bu adamın ruhunun dehlizlerinde uğuldayan, vızıldayan ruhunu kasıp kavuran bu sebepsiz fırtınanın sebebi? . . . Talihsiz doğmuş, hayata 1-0 yenik başlamış olmanın verdiği hezeyanla hayatı daha en başlarında yeni yeni anlamlandırmaya başlamış olduğu körpecik bir yaştaki ergenin hastalığı kabullenme süreci ve iç dünyasındaki yansımalarını, hastalık sürecini ve onun üzerinde taşıdığı izlerini görmekteyiz. Ancak neden kendi yaşıtları, sağlıklı ve sokaklarda özgürce oyunlar oynarken çocukluklarını doyasıya yaşarlarken aynı yaşta olan kendisi hastane koridorlarında ıstıraplar içinde kıvranmakta hatta sürekli bir uzvunu kaybetme korkusu ile cebelleşmektedir. 15’lik Peyami’nin isyanının müsebbibi olan aklını bir kurt gibi kemiren o sorular, belki de şunlardır: Kader, beni niye pas geçmiştir? Ne günah işledim de böylesi bir ebedi cezaya bu kadar erken bir yaşta mahkum edildim? Dünya, neden herkese adil davranmaz? Hayat, şayet bir oyunsa diğerleri hayata eşit ya da 1-0 önde başlarken ben bu oyuna neden
Edebiyat
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121,1bin okunma
Reklam
8/10
·288 syf.··
2023 44. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2023 00:00
Selam millet Şömizi ve renkleri ile ilk çıktığı andan itibaren ilgimi çeken bir kitapla geldim Yazarın kalemiyle de ilk defa tanıştım Siz yazarın kalemiyle tanıştınız mı? Şömizi ve kapağıyla en beğendiğiniz kitap hangisi? Kitabın Konusuna Gelecek Olursak •Segah, ailesi gibi bir tablo koleksiyoneridir. •Mutlu giden bir evliliği vardır ama hayat hiç de planladıkları gibi gitmez •Hem eşi hem de çok almak istediği tablo ortadan kaybolur •Segah işinde başarılı Dedektif Korel ile hem tabolunun hem de eşinin peşine düşer •Fakat aramalar yıllardır sonuç vermez •5 yıl sonra tam ümitleri kesildiklerinde kendilerini bambaşka bir dünyanın içinde sırlar ve gizemlerle dolu bulurlar Kitabın Yorumuna Gelecek Olursak •Puanım 8 •Kitap bir günde bitti •Konu bakımından çok değişik bir kurguydu Tam isminin hakkını veriyordu •Segah her ne kadar güçlü kadın karakter gibi gözüksede yaşadıkları artık onu çaresiz bırakıyor •Korel ile Segah arasındaki karşı koyamamazlığı okumak çok tatlıydı •Korel hiçbir işte başarısız olmamışken Segah’ta yenilmesi duygusaldı •Kitapta sevmediğim tek bir şey oldu ben normal insanken fantastik kurguya kaydığında biraz daha şaşkınlık imaresi ve kabulenememe istiyorum bu benim kendi beklendim tabii •Kitabın başından sonuna kadar eşinin nerde olduğunu bekleyerek okuyoruz bu da akıcı olmasını sağlıyor •Sonu ise öyle bir bitti ki devamını merak etmemek elde değil Sizlere alıntı bırakarak kaçıyorum
Tablo GezginleriGamze Aydeniz · Ephesus Yayınları · 2022356 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2021 31. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2021 14:20
Orhan Pamuğu ve özellikle bu kitabı sevmediğime karar verdim (ek bölümüne bakınız). Kitabı 1996'da okumuştum bu ikinci okuyuşum. İlkinde de beğenmemiştim. Tekrar okuyuşumun nedeni Canan'ın hatrınadır :) Canan'ın kahramanımızın başını iki eliyle tutarak öptüğü yer var ya işte orda ona ben de aşık olmuştum. Dahası okurken karekterler gözünüzde canlanır ister istemez. Benim kafamda da şekillenmiş Bir Canan vardı. İlginç olan yıllar sonra Canan'ı Deniz otobüsünde görmüştüm. Yeminle söylüyorum. Kitapta bir kitaptan sözedilir. Okuyana ışık saçan bir kitap ve böylece bir gizem yaratılır. Bu Pamuğun sık sık başvurduğu bir yöntemdir. Bir kitabında çok önemli bir silah keşfedilir, bir diğerinde çok müthiş bir tablo vardır bu sefer de bir kitap. Bizlere hiç biri tasvir edilmez anlatılmaz. İşte öyle müthişdirler bununla yetinmek zorundayızdır. Bu yöntem biraz zorlama bir benzetmeyle bana fetöcü mahkemelerin gizli tanığını hatırlatır. Çok önemli şeyler söyleyen bir tanık vardır, kim? yok orası gizli. Neyse bu kitabı okuyan insanlar (en azından bir kısmı) kitapta söz edilen bir yer, bir ülke ya da bir yaşam (her ne ise bu bile tam söylenmez) peşine düşerler. Ama nerde olduğunu bilmedikleri için şuursuzca otobüslere binip sürekli gezmektedirler. Belli ki rastgele oraya ulaşacaklarını düşünecek kadar delirmişlerdir. Pöh. Oysa kitapta "talih kör değil cahildir" gibi pek güzel bir şey söylemişken Pamuk kitap kahramanlarının olasılığın ne olduğunu bilmeyen cahiller olarak görülmesine aldırış etmez. Ya da kendisi de bilmemektedir. Devamını merak eden okusun. Pamuğun Türkçesi de pek bir tuhaftır. Kitabın yazarını bildirmeden bana okutsalar pek kötü bir çeviri derdim. Okuken bazı notlar almıştım aktarayım: (Sayfa 7) "Bu ışıkla kendimi yeniden yapacağımı düşündüm" Kendimi yeniden yapmak?
Yeni HayatOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 201910,4bin okunma
Mahmut Makal ve Toplumcu Gerçekçi Edebiyat Manifestosu.
10/10
·195 syf.·
2020 130. kitabı
Hayatında bir tane köy romanını eline almayan, birkaç tane Türk Klasiğini dahi okumayan insanların köy çocukları üzerinden çıkar sağlamasına göz yuman kitleler kandırıldık, aldatıldık demeye mahkûmdur. Toplumcu Gerçekçi Edebiyat sizlere yapılan yardımları reklam "gösteriş" olarak yansıtan çıkar sahibi insanları ayırt edebilmeniz konusunda katkı sağlar. Mahmut Makal bu eserinde de şöyle bir ifade kullanır: "Türk köyünü hâlâ: "Çoban kaval çalar, anın Hayatı şairanedir. Fısıldaşır, sükût eder, Bu bir güzel teranedir." gibi dörtlüklerdeki havayla düşünenler, bu memleketi tanımıyorlar; onun gerçekleriyle hallü hamur olmadıkça köyü bildiğimizi iddiadan, onun adına avukatlık etmekten vazgeçelim bari." Onun adına avukatlık etmekten vazgeçelim bari köy çocukları şartlardan dolayı belki gözünü geç açıyor ama maddi yardımın hiçbir zaman manevi davada yardımcı olmadığını öğreniyor ve öğrenecekler. Herkes kendi davasının avukatlığını yapsın. Toplumsal meselelerde davalar arası geçirgenlik olabilir. Karşılıklı yardımlaşmalar olabilir. Ama tekrar ediyorum: "Toplumsal" olanlarda bireysel çıkarlar için uğraşanlar bu davalara girişmesin. Solunum cihazına bağlı olan köy davasına daha üst model bir solunum cihazı istemiyoruz biz. Köylünün kendi bilgisini arttırarak kendi geleceğini kurmasını, köylü kız çocuklarının ve kadınların yazgı diye yaşadıkları cehennemi söndürmek istiyoruz. O yüzden ben bir köy çocuğu ve bir öğretmen olarak Köy meselesine bu kadar değiniyor ve bu kadar yazı yazıyorum. Bu dava benim davamdır. Toplumcu Gerçekçi edebiyatla haşır neşir olmayan insanların da köy çocuklarını ağızlarından düşürmemesi beni rahatsız ediyor, etmeye de devam edecek.. Adnan Binyazar ön sözde şöyle bir cümle kullanır: "Yaşar Kemal bir konuşmasında, "Ve kendimi Mahmut Makal dışında,
Bizim KöyMahmut Makal · Literatür Yayıncılık Dağıtım · 20241,568 okunma
7/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2019 33. kitabı
elindeki tablo, ihanetin tablosu seyit... Cengiz Aytmatov un okuduğum üçüncü, bitirdiğim ikinci kitabı Cemile.Toprak Ana yı yarım bırakmış Beyaz Gemi ye bayılmıştım.enfesti.içimde bi Aytmatov okuma hevesi, hemen verdim Cemile nin siparişini...Bekledim.Geldi. Akrostijini yediğiminin 'Aragon' u hani ulan aşk hikayesi =) Dönem savaş dönemi.mor dağlardan, bozkırlara, ormanlardan, akarsulara her yer toz duman, her evde göz yaşı, her evde hasret, kalplerde sabır, dillerde dua... Dönem savaş dönemi dedik, eli silah tutan bütün erkekler cepheye gitmiş, köydeki işler kadınlara yaşlılara ve çocuklara kalmış, anaların derdi evlat, evlatların derdi vatan olmuş. hal böyleyken cepheden gelen her haber müjde, haber getiren herkes çok kıymetli.(bazıları hariç) Cepheden gazi olarak gelen bi genç var, Daryan adında, eskini yerlisi, şimdinin yabancısı olmuş, kimsesiz, garip, kadife sesli (bakmayın böyle olduğuna) Ve her köyün olmazsa olması bi Cemile miz var herkes ona yanık, herkes ona sevdalı güzeller güzeli Cemile. Ve bir de Seyit var, ha bu cemilenin Askerde ki kocasının kardeşi, hikayenin anlatıcısı, 14 yaşlarında( dedikodu yapar gibi oldu) :)) Bunların yolu cephedeki askerlere buğday taşıma depolarında kesişir ve Cemile cemileliğini o garip çulsuz daryan da daryanlığını yapar. he bide Sadık vardı ya laa cemilenin kocası.severek evlendiği.içi alev topu ama mektuplarında bile belli edemiyor bunu.töre var, adet var, saygı! var.yazamıyor sevdasını.Cephede yaralanmış, hastalanmış hastanede o sıra 2 aya evde ama... kestiiiik Güzel bi kitaptı ama abartıldığı kadar değil bence.Bi kere bir aşk hikayesi değil, bir ihanet hikayesi.Aşk herşeyinde üzerindemidir? Değildir bence. Giriş çok uzun sonu çok hızlı.Sadık a
CemileCengiz Aytmatov · Ötüken Neşriyat · 201944,6bin okunma
Reklam