Varlığı, ne kadar inceden inceye okursa okusun; varlıktaki düzenin ne kadar ayrıntısına inerse insin; bu muazzam sistemin, ancak bir ilim ve irade sayesinde var edilmiş olması gerektiğine dair zorunlu mantıksal düşüncelere asla fırsat vermeden, sadece objeyi okumaya odaklı bir yaklaşım kendisini modem seküler bilim olarak sunmaktadır. Bu anlayış, "varlık" ile "Var Eden" arasındaki zorunlu ilişkiyi, bunun tasavvurunu bile tabu olarak gördüğünden, aslında akletmeye adım bile atmış olmuyor. Çünkü akletmek, sadece varlığı incelemekle değil; Var Eden ile ilişkisini kurmakla gerçekleşir. Şayet bu denli sistematik ve bu denli iç içe ve karmaşık varlık ve hatta canlılık nasıl oluştu denirse, olanca ihtişamına ve itibarına rağmen seküler bilimin verdiği cevap insana yakışmayan bır sığlıkta ve son derece yavandır: rastlantısal ve kör bir süreçte gelişti; yani tesadüfen oluştu!
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mitolojik hikâyelerde orman koruyucusu Ayı, ormandan hunharcasına yararlananları, av hayvanlarını öldürüp tüketenleri, ağaçları kesenleri, yangın çıkaranları cezalandırmaktan geri durmaz. Çünkü Türklerde ağaç kesmenin tabu olmasına göre ormanın en eski ve kalıcı sakini olan Ayı hem de onu korumakla yükümlüdür. Mitolojik inançlarda Tayga adazı (tayganın atası) veya Tayga iyesi (tayganın sahibi) olan Ayı'nın ruhu ormanda dolaşır ve denetim yapar.
Tanrı, insanın yarattığı ve insana en uzak yaratık oluyor. Acıması, sevmesi ve üzülmesi yok; tanrı olmak ve yok olmak, birbirine çok yakın ve belki de birbirinin aynı sayılıyor. insanların hiçbir zaman tanrılaşmamasını ve tanrıya benzememesini diliyorum; Tanrı olmak, insanlıktan çıkmaktır.