İnsanların hayata dair işlerini yapmalarına yönelik böyle bir söz (metafor) vardır: "Bir gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklerseniz, o gömleğin bütün düğmeleri yanlış iliklenir. "yani bütün mesele "ilk düğmeyi doğru iliklemededir." şayet ilk düğme doğru iliklenenmezse daha sonraki düğmelerin doğru iliklenme imkanlarini da ortadan kaldırmış olursunuz. Bu bağlamda çocuk uzmanları çocukların beyinlerini hep bir "tabula rasa"ya (Boş kasete, boş CD'ye) benzetirler. Çocukların beyinleri hatta bilinç altları bu yüzden hep iyi şeylerle doldurulmalıdır, yani ilk düğme doğru iliklenmelidir.
İnsan zihninin doğuşta bir tabula rasa, boş bir levha olduğunu söyleyen deneyci Locke için bilginin kaynağını sorusuna verilecek cevap bellidir: “Deneyim yoluyla.”
Sayfa 578 - Say·Kitabı okuyor
Felsefe
Reklam
Yeni doğmuş bir çocuğun, içinde hiçbir şey olmadığı anlamda bir tabula rasa olduğunu düşünmek benim görüşümce büyük bir yanılgıdır. (..) Dolayısıyla söz konusu olan kalıtımsal fikirler değil, kaltımal fikir olasılıklarıdır.
Sayfa 85·Kitabı okuyor
Alıntı
"Pekala ... insan ruhu bir tabula rasa [boş levha] mıdır?" "Hayır, haşa. Ruhların her biri manevi bir tesisattır. Yegane­dir. İlahidir. Aksi takdirde canlılığa dair bir alamet belirmezdi. Düşün, mananın varlığı, ruhun varlığına dair aşikar bir delil de­ğil midir? Zihin anlam üretir, ruh ise manayı keşfeder."
Sayfa 50 - Atatürk'ün ruhunu çağırmak — Everest Yayınları
Alıntı
İslamiyet'te, bütün insanlar dünyaya fitraten İslam üzere gelirler. Bu, dünyaya "Tabula Rasa" (boş levha) olarak gelmediğimiz anlamına gelir. Fıtratımız, sevaba açık, küfre kapalıdır. Gerçek aidiyeti bulabilmemiz için kusursuz bir otoriteye tabi olmamız gerekir. Bir otoritede kusur gördüğümüzde, iç dünyamızda bir lekelenme olur. İman, sınırsız bir teslimiyettir. Büyüklerimiz, "İman, koca karı imanı gibi olacak." derlerdi. Yani sorgulamadan, tam bir sadakatle bağlanacaksın. Çoğu insan, "anlamadan sevemezsin," diye düşünüyor. Oysa tam tersi doğru olabilir: Sevmeden anlayamazsın. Anlamak, içine nüfuz edebilmek, hayret makamına geçebilmek için sevmen lazım. Ve bu ancak teslimiyetle olur.
Sayfa 31·Kitabı okudu
Felsefe tarihinde Yeni Çağın ilk büyük sistemleri, 17. yüzyılda ortaya çıkmaktadır: Rasyonalizm ve Ampirizm. Bu her iki akım, görüş açıları farklı olmakla birlikte, bilginin yeni yollarını yaratmak ve bulmak istemektedir. Fransa'da Rene Descartes'ın (1596-1650), "Aklın doğru kullanılmasının metodu"nu arayışı, bu çağ için karakteristiktir.
Sayfa 136
Felsefe
Reklam
Reklam