Muhammed bin Abdü’l-Vahhab’ın takipçileri tıpkı 17. yüzyılda İngiltere’deki Püriten muadilleri gibi metne bağlı literalistlerdi. Doğrudan peygambere indirilmiş ve aslını korumuş olduğuna inandıkları Kuran’ın yazılı metninden herhangi bir ödün verilemezdi. Öte yandan İbn Abdü’l-Vahhab kutsal metnin insanların tüm sorularına açık cevaplar vermediğini kabul ediyordu. Bu gibi durumlarda, mümin metnin inancın en temelde yatan prensipler açısından neyi savunduğunu anlamaya çalışmalı ve onu karşı karşıya olduğu meseleye tatbik etmeliydi. İslam hukukunda, bu çeşit bireysel muhakemenin kullanılması içtihat olarak biliniyordu. Sünni İslam’da hukuk âlimleri 13. yüzyılda bu pratiğin kurulu sosyal ve siyasi düzen için çok tehlikeli olduğu ve bu nedenle terk edilmesi gerektiği konusunda uzlaşmışlardı. Şiiler arasında içtihat, yanlış kullanılması durumunda insanları tehlikeli sapkınlığa düşürme riski taşıdığı için müçtehitler olarak bilinen ulema arasındaki en tahsilli birkaç kişiyle sınırlandırılmıştı. Buna mukabil, Muhammed ibn Abdü’l-Vahhab içtihadın bilgili kişiler tarafından kısıtlı bir şekilde kullanımının İslami pratiğe yüzyıllar boyunca Kuran ve hadislerce meşrulaştırılamayan ilaveler tercih edilebilir olduğunu yazmıştır. İbn Abdü’l-Vahhab’ın, Sufi pratiklerinin aşırılıklarını kınama ve Müslüman hukukunda içtihat prensibinin tekrar gündeme getirilmesi konusundaki önemli çağrı yapan eserleri Müslüman âlimler arasında destek buldu. Aynı şey İbn Abdü’l-Vahhab’ın 1792’deki ölümünün ardından takipçilerinin yaptığı ve gelecek bölümde bahsedilecek olan şiddet eylemleri için söylenemez.
Sayfa 138
"Benim hayatımda başka biri var. Yakışıklı, sofistike, yetenekli, tahsilli bir adam." "Ne kadar şanslısın! Ne zaman tanıştınız peki?" "Şey, henüz tanışmadık. Ama tanışmamız an meselesi."
Alıntı
Reklam
Profesör hem güzel, hem tahsilli hem de iyi aileden bir şey arıyor ve nihayetsiz ilminin kendisine bütün bu meziyetleri iste-mek hakkını verdiğini sanıyordu
Ben, çoktan korkak. Çürük elma. Eski tüfek. Ben. Yeni şiirin şairi denerek yolunmuş dilsiz papağan. Ben. Tahsilli düşkünlük. Kim bilir hangi küskün dergiden apartılmış o slogan karşısında boynum bükük. Geniş geniş gülüyorum, hüzünleniyorum işte, seviniyorum. Hayat bana bir kıyak yapacak mısın?
Profesör,hem güzel, hem tahsilli,hem de iyi aileden gelen bir şey arıyor ve nihayetsiz ilminin kendisine bütün bu meziyetleri istemek hakkını verdiğini sanıyordu.
Sana minnettarız Atam …
Cumhuriyetimizin eğitimli erkekler kadar eğitimli kadınlara da ihtiyacı vardı; yüksek tahsilli kadınların sayısı arttıkça daha fazla kız çocuğu okumaya özenir diye umut ediyordum.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Reklam
Reklam