Çünkü hiç bir uçak, hiç bir gemi, hiç bir taşıt aracı insanın kendisini kendisinden uzaklaştıramaz, geçmişinden ayıramaz. Hem saadeti aramak için dünyayı dolaş maya gerek yoktur. Mutluluk, ya da mutsuzluk insanın içindedir, onlan yük gibi taşıyorsun kendinle, nereye gidersen git, istersen dünyanın öbür ucuna git, bu yü kü taşıyorsun kendinle. Bu yük güvenilir yüktür, nereye gidersen git, ne yiter, ne batar, ne azalır, ne artar.
Zaur gelecekteki geçimini, evlerinin yapışım, eşyalarım hayalinde canlandırmaya çalıştı. Fakat darlandığmı, canının sıkıldığını hissetti. Başka bir şey düşünmek istedi, zihni bir konudan diğerine gitti. Ne hak kında düşüneceğini bilmiyordu, yani illa da bir şey hakkında düşünmek mi lazımdı? Belki düşünmek lazım değildi, fakat o zaman da aniden uyandığı bu gece saatlerini, yalamadığı ve yataktan kalkamadığı bu belirsiz vakit boşluğunu neyle dolduracağını, nasıl geçireceğini bilemiyordu.
Hasan ürpermiş, ölüm üstüne düşünmüş, bir gün, demişti, benim de kafam böyle olacak. Bir kor kunç yokluğun, çaresizliğin içine düşmüştü. Sonra birden çocuk olduğu, ölümün de ona çok uzak oldu ğu aklına gelmişti. Daha delikanlı olacak, orta yaşlı olacak, sonra da Hoca Halil gibi olacaktı.
Kimseden beklentim yok derken muhatabınızdan görev ve sorumlularını çaldığınızı, onu tembelliğe ve hissizliğe ittiğinizi unutmayın.
Çünkü insan beklentiden ibarettir.