“Tüm muhakememi de, karşı koymayı da bir kenara bırakıp o arabaya bindirilmiş, bu hastaneye getirilmiş ve deli olmuştum. Artık oradan çıksam da deli olarak damgalanacaktım. Hayır.
Deli değil. Bir sakat.
Arızalı bir insan.
Artık tam anlamıyla insanlığımı yitirmiştim.”
Evet Dazai’ nin otobiyografi tarzındaki kitabı yaşamış olduğu büyük çıkmaz ve bunalımlara rağmen (kitabı yazdığı yılda intihar ederek hayatını kaybettiği bilgisini de akılda tutunca) yazılmasında berrak bir zihinin gerekliliğini okuyucuya gösteriyor. Hayattan bu denli kaçan ve bir beklentisi olmayan birinin nihayetinde ölmeden önce hissettiklerini yazıya dökmesi kişinin ya rahatlama ya da ölüp gitse bile bir umutla anlaşılma isteğinden doğuyor gibi geliyor. Aslında umudun onu inkar eden insanda bile gizli bir şekilde bulunduğunu görmekteyiz. Bu bir yazma eylemi olarak açığa çıkıyor. Kitap Dazai’ nin çocukluktan beri hissettiği karamsarlık üzerine odaklanıyor. Eser açık ve akıcı bir anlatıma sahip bir solukta okunabilen yormayan bir eser.