Dikkat buyurun, eş güdümlü olarak farklı cepheler üzerinden, bilimsellik kamuflajı altında, nakış yapar gibi, bir İnsanlığı Yeniden Yapılandırma Projesi uygulanmaktadır.
1980’e doğru pop music’ten, ritimleri melezleştiren, sıcak liman mahallelerinde doğmuş dansları yeniden ele alan, Güney müziklerini gitgide daha fazla kullanarak en farklı enstrümanları, stilleri ve türleri birbirine karıştıran world music’e geçilir. Önce, Buenos Aires göçebeleri ile köylerdeki zengin mal sahipleri arasındaki anlaşmazlığın doğurduğu tango gelir. Derken Küba müziği olan salsa dünyaya açılır. Buena Vista Social Club, Amerikan Bili Board’unda dünyanın bir numarası olur. İspanyol (Julio Iglesias) ve Porto Rico’lu (Ricky Martin, Jennifer Lopez) yorumcular, rock ve latin ritimlerini birleştirerek 1960’ların İngiliz sanatçılarını takip ederler.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Dokunuyorum öyleyse varım
Rene Descartes'ın 17. yüzyılda Yeniçağ'ın başlangıcında insan olmanın çekirdeğini gördüğü "Düşünüyorum, o halde varım"ımn, Cogito ergo sum'unun aksine, "Dokunuyorum, dokunuluyorum, halde vanm," demek lazımdı: Tango tangor ergo sum.
Sayfa 15·Kitabı okudu
1000Kitap
İki can bir olunca benlik aradan çıkarmış. Gönül sevgiliyi bulmuşsa kuru dal bile çiçek açarmış.
Sayfa 59·Kitabı okudu
Alıntı
Maalesef nakil (aktarım) ve taklit (öykünme) üzerine kurulmuş bir bilimselliğimiz var. Son senelerde bazı cesaretlendirici gelişmeler olsa da yaratıcı fikirler; orijinal, özgün projeler üretmiyoruz. Bu durum özellikle teknoloji alanında çok belirgin fakat insan bilimleri alanında böyle olmaması lazım çünkü tasavvuf gibi kadim bir geleneğimiz var. Eğer bu alanda biraz araştırma yaparsak Batı psikolojisinin ulaştığı insan kavramının çok ötesinde bir bilgelikle buluşuruz. Hiç abartmadan diyebiliriz ki psikoloji, yeni temeller üzerinden tekrardan inşa edilir.
Sayfa 153·Kitabı okuyor
Proust burjuva çocuklarından bahsediyor:
Bu delikanlıda ve bu genç kızların tek tük erkek arkadaşlarında, giysi, giysileri taşıma, puro, İngiliz içkileri ve atlar konusundaki -en küçük ayrıntılarına kadar, bir alimin sessiz alçakgönüllüğüne yaklaşan gururlu bir yanılmazlıkla sahip olunan- bilginin tamamen tek başına, en küçük bir zihinsel kültürle tamamlanmadan gelişmiş olması, beni çok şaşırttı. Belli bir durumda smokin veya pijamanın uygun olup olmadığı konusunda hiçbir tereddüdü yoktu, ama filanca kelimenin nerede kullanılacağından veya kullanılamayacağından, hatta en basit dilbilgisi kurallarından bile habersizdi. İki kültür arasındaki bu aykırılık, Balbec Mal Sahipleri Sendikası başkanı olan babasında da aynen mevcut olsa gerekti; çünkü bütün duvarlara afiş halinde astırdığı, seçmenlere açık mektubunda şöyle diyordu: "Sözünü etmek için belediye başkanıyla görüşmek istediysem de haklı şikâyetlerimi dinlemek istemedi." Octave Casino'daki bütün boston, tango ve buna benzer dans yarışmalarında ödül kazanıyordu; isteseydi bu sayede, genç kızların dans kavalyelerini hayatlarının kavalyesi olarak seçip evlendikleri bu "sayfiye" muhitinde iyi bir izdivaç yapabilirdi. Sohbet ederken acil bir işi tamamlamak için izin ister gibi Albertine'e, "İzninizle" diyerek bir puro yaktı. Çünkü asla "hiçbir şey yapmadan duramazdı"; ama aslında zaten hiçbir zaman hiçbir şey yapmıyordu. Tam işsizlik, hem beden ve kaslarda, hem maneviyatta, sonunda aşırı çalışmayla aynı sonuçları doğurduğu için de, Octave'ın düşünceli alnının gerisindeki zihinsel boşluk, sakin görünümüne rağmen, sonunda kendisinde nafile bir düşünme hevesi yaratmıştı; geceleri tıpkı aşırı yorgun bir metafizikçi gibi uyuyamıyordu.
Sayfa 404 - Yapı Kredi Yayınları, 35.Baskı, Ekim 2025