Çetin Altan'ın siz Nobel'i aldığınızda yazdığı bir yazı var, onu hiç unutmuyorum: "Bayrakların direklerini ne kadar yükseltir­ seniz yükseltin, bayraklar o ülkeden ilk kez Nobel almış yazar kadar görünemiyor dünyadan." demişti. Sizin pek çok kitabınız dünyanın pek çok diline çevrildi. Şimdi de bu Masumiyet Müzesi dizisi 190 ülkede yayınlanıyor. Çok da tanıtım yapıldı. Masumi­ yet Müzesi dizisi reklam panosu Nişantaşı meydanına hakimdi. Rahmetli Çetin Altan'ı saygıyla anıyorum. Onu söylediği zaman Çetin Altan, Türk askeri garnizon ve bölgelerinde çok yüksek di­reklere büyük bayraklar asma modası vardı, Çetin Altan, zekasını göstererek "edebiyat da bir bayraktır" demeye getiriyor. Benim babam yaşında olan Çetin Altan'ın, Yaşar Kemal'in ve Aziz Nesin'in dostluğunu kazanmış olmaktan gurur duyarım.
Sayfa 337 - YKY yayınları 2026
Anı-Mektup-Günlük-Edebiyat
Güncel / Bilinçsizlik Hakkı
Ne zamandır bir "bilgi toplumu" yinelemesi içinde yuvarlanıp gidiyoruz: büyüklerimiz artık "çağı yakalamış" sayılabileceğimizi, çünkü bir bilgi toplumu olduğumuzu ya da olmamıza ramak kaldığını kesinliyorlar durmadan. İyi de nedir bilgi toplumu olmak dedikleri, bankamatikten para çekmek ve internette en ateşli cinsel kapışmalara ulaşmak mı, yoksa bireyleri çağdaş bilgilerle donatılmış bir toplum durumuna gelmek mi, açıklamıyorlar bize, yabancı sözcüklere bayılmalarına karşın, İngilizce karşılığını bile söylemiyorlar; ben, kendi payıma, hala anlamış değilim. Bildiğim bir şey varsa, o da, özellikle deyimin yaygınlaşmasından bu yana, koyu bir bilgisizlik ve bilinçsizlik bulutunun tüm toplumu yukarıdan aşağıya doğru sarmakta olduğu. Öğretim birliği bozuldukça bozuldu: bir yanda dine dayalı bir öğretim yapılırken, öbür yanda, herhalde "dine saygılı laiklik" ilkesinin gereği olarak, ussal ve bilimsel verilerin dinsel ilkelerle bağdaştırılmasına çalışılıyor; "küreselleşme"nin gereği olarak da İngilizce başdöndürücü bir hızla ulusal öğretim dili olma yolunda. Kenan Evren "İngilizce bilmeyen bir mühendis on yıl sonra bu ülkede iş bulamaz", diyordu. Bugün de İngilizce öğretim yapan bir okul gazetelerde "Siz hala annenizin dilini mi konuşuyorsunuz?" sözleriyle tanıtım yapıyor. Böylece, bir yandan bizim gibileri suçlarken, bir yandan da bilgi toplumu dedikleri şeyin gerçekte .ne olduğunu sezdiriyor: anadilinden bile kopmuş, Arapçayla İngilizce ya da, isterseniz, Suudi Arabistan'la Birleşik Amerika arasında bir arafta şaşkın şaşkın bir o yana, bir bu yana seğirtip dururken, bir ölçüde bizleri de arkasından sürükleyen bir seçkin kitle.
Sayfa 30 - YKY·Kitabı okuyor
Reklam
İnsanların çoğu sosyal medyaya reklam izlemek için değil
İnsanların çoğu sosyal medyaya reklam izlemek için değil, sosyalleşmek için girer, bu yüzden de tanıtım amaçlı ve aşırı kurumsal yaklaşım etkisiz kalır.
Sayfa 103·Kitabı okudu
Pazarlama - Marka - Dijital Strateji
Kimse kendisine satış yapılmasını istemez
Kimse kendisine satış yapılmasını istemez ve eğer sosyal medyayı aşırı tanıtım amaçlı kullanırsanız, çabucak filtrelenirsiniz. Hiç sizin sosyal medyada sevdiğiniz markaların reklamını görmeyi sabırsızlıkla beklediğiniz oldu mu? Muhtemelen olmamıştır.
Sayfa 5·Kitabı okudu
Pazarlama - Marka - Dijital Strateji
Her yerde bir festival.
Memleket toptan kafayı yemiş, kendini eğlenceye vurmuş. İyi işte babacığım. Sen de yapsan bir festival. Sebep? Bu işin zahirinde bir eğlence var, doğru. Lâkin altında başka şeyler var. Festival asıl onlar için yapılıyor. Nedir? İşler açılsın. Alış-veriş olsun. En önemlisi tanıtım. Ardından turizm geliyor. Yatırımlar falan. Başkan kızına hayranlıkla bakar. Ulan ne iyi ettik de şu kızı okuttuk. Bak ağzından cevahir dökülüyor. Songül: Daha da önemlisi var. Şemsettin ve Şadiye birlikte: Neymiş o? - Sensin babacığım. Kim yapıyor festivali? İlk defa hem. Şemsettin Bilen. "Çamlıpınar Festivali". Vay be! Bu seni Meclis'e bile taşır babacığım.
Sayfa 9·Kitabı okudu
DANTE'NİN YOLCULUĞU
(..) Öncelikle şu konferans tanıtım afişlerinde gördüğünüz ibarenin muhasebesiyle başlayalım: “Dante’nin Yolculuğuna İslâmcı Bakışta Bir İlk!” Kimdir Dante Aligyeri? Ve nedir Dante’nin yolculuğu? Niçin ona İslâmcı bir bakışa lüzum var? Ve neden bir ilk? Aslında benim için “Dante’nin yolculuğu”, bu konferansın mevzuunu tanımlamak için yeterli bir kavramdı. Ama genel atmosferi düşününce, hani bize “Yunanlılar’a niye bakıyorsunuz, biz ki Türk’üz” diyenleri hatırlayınca, “Dante’nin yolculuğuna İslâmcı bakış” vurgusunu gerekli gördük. Ve sevgili Akademya yetkilileri, bu bakışın bir ilk olduğunu ihtar etmenin de lüzûmunu hissetmiş olacaklar.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Sayı 8, Ekim 1997) DANTE'NİN YOLCULUĞU -I-, (31 Ekim 1997 tarihinde Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde verilen konferans metnidir.)
Akademya Yazıları
Reklam
Reklam