Tanrı tek Yasa-koyucudur ve O'nunla, sadece O'nunla egemenlik ve egemen irade konumlanır. Eğer modern devletin egemen iradesi yasada temsil ediliyorsa, Tanrı'nın egemen iradesi de öyledir. Müslümanların Tanrı'sının yasası şeriattır, açık ve öz. Ve şeriat ahlaki bir kanundur, O'nun ahlaki iradesinin bir temsili, ilk ve son meselesidir. Hukukun teknik bünyesi ve daha önemlisi dünyevi politik idarenin şekli de dahil olmak üzere gerisi teferruattır. Şeriat, Tanrı'nın Yasası ve İradesi, hem mantıksal hem de zamansal olarak her türlü yönetimden önce gelir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsan doğası gereği sosyal bir varlık olduğundan, aile, topluluk ve devlet içinde bağlantıya muhtaçtır. Devlet tek bir hedefe hizmet etmesi gereken tamamen insani bir kurumdur; o hedef de dünyevi mutluluğun imkanlar çerçevesinde oluşturulması. Devlet, doğal gerekliliktir, yani tanrı iradesidir.
Padişahlık Tanrı'nın bir bağışıdır. Otoritenin kaynağı Tanrı'dır. Onun dışında hiçbir siyasî otorite sahibi olamaz. Osmanlı Devleti'nde bu prensip o kadar derinliğine yerleşmiştir ki, bir padişah ölünce onun hayatında yaptığı bütün tasarruflar, atamalar düşer, hânedândan yerine geçen halefi berâtları yenilemezse, vezir, vali hiç kimse icra yetkisine sahip değildir, icraatları meşrû sayılmaz. Kanunî'nin ölümü (1566) ile bu tip mutlak padişah otoritesini temsil edemeyen pâdişahların (1566-1603 döneminde II. Selim, III. Murad, III. Mehmed) tahta gelmesi üzerine Osmanlı tarihinde otorite birliğinde dağınıklık ve sorumsuzluk dönemi başlamıştır.
Sayfa 44 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Laiklik, en kısa anlatımıyla, dine sınır çekmektir. Bu sınır nedir? Vatandaşın bireysel ve öznel alanıdır. Laiklik, dini, vatandaşın bireysel ve öznel alanına çekmek; dinin, devleti, siyaseti, hukuku ve eğitimi esir almasının önüne geçmektir. Laiklik, din ve devlet, din ve siyaset, din ve hukuk, din ve eğitim işlerinin ayrılması ve bunların ayrılması koşuluyla dini inanç ve ibadet özgürlüğünün güvence altına alınmasıdır. Buradaki “ayrılması” ifadesiyle anlatılmaya çalışılan da şudur: Dinin, devlet, siyaset, hukuk ve eğitim işlerine hükmetmesinin ve müdahale etmesinin önlenmesi; devlet, siyaset, hukuk ve eğitim işlerinin, din kurallarına ve dini ilkelere dayandırılmasının önlenmesi.
Nasıl ki dinler "Tanrı korkusu"na gerek duyar veya bunun varolduğunu farzederlerse, diktatör Devlet de gerekli korku ortamını yaratmaya aynı ölçüde özen gösterir.