Toynbee, Türklere karşı bu taraf tutucu hükümlerin kaynaklarını birer birer inceleyerek yanlış inançları düzeltmeye çalışır ve Batı’da Türk aleyhtarlığının dinî duygulardan doğduğunu itiraf eder. ...
Bu milletin akıl ermez mazhariyetleri, ölçülmez hazineleri vardır. Evet, bugün ümitsizliğe düşmüşüz, etrafımıza bakıyoruz, tek bir ümit ışığı yok. Fakat bu sonsuza dek olmayacağına bir delil midir? Kim bilir içimizde ilahi bir mazhariyetle doğmuş ne temiz ruhlar vardır? Ne biliyorsun ki bu ruhlardan biri, beşi, onu, taraf taraf bu zulümlerin altında isyan ederek başını kaldırmayacak ve içimizden tekrar birisi ve en ilahisi bunların başına geçip bütün Avrupa'ya, 'Yaptığınız elverir, bizi böyle boğazlayamazsınız, haydi defolun buradan!' diye haykırmayacaktır?"
Bugün Anadolu, köşesinden bucağından başlayarak hemen hemen her noktasına kadar baştan başa düşman işgalindedir. Burada İngiliz, orada İtalyan, ötede Fransız askeri, bir taraftan durmayıp iddialarını, bahanelerini her gün, her saat çoğaltarak bir adım daha memlekete girmeyle uğraşıyorlar. Dört taraf ateş içinde...
Cari sular
Müellifin sözünün zahiri, necâsetin düştüğü yerin mutlaka necis olmayacağını göstermektedir. Bu görüş Ebu Yusuf’tan rivayet edilmiş olup Buhara ve Belh âlimleri de, özellikle insanlara kolaylık sağlamak amacıyla, necâset görünür değilse bu görüşü benimsemişlerdir.
Buna karşılık el-Mebsût, el-Bedâi‘ ve el-Müfîd gibi eserlerde, necâsetin düştüğü yerin necis olacağı belirtilmiştir. Kudûrî de Muhtasar’ında “diğer taraftan abdest almak caizdir” diyerek bu görüşe işaret etmiştir. Yani necâsetin bulunduğu bölüm necis sayılmış, diğer taraf temiz kabul edilmiştir.
Ebu Yusuf’tan gelen başka bir rivayete göre ise böyle büyük su birikintileri akan su hükmündedir ve ancak renk, tat veya koku değişirse necis olur. Müellife göre sahih kabul edilmesi gereken görüş de budur.
Bu görüşe göre görünür necâset ile görünmeyen necâset arasında ayrım yapılmamalıdır. Çünkü Tahâvî’nin Cabir ve Ebu Saîd’den rivayet ettiği hadis bunu desteklemektedir.
Araştırmalar, ikisi de belli kariyere sahip başarılı çiftlerde, çalışma hayatı süresince uzun vadede iki taraftan birinin bir ödün vermiş olduğunu gösteriyor.
"Erkekler, hiç değişmeyecekleri umuduyla evlenir kadınlarla. Kadınlar ise değişecekleri umuduyla evlenir erkeklerle. Sonunda iki taraf için de sukutuhayal kaçınılmazdır."