10/10
·104 syf.··
2026 56. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 17:55
(Spoiler içerecektir!) Kitap Agfanistan'da geçiyor ve bir kadının iç konuşmalarından oluşuyor. Savaşın ortasında yalnızca bir evin tek bir odasında geçiyor. Yer döşeğinde yatan seruma bağlı, bitkisel hayatta,konuşamayan,hareket edemeyen, yalnızca nefes alan bir koca ve başında ona tespih çeken, bakımını yapan, temizleyen, aynı zamanda iki çocuğuna da bakmakla yükümlü karısı. Molla ona, Allah’ın doksan dokuz adını tespihle çekerse kocasının iyileşeceğini söylediği için kocasının nefes hırıltısının ritminde, her gün Allah’ın bir adını zikrederek dua ediyor. Bir yandan sürekli konuşuyor. Anlatıyor. Kadın zamanla kocasını Pers mitolojisindeki "Sabır Taşı"na benzetiyor. Efsaneye göre Seng-i Sabır(Sabır Taşı) diye bir taş vardır.insanlar bu taşa sırlarını anlattıkça rahatlarlar, iç huzuruna kavuşurlar, en sonunda da sabır taşı çatlayarak parçalanır, derdi anlatan ise derdinden kurtulurmuş. Kadın da yıllardır içinde biriktirdiği öfkeyi, kırgınlığı, korkuları, cinsel arzularını, mutsuz evliliğini ve en büyük sırlarını kocasına anlatmaya başlar. Kocası ilk kez onu susturamaz, yargılayamaz, sözünü kesemez.. Yıllarca konuşamayan kadın burada otoritedir. !!! (Spoiler) O kadar çok konuşur ki sırların sırrı ortaya çıkar. Ve sabır taşı, yani koca,kitabın sonunda hareket etmeye başlar. Kadının yıllardır sakladığı en büyük sırlarını ve itiraflarını dinledikten sonra ayağa kalkar, öfke ve şiddetle tepki verir. Bence kitabın en çarpıcı yanı, kadının yıllarca korktuğu şeyin tam da gerçekleşmesidir: Konuştuğu anda erkek yeniden "canlanır". Ama artık kadın eski kadın değildir; ilk kez kendi sesini bulmuştur. Bu yüzden romanın sonunda asıl dönüşen kişi koca değil, kadındır. Kitap, finalde hem gerçek hem de metaforik okunabilecek şekilde yazılmıştır. Afganistan gibi erkek
Sabır TaşıAtiq Rahimi · Can Yayınları · 2010821 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 45. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 09:23
Kireç Ocağı, aslında bir insanın yıkılışını değil, düşüncenin toplumla karşılaşınca nasıl öğütüldüğünü anlatıyor. Konrad'ın sözlerinde görünen delilik, belki de dünyanın akıllılığına duyulan en büyük itirazdır. Çocukluğunu cehennem gibi hatırlayan, insanlarla kirlenildiğini söyleyen, düşüncenin susturulduğu bir düzene öfke duyan Konrad; yalnızca kendisini değil, çağını da yargılar. Roman boyunca insanın en büyük mahkûmiyetinin dört duvar değil, anlaşılmamak olduğu hissediliyor. Çünkü toplum çoğu zaman hakikati söyleyeni dinlemek yerine susturmayı tercih eder; düşünceyi çürütmektense düşünürü "deli" ilan etmek daha kolaydır. En tehlikeli olan da budur: Kulakların duymayı, beyinlerin düşünmeyi bıraktığı yerde sessizlik erdem, itaat ise akıl sanılır. Belki de Bernhard'ın en acımasız cümlesi şudur: İnsan, çoğu zaman başkalarıyla değil, başkalarının beklentileriyle kirlenir. Bu yüzden Kireç Ocağı, bir cinayetin değil; hakikatin, düşüncenin ve insan ruhunun yavaş yavaş boğuluşunun romanıdır. Sayfalar ilerledikçe anlıyoruz ki bazen en büyük kireç ocağı taşları değil, insanın kendi zihnidir; içine düşen her düşünceyi ya taşa çevirir ya da toza.
Duygu ve Düşünce
Kireç OcağıThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2025412 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Olağanüstü Bir Hayat
8/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2026 67. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:21
Yakın tarihimizde yaşadıklarımızı bir belgesel tadında 450 sayfalık bu kitapta yeniden hatırlamış oldum. Türk televizyonculuğunda bir marka bir duayen olan Sevgili Uğur Dündar'ın güç odaklarına asla eğilmediği çıkarcı menfaatçi Yolsuzluklara bulaşan başta siyasiler,çeteler olmak üzere bir çok suç örgütüne karşı verdiği cesurca korkusuzca mücadeleden izler var kitapta. O sadece halkın tarafsızca haber alma hakkını öne çıkarmış bunu 50 yıllık gazetecilik hayatında hep önemsemiş mesleğinin daima zirvesinde yerini koruyan bir efsanedir. Kitabın 450 sayfası okuru uzun yaşanmış gerçeklerle dolu heyacanlı bir yolculuğa çıkarıyor. Bizim gibi balık hafızalı toplumların bu tür kitapları sık sık okuması gerekir diye düşünüyorum. Evet ya bunları da yaşamıştık diye buruk bir iz bırakıyor geride... Uğur Dündar'ın hayatında maddiyatın hiç bir zaman önde olmadığını da. Gerek uhdesinde birlikte çalıştığı arkadaş ve dostlarına daim yardımcı olduğu, yine Mezun olduğü vefa lisesinde eğitim gören ihtiyaç sahibi öğrencilere kitaplarının telif gelirlerini burs verilmek üzere bağışladığı gibi kendine nevi şahsına yakışır davranışlarını da bu kitap vesilesi ile öğreniyorsunuz. Uzatmadan kitabın arka kapağında ki kendisi ile ilgili değerlendirmelerle bitirelim. Uğur Dündar sırf yayıncılara değil, Türkiye'de her bireye bir rehber, bir el kitabı gibidir. Bekir Coşkun Sevgili Uğur, sen Türkiye'de hırsızların ve üçkağıtçıların korkulu rüyası olmuş adamsın. Emin Çölaşan Bir gazeteciden daha fazladır. Bir kamuoyu lideridir, "anchorman"dir. Emre Kongar Uğur Dündar'ı, özellikle şu karanlık dönemdeki kamusal işleviyle bir deniz fenerine benzetiyorum. Yol gösteriyor, ümit ve cesaret veriyor. Haluk Şahin Medyanın pisliğe, rezilliğe, çıkarcılığa bulaşıp tam anlamında yozlaştığı bir dönemde
Olağanüstü Bir HayatGökmen Ulu · Sia Kitap · 201945 okunma
Puan vermedi·116 syf.·
2026 437. kitabı
Hayatım boyunca kendimi bir arada tutmak için çok çaba sarf etmiştim. Dökülüp dağılmaya teşne parçalarımı öyle sağlam bir tutkalla yapıştırmam gerekmişti ki, bu sağlamlık beni galiba taşa çevirmişti. Taş yerinde ağırdı. Şimdiyse o taşı yerinden kaldırmam gerekiyordu, belki de yolda başına ne gelir diye düşünmeden, öylece bayırdan aşağı yuvarlamam." Melisa Kesmez hayata yeniden tutunmaya çalışan orta yaşlı bir kadın olan Türkan’ın içsel dönüşümünü ve kendini bulma yolculuğunu konu alan bir romandır.  Sessiz Bir Hayat: Türkan, hayatı boyunca kimseye yük olmamaya alışmış, kendi sınırları içerisinde hayallerini usul usul yitirmiş, adeta başkalarının hayatına "ilişerek" yaşamış bir kadındır.  sarı bir karavanla karşılaşmasıyla birlikte onun için yepyeni bir.baslangicra kapılar acilir Çiçeklenmeler kabuğundan sıyrılmayı, beklemekten vazgeçmeyi ve hayata karşı "dünyaya doğru" bir adım atıp yeniden yeşermeyi (çiçeklenmeyi) sorgulatır. Çiçeklenmeler sade dili ve dokunaklı iç hesaplaşmalarıyla okurlardan ve eleştirmenlerden tam not almıştır. Keyifle okuyuN Çiçeklenmeler
Roman-Edebiyat
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,7bin okunma
Mükemmel olmak zorunda bırakmadan yazdım bunları
Puan vermedi·
Çok akıcı bir kitaptı hiç zorlamadı beni, hep merak ederek ilerledim, Ahh Akaki canım benim, seni okurken o kadar yansıttın ki beni, insanın kendisini ne denli değersiz hissettiğini, ötekinin varlığı halinde bu değersizliğin daha bi gözle görülür olduğunu çok iyi yansıttın bize. Spoiler vermemeye çalışıyorum. Bu kısacık kitapta birçok insan kendinden bir parça bulabilir. Bu arada bu kitap için Dostoyevski” Hepimiz Gogol’un Palto’sundan çıktık” demiş. Bu sebeple kitabı daha bi heyecanla okudum ve fakat bu sorunun cevabını bulamadım  kitabımı bitirirken evet çok güzel bir kitaptı evet hissettim ancak bu cümleye tam olarak yaraşır olan şey neydi diye merak Edip durdum birazcık araştırdığımda da şunu fark ettim aslında bu kitaptan önceki kitaplar hep soylulardan burjuva‘dan ve onların tasa ve dertlerinden bahsedermiş ilk kez sıradan bir insan insanın trajedisi bir kitapta işlenmiş evet ondan önce sıradan insanlar hiç mi kitaplarda yer almazdı evet alırdı ancak ya soyluların veya kralların eğlencesi ürünü olarak veya başrol olmadan bahsedilmiş Gogol aslında basit ve gündelik hayattaki herhangi birinin tasasını bize anlatmak istedi ve diğer yazarlra yol açtı
Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve FaytonNikolay Gogol · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,5bin okunma
10/10
·320 syf.··
2026 109. kitabı
Payelll Mor Salkımlı Sokak #mahallekurgusu okumayı sever misiniz arkadaşlar? Ben cok severim.Okuduğum tum mahalle kurgulari bana sıcak ve samimi gelmiştir. Mor Salkım Sokağı da insanın ruhuna iyi gelen,yüreğini dinlendiren,kah güldüren,kah düşündüren en çokta birbirine can bağıyla sımsıkı sarılan dostların olduğu güllü lokum tadında kıymetli bir eserdi. Taksi şoförlüğü yapmakta olan Poyraz,kızkardeşi Meltem,İstanbul’da Tıp Fakültesini kazanınca asker arkadaşı Kerim in apartmanında boş daireyi tutup annesi ve kızkardeşiyle birlikte Mor Salkımlı Sokağa taşınır. Mahallenin güzeller güzeli Ahu sunun hayatına,yağmurdan kurtaran bir kahraman olarak bodoslama girer. Saygılı ve centilmen tavrıyla Ahu nun gönlünü çelen Poyraz da Ahu ya karşı boş değildir. İki guzel insanın düştüğü aşk havuzunda yaşadıklarını keyifle okurken Naciye Teyze ye kendini damat olarak nasıl kabul ettirecek derken Poyraz kıvrak bir zekaya sahip olduğu icin daha nisan olmadan kaleyi içten feth etti bile arkadaşlar Poyraz ın yılların müzmin aşığı Halil i sevdiğine kavuşturma çabalarını takdir ederken,Halil in o bitmez tükenmez sevgisi cok kıymetliydi çok. Poyraz in Ahu nun odasına taşa sarıp attığı notlar, Ahu nun hem taşları,hem notları itinayla saklaması ay cok güzeldi yaa…Bu detaylar gönlümde taht kurdu arkadaşlar Aşkı güzel yazan yazarımızın yazdığı her eseri bayılarak okuyan bir okuru olarak İnsallah daha nice nice eserlerini okumak nasip. Uzun uzun size #morsalkımlısokak ı anlatmayacağım kesinlikle okuyun benim gibi aşkla coşun derim Tek söyleyeceğim söz,eser anlatılmaz yaşanır arkadaşlar Kalın sağlıcakla @payelll_ @payelllkitaplari PAROLA YAYINLARI #okuyanteraziokuyor #okuyanterazi
Mor Salkımlı SokakPayelll · Parola Yayınları · 2024383 okunma