9/10
·144 syf.··
2026 1. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 11:30
“Yaşamak öldürür.” Soğuk ve buz gibi… Hayatın ta kendisi ama kalp kırıcı; ışıkta duran bir karanlık gibi. Biraz sessiz, biraz gölge… Hepimiz bu “yaşamak” hâlinden geçmişizdir. Bu kitap ise tam da böyle. Sıra dışı, sorgusuz ve olduğu gibi. Okurken karmakarışık hissettim; beğenmekle beğenmemek arasında şaşkınca gidip geldiğim anları çok hızlı yaşadım. Güldüren ama bu gülüş öyle komik ya da hoş olmayan bir gülüş… Daha çok hüzünlü ve tamamen kederli. Çünkü konu intihar… İnsanların çok doğal bir şeymiş gibi gelip ölümlerini satın aldıkları bir dükkân düşünün. Bir insan ölmek istiyor ve sanki bu normal bir şeymiş gibi, ölmek için araç gereçler alıyor. Okurken gerçekten “Ben ne okuyorum?” kafasına giriyorsunuz. “Acaba bunun sonunda ne olacak?” diye düşünürken, bu kısacık kitabın içinde kayboluyorsunuz. Okuyorsunuz ama kitap tarafından rahatsız ediliyorsunuz. Ki bence bu gerçekten rahatsız edici bir kitap; ama aynı zamanda onu çekici kılan şey de tam olarak bu. İntihar Dükkânı’nı okurken kitap beni yakaladı ama körü körüne bağlanmamı istemedi. Kitabın ironisi hoş, fikri yaratıcı ve anlatımı akıcı. Karanlık bir meseleyi, okuru boğmadan ele almayı başarıyor. Bu yönüyle samimi; “bak ne kadar derinim” diye bağırmıyor, sadece fikrini masaya koyuyor. İntihar Dükkânı, karanlık bir fikri alıp onu insanın dayanabileceği bir yere taşıyan bir kitap. İntiharı, umutsuzluğu ve yaşamdan vazgeçişi kutsamıyor; aksine bunlarla ironik bir mesafe kuruyor. Okurken insanı boğmayan bir tarafı da var. Bu yüzden kitap, sert bir tokat atmaktan çok okurun omzuna dokunuyor. Ben bu kitabı, insanı yormadan düşündürdüğü için sevdim. Karakterler çok katmanlı değil, olaylar zihni zorlamıyor; ama tam da bu sadelik sayesinde mesaj net kalıyor. Hayata dair umudun bazen büyük dönüşümlerle değil, küçük bir bakış
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,6bin okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2025 160. kitabı
Merhabalar Bugün yıllar önce okuduğum Sebahattin Ali eserlerinden olan Kürk Mantolu Madonna ile geldim. Sevdiğim bir kaç alıntı sizlerle. Onun sessiz sedasız yaşayışı, tahammül edişi, insanların zaaflarına merhametle ve edepsizliklerine eğlenerek bakılı kâfi değilmidir? Kim olursa olsun, bir insanın yaşamakla ölmek arasındaki büyük köprüde çabalaması korkunç bir şeydir. Bir insan diğer bir insanı, hemen hemen hiçbir şey yapmadan, bu kadar mesut etmesi nasıl mümkün oluyordu? Ahbapça bir selam ve temiz bir gülüş... Ve ben bu anda başka hiçbir şey istemiyordum. Dünyanın en zengin adamıydım... Şimdi inanıyorum... Seni beni inandırdın... Seni Seviyorum... Deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum... Hayatımın başka türlü olmasına imkân var mıydı? Zannetmem. Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayım gidecektim. Sen bana bu dünyada başka türlü bir hayatın da mevcut olduğunu, birde benim ruhum bulunduğunu öğrettin. Bunu sonuna kadar götüremediysen, kabahat senin değil... Bana hakikaten yaşamak imkânını verdiğin bir kaç ay için sana teşekkür ederim... Baş karakterimiz Rafet efendi ve Maria Puder. Rafet efendi kendisini sessizliğinden kurtarıp tatlı bir sevdaya bırakmıştı kısa ama güzel bir kitap...
Alıntı
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376bin okunma
Reklam
Yollara güller serin...
Puan vermedi·41 syf.··
2025 109. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2025 00:00
Peygamber efendimiz ve O'nun ruhu için, el fatiha.🪻️ Dedeme kendi aramızda O derdik. Ama böyle parantezli yıldızlı O. [O]* Büyüğümüz, başbuğumuz ağzımıza ne gelirse. Ondan başka yoktu çünkü. Canımız ciğerimiz her şeyimizdi valla. Ankara'ya her geldiğinde abim konfeti patlatırdı eve girerken O geliyor parçasını açardı. Annem de bize gülerdi neresi ay parçası kara dede diye. Kara mara değil valla ela gözlü baya bildiğin jön gibi bir şey bizim için. Bana yeter evlen dediğinde senin gibisini bul tamam derdim çok hoşuna giderdi. İmkansızı tanırdı. Ne doyduk diyebiliyorum ne de doymadık. İnsan çok sevince gerçekten doyulmuyormuş... Çocuklar bile nasıl mutlu olurdu o geliyor diye. Ciritçi Abdullah adı kaldı üzerinde. Öyle sanıyorlar. Evliya gibi bahsediyorlar. Yanlış bir şey söylese de rahmani bir sır arıyorlar. Bavukeağmey bir bildiği vardır. Ensar yasini okuduğuna şahit olduğu için hafız muamelesi yapıyor Emre söylediği türkülerden dolayı aşık ozan falan zannediyor. Bilmedikleri için değil, öyle düşünmek hoşlarına gidiyor. Kendi kendilerine her şarkıyı ona uyarlayıp rap yaparlar hala. Rüyalarında görüp mutlu oluyor bazen ağlıyorlar. Onların yanında mantıklı durmak zorundayız belki ama bazen onları kıskanıyorum. Ne zaman dedemden bahsetsek sabahına rüyalarında görüşüyorlar. Çocuk olmak bir nimet kıymetini bilene. Ben iki kez gördüm şimdiye kadar ikinci sefer gülerek konuştu benimle çok mutlu oldum. Normalde de kitaplarımı köye götürüp önünde ısınmak en büyük hayaliydi. Bu serseriliği bırak diyordu. Fark ettim. Bir de anneme serseri diyordu. Bence dedem baş edemeyince öyle diyordu bir de sevince. İkisi de bana uyar. Özlüyorum valla. Hayatımda iki tane böyle çaresiz özlemim var. Biri dedem. Onu düşünüp birden mutlu oluyorum, sarılasım geliyor ve onu yapamayacağımı anlayınca
Din
Yasin-Tebareke-Amme Namaz Süreleri ve DualarArif Pamuk · Pamuk Yayınları · 201116 okunma
10/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2024 37. kitabı
Hepsi birbirinden güzel, neşe ve kederin, tatlı gülüş ve incecik sızıların bir nakış gibi işlendiği beş öyküden oluşan bu kitabı çok, çok, çokkkk beğendim, bol bol altını çizecek cümle okudum.... Helal olsun sana Melisa Nur Kesmez ellerine, kalemine, yüreğine sağlık....Dertlendirdin, gözlerimi buğulandırdın, çocukluğuma götürdün, bademciklerim görülesiye güldürdün beni.... Kendini bildi bileli kabuğunu arayanlara tavsiye eder, keyifli okumalar dilerim....
Nohut OdaMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 201910,5bin okunma
7/10
·168 syf.··
2024 53. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2024 22:44
#Okudum #KitapYorum #KayıpKalp #AhmetYılmaz #DestekYayınları #Roman #168Sayfa #bookblogerileokuyoruz Merhaba arkadaşlar, Bugün sizlere Destek Yayınlarından çıkan, Ahmet Yılmaz'a ait, "KAYIP KALP" isimli romanı tanıtmaya çalışacağım. Efendim ben kapak, sayfa ve kaliteli baskılara imza atan Destek Yayınlarını ayrı seviyorum. Şöyle ki; oval sayfalar kitabın keskinliğini kırıp, yumuşak bir doku, keyifli bir desen kazandırıyor. Her alanda, her mekânda zorlanmadan okunabiliyor. Bazı baskılar var ki!..Sayfayı çevirdiğiniz halde kitap tümden kapanıveriyor. Sanki mengeneye koyupta öyle göreceğiz satırları. Böyle de olunca güç uygulamaktan hevesiniz kalmıyor. Bunları söylemeden geçmek istemedim. Bu yüzden yazarımızı da kutluyorum tercihi için. Okura özen ve ihtimam zaten buradan başlıyor. Çok sevgili nazik okur; "KAYIP KALP" İstanbul'dan başlayıp Paris'e kadar uzanan aşkla taçlandırılmış, geçmişle barışma hikâyesi. Ben okurken sanki Lise yıllarıma gittim. Böyle bir enerjik, sevgi pıtırcığı, hayâlleriyle kâh barışık, kâh küs bir kız, bazen sitemkâr, çokça tozlu raflara kaldırılmış hatıralar arasında sıkışmışlık, pudra şekerli bir gülüş, kaygan bir kalp, hırsın rüzgârına emanet bir uçurtma, acılarını ve yalnızlığını Eyfel Kulesinin en zirvesi olan üç yüz otuz metreden aşağı bırakmaya hazır bir yürek, onuruyla bazen dans eden, bazen de yeni ayakkabılarıyla üzerine basan bir hırs, yetişilemeyen aşklar, cesaret yağmurlarında ıslanan bir yüzle son sayfaya kadar rötarlı, nemli otel odası nefesiyle bitirdim kitabı. Konumuza gelirsek; Azra, hayatında duyguları ve seçimleri arasında sıkışan bir sitilisttir. Can arkadaşı Defneyle hayatın üstesinden gelmeye çalışırken, aynı zamanda birlikte tecrübe edinen iki yol arkadaşıdır. Narsist bir sevgilisi olan Azra bir türlü ilişkisini
Kayıp KalpAhmet Yılmaz · Destek Yayınları · 2024118 okunma
8/10
·512 syf.··
Beğendi
·
2024 140. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Ekim 2024 00:00
"Poyraz Bey'in dokundukça yaktığı bedenim, bu defa yüreğimi de beraberinde yakmıştı. Hem de etkisi bir daha hiç geçmeyecek bir şekilde yakmıştı." Herkese selamlar #eylül serisi çok uzun zamandır radarimdaydi ve hazır son kitapta çıkınca artık serinin vaktidir deyip okumaya başladım. İyi ki de baslamisim çünkü gerek hikayeyi gerekse karakterleri çok sevdim. Zaten yazar @goncakirrr in kalemine #evarkadaşım serisi ile asinaydim. Asla sürüncemede bırakmayan, tam dozunda olan betimleme ve iç sesleri ile akıp giden bir anlatimi var. Nitekim bu kitapta da öyle oldu. Kendimi ne ara kitaba kaptırdım ne ara bitirdim anlayamadım, öylesine güzeldi. Naif bir kurguydu bir o kadar da sevilesi karakterler ile örülmüş ve ilk sayfadan itibaren kendine bağlayan guzel bir kitaptı #Eylül #dilhun . Pek tabi ki ben yine bir karaktere düştüm ve adı da #poyraz Maşallah adı gibi esip gürleyen bir bey olur kendileri ama ayni zamanda #eylül u görünce suratına tava yemiş gibi afallayip kalanda kendisidir Ay ben ikili arasındaki cekismeye ve sonrasında oluşan çekime bayıldım. Bir ara ben nerdeyse kitaba girip Poyraz efendi bir kendine mi gelsen artık deyip saplagi yapıştıracakim Ama neyseki kendi de sonunda aydı da cafcafli laflarla kız (ve okuyucu) nasil tavlanir gördük Offf o ne süslü cümleler, ne tatlı sözlerdi öyle. Vicdansız adam eridim burada azıcık insaf be (Hoş ağzı böyle laf yapan adam var mi bilmem ama hayallerimde olanı okumak şu şekil gezmemi sağladı) Bir de yan karakterleri vardı kitabin ki ben onlarında hikayesini okumayı çok istiyorum. Özellikle de Demir ve Ilayda'nin hikayelerinin nereye varacağını aşırı merak ediyorum Arzu ile Tunç ise hikayenin yılanları, bakalım ikinci kitapta ne hainlikler yapacaklar Seriyi simdiden sevdiğim için gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Zaten
Eylül - DilhunGonca Çakır · Dokuz Yayınları · 2021343 okunma
Reklam
Reklam