Bir anda her şey olabilir!..
youtu.be/RV22xg5p264?si=... Bir Anda Her Şey Olabilir! Evet.. Şu sakin-dingin yaşadığın hayatın, bir anda tepe-taklak olabilir biliyor musun?. Şu senin sandığın vücut ülken, bir anda senden alınır. Bir hastalık, bir trafik kazası, ya da bir serseri kurşunla.. Bir anda her şey olabilir!.. Şu sahibi olduğun(!) dünya, her an kayabilir ellerinden! Güle-oynaya keyfederken, ya da en tatlı uykundayken sen, birden yer sarsılabilir.. Günlük güneşlikken her yer, aniden tepende şimşekler çakar, gök suyunu boşaltır.. Seller önüne katar, o en değer verdiklerini.. Araban, evin, canından sevdiklerini, her şeyi.. Bir anda dağlar pamuk yumağı gibi atılır! Ve sen büzülüp bir köşede eli-kolu bağlı, çaresiz seyredersin, "senin" zannettiklerinin, bir bir yok oluşunu..Kıyıdan seyredersin ancak öylece.. Bir anda her şey olabilir!.. Yerlerin, göklerin ve içindekilerin sahibi O'dur, çünkü. Sahib O'dur. Hüküm O'nundur. Mülk O'nundur! Mülkünde dilediği gibi tasarruf eder. Bir anda her şey olabilir!.. Fanisin! Acizsin, zayıfsın, hükmün "benim" dediklerine bile geçmez! Senin halin, tıpkı bir ağacın gölgesinde azıcık dinlenen yolcu misali.. Sakın sahiplenme! Ne canını ne de malını ne de dünya ve içindekileri..
1000Kitap
Mustafa Kemal'in en sevdiği şiir..
Vapur gezintisinde çevresine toplanan gençlerle konuşan Atatürk söz edebiyata gelince, Tevfik Fikret’e olan hayranlığını dile getirdi: “Onu biz okul sıralarında okurduk. Ondaki görkem, ondaki ağırbaşlı uyum hiçbir şairimizde yok.” Sevgi ve heyecanla bakan gençlerden onun bir şiirini okumalarını istedi. Herkes sustu... Gür sesle bir genç: “Ben Ferda’sını okuyabilirim!” diyerek ileri atıldı. Atatürk’ün yüzünde tatlı çizgiler belirdi: “Ferda’yı mı? Ah delikanlı, benim en sevdiğim şiirdir o. Kendim okuyacağım.” Yarın senin; senin bu yenilik, bu devrim... Her şey senin değil mi ki zaten? Sen, ey gençlik, Ey umudun güzel yüzü, işte yansıyan yerin Karşında, bir sabah göğü, saf ve bulutsuz, Titreyen kucağı açık, bekliyor.. Koş! Ey hayatın güldüren doğan şafağı, işte herkesin Gözleri sende; sen ki hayatın ümidisin, Alnında yeni bir yıldız, yok, bir güneş. Ufuklara doğ, önünde şu sıkıntılı geçmiş Sönsün sonsuza dek. Sönsün sonsuza dek o cehennem; senin bugün Cennet kadar güzel vatanın var; şu gördüğün Zümrüt bakışlı; inci neşeli kızcağız Kimdir, bilir misin? Vatanın... Şimdi saygısız Bir göz bu nazlı yüze -Allah esirgesin- Kötü bir gözle baksa, dayanabilir misin? İster misin, şu ak sakalın temiz ve görkemli, Ağırbaşlı alnına, bir kirli el demem, Hatta yabancı bir el uzansın? Şu mezarı Razı olur musun, taşa tutsun şu serseri? Elbette hayır; o mezar, o ağırbaşlı alın Kutsal birer örneğidir yurdun... Vatan çalışkan İnsanların omuzları üstünde yükselir.
Mustafa Kemal Atatürk
Reklam
İnsan Sevgiden Neden Gizlendi?.. - Garib Çoban
İnsan Sevgiden Neden Gizlendi?.. - Garib Çoban Onun Anısına Şiiri romanına, romanı şairine , gönlü aşk olan için karşılıksız sevgi götürür. İnsanın derin rüyasını tanımlar karşılıksız sevgi. Belki de başka bir yalan olarak gizlenmiş bir yalan insan insanda. Ve bir soğan gibi gerçeğin olduğu birkaç katmanda kendini gizler. Dünyalık Putlarla kaygı, bizi birden fazla kişiye dönüştürür. Bizi kendimizden başka kimse kurtaramaz. Bunu kimse yapamaz ve yapmayacaktır. Yolumuzu kendimiz yürümemiz lazım. Teheccüt vakti her yeni şehre vardığında, gezgin. Artık varlığından haberdar olmadığı kendi geçmişini keşfeder. Arkamızda kalanlar ve önümüzde uzananlar. İçimizde olanlarla kıyaslandığında çok küçük meselelerdir. Nerede olduğumuz değil, nasıl olduğumuz önemlidir. Çünkü gerçek huzur bir mekanla değil. Ruhun dinginliğiyle verilir. Herhangi bir mekanı sığınağa dönüştüren şey içsel denge, herhangi bir mekanı yuvaya dönüştüren ise kendisiyle doğru arkadaşlıktır. Öfkeyi içinde tutmak, birine fırlatmak niyetiyle sıcak bir kömür parçası tutmaya benzer. Karşılıksız sevemezsen, yanan sensin!.. Tanrıların ve kahramanların hikayeleri sadece mitolojiden mi ibarettir. Ve bu nefes darlığı ve ızdırap içinde, öyle büyük bir acı taşıyorum ki. Neredeyse dayanamıyorum. Duymuyor musun hüznümün duadaki damlalarını d/üşüyor?.. Yoksa şükürsüz geçen olayların yankıları mı var?.. Neden bu kadar çok eski kültür, insanın kökeni ve onun ilahi olanla bağlantısı hakkında benzer anlatıları paylaşıyor?..
Şubat Ayında Okuduklarım
Şubat Ayında Okuduklarım ☃️ Yolların Kanunu 6/10 ☃️ Gümüş Yürek 1 6/10 ☃️ On Küçük Zenci 9/10 ゚・✻・゚・✻・゚゚・✻・゚・✻・゚゚・✻・゚・✻・゚゚・✻・゚ Ocak + Şubat En Çok Satan Kitaplar 🌲 Kaynak : kalemkahveklavye.com/cok-satan-kitaplar 🙇 Çiçeklenmeler - Melisa Kesmez Hayatın tekdüze akıp gidişi içinde hayallerini usul usul yitirdiğini fark etmeyen, aşkın neye benzediğini unutan, bir adada tek başınaymış gibi yaşamayı benliğinin parçası olarak kabullenen, neyi beklediğini tam olarak bilmeden yıllarca bekleyen bir kadının hikâyesi… Melisa Kesmez, hayatı ıskalamış bir kadının kocasının ölümünün ardından yeni bir başlangıç yapmak için cesaret arayışını anlatıyor. Türkan’ın “her şey mümkün”lerle, yeşeren umutlarla “dünyaya doğru” attığı adımlarını takip ederek okuru çiçekli bir içsel yolculuğa davet ediyor. Çiçeklenmeler, bir büyüme hikâyesi… 🙇 Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorum - Baek Se-hee Bir yayınevinin sosyal medya yöneticiliğini başarıyla üstlenen Baek Sehee’nin hayatında her şey yolunda gitmektedir; ta ki depresyon nedeniyle psikiyatristle görüşmeye başlayana dek. Baek devamlı bir üzüntü, kaygı ve kendinden şüphe duyma hali içindeyken, çevresine karşı da son derece yargılayıcıdır. İşyerinde ve sosyal çevresinde duygularını gizlemekte ustadır; yaşam tarzının gerektirdiği sakinliği göstermek ise onun için çocuk oyuncağıdır. Ancak tüm bu çaba onu yorucu, bunaltıcı bir boşluğa sürükler ve derin ilişkiler kurmasını engeller. Bunun normal olamayacağını düşünür, hayat buysa eğer, bu normal olamaz. Ama madem bu kadar umutsuz, o zaman en sevdiği yemeği; şöyle acılı, bol baharatlı bir tabak tteokbokki’yi nasıl sürekli isteyebilir? Baek, 12 haftalık bir süreçte psikiyatristiyle olan diyaloglarını kaydederek, kendini istismar döngüsüne hapseden geribildirim mekanizmalarını, ani tepkilerini ve zararlı davranışlarını çözmeye
Serseri serzenişi
Akşam saat oldu sekiz, Şu dünyada dindar olan oluyor keriz. Âlem kral, dansöz; söz deniz, Aşk demeyin, midem bulanıyor. Kuru kuru gitmez, haram şarapta için, Kaşar içinde sevgili seçin. Kafalar güzel, haram tatlı o biçim, Temiz kalp demeyin, midem bulanıyor. Kadın gider, öküze olur köle, Çektiğinde biliyorsun nedir çile. Kimden mikrop, kimden virüslü hile, Adamlık demeyin bana, midem bulanıyor. Kader mahkûmu değilsin, gerizekâlı kalbinden. İçme rakı, bira derdinden. Kurtaramazsın elini dünyanın kirinden, Söz namus demeyin, midem bulanıyor. Kasım aşk, başka değil üçgen peşinde avareler. Aşka götürmez seni laleler. Paraya bakar sana değil kahbeler, Geçim sıkıntısı demeyin, midem bulanıyor. Kurtlar etek giymiş, mankenlik yapar. İnsan başı sıkınca Allah’a tapar. Dikkat et, Âdem’in dölü, inanmadığın cehennem seni de yakar. Dindar demeyin, midem bulanıyor.
Kitabımdan örnek bir bölüm
Aşk Üzerine Kitap adresi insanveisleri.blogspot.com Bölüm adresi insanveisleri.blogspot.com/2024/10/12-ask-... Biliyorum, bulunduğumuz dönemde tüm dizilerde, filmlerde, kitaplarda, her türlü görsel, işitsel materyalde bu konunun işlenmesi yüzünden başlığı görünce kimileri “Arkadaş yine mi aşk, zaten sapım, başka konu mu yok!” diye düşünüp “Uffff” diye ta içten gelen bir üfürmeyle sıkıntısını belli etti. Fakat insan dedik, insan deyince bu konuyu atlamak olmaz ve ben aşkı medyanın suiistimal ettiği şekilde yorumluyor da değilim. Bu nedenle bir kulak verirseniz iyi olur gibime geliyor. En önde şunu söylemem gerekir ki bize medya eliyle sunulan, romanlarda, öykülerde anlatılıp aşk diye yedirilmeye çalışılan ilişki çeşidi aşk falan değildir. Düpedüz üreme içgüdüsüdür, şehvettir. ‘Zahiri aşk’ da derler gerçi, ‘görüntüsel aşk’ demektir. Yani görüntüye çarpan kalp. Güzel bir yüz, sütun gibi bir çift bacak, renkli bir çift göz, biçimli bir kalça, bunların hepsi erkekte üreme güdüsünü kamçılayabilir. Bilinçaltında nasıl bir yavru hasreti çektiğine bağlı olarak, tercihini bunlardan birine yönelik yapabilir. Dolayısıyla hiç eğip bükmeye gerek yok, bunlara duyulan aşk da aşk değil şehvettir. Zaten aşkı anlatan o dizileri, filmleri izleyin, son hep yatakta biter. Tabii bu satırları okuyan kardeşlerim çok da böyle TV’ler, internette vakit tüketecek insanlar değillerdir. Bizler elit insanlarız, vaktimiz değerlidir, boş vaktimizde de ya satranç oynarız ya belgesel izleriz ya da klasik müzik dinleriz. İçtiğimizde de en az on yıl bekletilmiş şarap içeriz. “Bir insan hayvan değilse güzellikten nasıl etkilenmez? Nasıl olur da güzel bir çift göze bakmak mutlu etmez? Hiç mi birini sevmedin arkadaşım sen? Hatta Peygamber bile bir düğünün
Reklam
Reklam