denildigi kadar varmis, cok guzel bir kitapti. 8/10
kitap boyunca martin'in kendisini gelistirmesini okumak zevkli de olsa baslarda ruth'la yaptiklari konusmalarda fazla ayrintiya girilmedigi icin biraz eksik hissettirmisti ama sonradan martin'in yeni tanistigi insanlarla yaptigi konusmalari okuyunca ilk basta bu kadar ayrintiya girilmemesinin sebebinin martin'in o donemde boyle muhabbetleri kaldirabilecek bilgi birikimine zaten sahip olmamasi oldugunu fark ettim. okuduklari ve ogrendikleri hakkinda kurmaya basladigi cumleler muthis bir hizda gelisirken ciktigi seviye de hayret vericiydi. bir suru yazar ve dusunurden bahsediliyor olsa da, kitapta -martin'in kendini kulturel olarak epey gelistirdigi donemde- en cok bahsedilen seyler sosyalizm, nietzsche ve herbert spencer. martin her seferinde sosyalizmi desteklemedigini soylese de herkes tarafindan bir sosyalist olarak goruluyordu ve nietzsche savundugunu kimseye anlatamiyordu. ki burada, jack london kendisi sosyalist oldugu icin aslinda karakteri 'tam bir nietzsche adami' yapip bu felsefenin nasil da basarisizliga ulastigini gostermeyi istemis. herbert spencer ise martin'in en kutsal gordugu insanlardan biri.
bu kitabin otobiyografik bir yonunun de olmasi hikayeyi bazen ilginclestirdi. zaman zaman cevirmenin de ekledigi notlarla kitap ve jack london'in hayati arasinda nasil bir bagin oldugunu aciklamasiyla okuma zevki daha da guzellesmis. yasanan bazi olaylar, kitaptaki bazi karakterler jack london'in gercek hayatinda ne gibi bir anlam ifade ediyor? bunlar aciklanmis. kitapta adi gecen yazar ve sairlerle ilgili kisa anektodlar olmasi da cok faydali bence.
kitabin dili, sular seller gibi akiyor. ben iki gunde okuyup bitirdim bir saniye bile sıkmadı ki anektodlariyla birlikte 520 sayfa eden bir kitap, oyle incecik
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,9bin okunma
kurgusu karmasik oldugu kadar kaliteli, aslinda daha basitlestirilebilirmis gibi duruyor ama boyle ayrintili olmasi oyunu daha da guzellestirmis zaten. kim nerede ne yapiyor belli degil, tam bir yanlisliklar komedyasi. ama gulmekten cok gerildim cunku surekli bir seyler olup durdu, isler hep daha da karisti. islerin karisikligi oyle bir raddede ki bazi yerlerde ben kendim panikledim. shakespeare'in ilk ve kisa komedyalarindanmis, diger eserlerine gore daha acemi ama daha bu oyundan nasil bir kurgu dehasi oldugu belli oluyor, ileride yazacagi usta oyunlarin haberini veriyor gibi. ve en iyi de askla sevgiden anliyor bence. bir komedyada bile asktan bahsettigi dizelerden bal damliyor gercekten. 7/10
Yanlışlıklar KomedyasıWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20248,5bin okunma
"sacma felsefesi" denen sey buymus demek. kitabin yazimi cok cok guzel olsa da bu felsefenin agirligini hissettirecek bir sey bulamadim icinde. gerci bu, sacma felsefesinin bir agirligi olmamasindan kaynaklaniyor da olabilir. ana karakter, meursault icin hayatindaki hicbir seyin onemi yok. ama bu onemsizlik onun hayatini kotumser bir sekilde gecirmesine yaramiyor, tam tersi, hicbir seyin uzerine dusunmemesine ve vaktini gecirirken -ne olursa- keyif almasina yariyor. basina kotu bir sey gelse bile, onun icin bu o kadar onemli degil ki, bunun yerine basina cok iyi bir sey gelseydi de bir farki olmazdi diye dusunuyor ve hicbir seyden rahatsizlik hissetmiyor. o gun ise gitmek yerine cok guzel bir tatile de gidebilir ve bu onun gozunde tamamen ayni seydir. ikisinden esit miktarda keyif alir cunku onun icin gercekten hic fark etmiyor. marie'yle evlenebilir de evlenmeyebilir de. marie ona onu sevip sevmedigini sordugunda bunun da onemli olmadigini dusunuyor. marie'yle birlikte mutlu, evet, ama evlenip evlenmemeleri onun icin bir sey ifade etmiyor. evlenebilirler, evlenecekler, kabul ediyor, ama bunu buyuk bir istekle veya mutlulukla mi yapiyor? hayir. evlenseler de evlenmeseler de ona fark etmiyor. arkadasi evde oturmaya gelmek istese, onun icin fark etmez, elbette gelsin, bir onemi yok. muhabbetten sıkılsa da o ani kendi kafasinda gecistirir durur. belki en fazla andan soyutlanir. tum bunlardan gercek bir rahatsizlik duymaz. marie olse diye dusunuyor, ne olurdu, hicbir sey olmazdi. yasarken yaninda ama bir anda ölüp gitse ne olacak ki? ne diye bunun uzerine dusunmesine gerek olsun? artik yaninda degilse dusunmesine gerek yoktur. bundan once onemi varsa da artik yoktur. hayatindaki herkes gelip gecicidir ve gelip gecmelerinin de bir onemi yoktur.
duygusuzluktan bu halde
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,2bin okunma