bu incelemeyi yazip paylasmadigimi fark ettim...
2 haftadir duruyormus boyle
bir solukta okudum... nereden baslasam...
genelde incelemelerim kisa, oz olur yazip gecerim de bu kitap, onu okudugum her saniye baska baska seyler dusundurttu bana. uzerimde cok tuhaf bir etkisi oldu, boyle hafiften usudugumu hissettim kitabin yarisindan sonra, kardesime sordum "bu oda soguk mu?" diye, "yok." dedi... muhtesem kitaplar beni usutuyor herhalde.
spoiler icermeyecek sekilde bir seyler soylemem gerekirse... june, hem gorundugu kadar kompleks bir karakter hem de degil. aslinda hepimizden biri, ya da kafayi yiyenlerimizden biri ama gorunce absurt karsilanacak bir karakter degil. tam tersi, benim asiri anlayisla karsiladigim bir karakter oldu. belki june'u anlayisla karsilamak basli basina bir problemdir.
kitaptaki cogu sey irkcilik yorumlari uzerine kurulu, yazar kitabin, irkcilik hakkinda birbirinden farkli yonlerde yorumlanip ortaya konulmus fikri icermesini saglamis. en onemlisi, kitabin hangi noktasinda yazarin baslayip hangi noktasinda bittigini fark edemiyorsunuz. bu kitabin bir yazari yok sanki, sadece june genel olarak bir seyler anlatiyor. hem birinci tekil anlatimin rahatsiz etmemesi daha farkli bir sekilde sasirtici geldi bana, kitabin birinci tekil agizdan yazildigini da su an fark ettim hatta.
kisilik cikarimi mi diyeyim, icsel suruklenmeler mi diyeyim, karakter gelisimi mi diyeyim artik ne denmesi gerekiyorsa buna, rebecca kuang bu sureci islemeyi cok iyi biliyor. karakterin zihninin en uc en kose noktalarinda gezinip duruyoruz surekli. belki her yeri aydinlatmiyor ama bize anlattigi bilgilerin isiginda tum yeri gorebilmek de zor degil. karakterleri anlamak, neyi ne icin dusundugunu kavrayabilmek okuma surecinde cok keyifli oluyor.
tabii irkcilik isledigi tek konu
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
nisanda tam olarak 0 roman bitirdim.
ama kac cizgi roman bitirdin diye sorarsaniz OOHHOOOO 50'den fazladir
mayista roman okumaya doner miyim bilmiyorum okurum herhalde. nisandaki tbr listesini mayisa aktarmisiz gibi dusunecegim
evet mart da bitti. aslinda martin buyuk bi kisminda kitap okumadim, klasik iste arada olur oyle seyler. okul da varken biraz zor, calismaya cok vaktim gidiyor cunku. film az izledim ama dizi iyi izledim yine. okuduklarima gecelim
1) De Profundis 5/10
2) #k:414187 3/10
3) Addie Larue’nün Görünmez Hayatı 9/10
4) Gümüş Yürek 1 3/10
5) Dead Poets Society (rr) 10/10
6) İmkansızın Şarkısı 7/10
7) Aristo ve Dante Dünyanın Sularına Dalıyor 5/10
bu ay okuduklarimdan sadece iki tanesini begendim, biri rr'ydi diye saymiyorum. biraz sanssiz bir ay olmus... gumus yurek cok kotuydu, sevme sanati artik cok modasi gecmis ve sıkıcı biraz da, aristo ve dante'li olan da yani eh, de profundis bas agrisi yapti oscar wilde cok geveze ama uzuldum adama da.
addie larue cok guzeldi... dead poets society'yi bilmem kacinciya okudum zaten. imkansizin sarkisi da cok ozgundu ve sardi, begendim.
hepsinin incelemesini yazmisimdir
marvel'in defenders dizilerini izledim, luke cage, iron fist, the defenders, daredevil bitti. jessica jones ve the punisher'in son sezonlari kaldi, ondan sonra daredevil born again'e sonunda baslayabilirim HADI ARTIK BE
10 tane film izledim galiba bu ay az oldu iste
cizgi roman olarak infinity watch vardi elimde onu okudum. baska ultimate thor serisini ve avengers disassambled'i bitirdim simdi de the new avengers okuyom ama 60 kusur sayisi oldugu icin daha bitmedi, devam ederim
tbr dusunuyorum kesin bi sey yok aklimda bu sefer. ama Değersiz Bir Hayat ve Karamazov Kardeşler okumam sarttt gerisine bakariz icimden ne gelirse