“ Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.
(…)
Ey cemâat, yeter Allah için olsun, uyanın…
Sesi pek müthiş öter sonra kulaklarda çanın!
(…)
Sizi kim kaldıracak, sûru mu İsrâfil’in?
Etmeyin… Memleketin hâli fenâlaştı… Gelin!
Gelin! Gelin Allâh için olsun ki zaman buhranlı;
Perdenin arkası -Mevlâ bilir amma- kanlı!
Siz ki son lem’a-i ümmîdisiniz İslâm’ın,
Dayanın gayzına artık medenî akvâmın! ”
Zihni Yahudileşmiş yığınla her dakika, Katılaştı gittikçe aramdaki tefrika.
Türk tarihinin hazin hatırasından başka Nazarımdaki her şey bitti, söndü, ufaldı!
Kısa haber, az yer gereksiniyordu; gazetenin çekiciliğinin nedenlerinden birini oluşturan, her günkü yeni ve değişikliklerden yana akıllıca dengelenmiş görünümü, siyasi başyazılardan ve tefrikalardan değil, kısa haberden kaynaklanıyordu. Bu haberlerin sürekli yenilenmesi zorunluydu: Kentteki dedikodular, tiyatrodaki entrikalar, bunların yanı sıra da “bilinmeye değer”’ şeyler, kısa haberlerin en sevilen kaynaklarıydı. Tefrika türünün en belirleyici özelliklerinden biri, yani ucuz çekicilik, kısa haberde daha en baştan belirgindi.
Tefrika türünün başlaması, Temmuz Devrimi’nin basma getirdiği değişikliklerin özeti niteliğindedir. Restorasyon Dönemi’nde gazetelerin sayıları tek tek satılamazdı; gazete alabilmek, abone olmak koşuluna bağlıydı. Yıllık abonman için 80 frank gibi yüksek bir bedeli ödeyemeyenin, café’lere gitmekten başka çaresi yoktu; buralarda ise çoğu kez tek bir gazetenin başında birkaç kişi toplanırdı.
Hazret-i Osman şehîd edilmiş, kanı Kitabullah'a akmıştır. Öldürülen sadece Hazret-i Osman değildir. İslam birliği, beraberliği ve İslam vahdeti de katledilmiştir. Tefrika, ayrılık ve fitne kapısı açılmıştır, hem öyle açılmıştır ki, bir daha da kapatılamamıştır...
17 iyun, 656