10/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2026 247. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 19:16
Olay ağırlıklı ilerleyen romanda psikolojik tahliller, betimlemeler pek yer tutmasa da, karakterler gerçekçi bir şekilde kurgulanmıştır. Özellikle Zerrin karakterinin kullandığı argo kelimeler ve ifadeler yazarın bilgi birikimini ve dil kullanım gücünü ortaya koyar. Öte yandan kitabın “Birbirinden Doğan Kadınlar ve Romanlar” başlığını taşıyan, sonsöz niteliğindeki bölümde, birçok yazarın bilinmeyen eserlerini yayına hazırlamış olan Serdar Soydan bazı dikkatlerini okurla paylaşmaktadır. Tefrika yazan yazarların pek çok eser verdiğinin altını çizen Soydan, Suat Derviş’in benzer temalara odaklandığını belirtmiş ve Şoför Mustafa’nın nüvelerinin yazarın diğer karakterleri olan Sürücü Mustafa ile Kanlı Mustafa’da bulunduğunu ifade etmiştir. Öte yandan Derviş’in karakter kurma gücüne de değinir: “Suat Derviş’in Nazlı’dan Melek’e, yani 1937’den ’64’e kadar kaleme aldığı romanlarda yer alan fakir, kendisini var etmeye çalışan kadınları da birbirlerinden doğmuş gibidir. Ana karakterlerin başlarından geçenler, attıkları adımlar, arzu ettikleri, bu uğurda göze aldıkları benzerdir. Belli ki kadının bazen daha iyi bir yaşam, bazen sevilmek, arzu edilmek uğrunda bir maceraya atılması ve bu yolda bir seks işçisi haline gelmesi Suat Derviş’in uzun bir süre ilgisini çekmiş, zihnini meşgul etmiştir. Ancak o, bu romanların hiçbirinde, Yeşilçam’ın çok sevdiği ‘kötü yola düşürülen kadın’ klişesine düşmemiş, karakterlerini birer nesne değil, özne olarak kurgulamayı bilmiştir.”
Hayata Dair
Şoför MustafaSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2021293 okunma
8/10
·232 syf.··
2026 17. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 16:10
Türk edebiyatının velut kalemlerinden Mahmut Yesari tarafından yazılan Gece Yarısı romanı, 1 Ağustos 1936 ile 3 Kasım 1936 tarihleri arasında seksen beş tefrika halinde Tan gazetesinde yayımlanır.¹ Dönemin tiyatro dünyasına dair renkli bir perspektif sunan romanda Celil Mahir ve çevresindekiler aracılığıyla okur Beyoğlu'nun sokaklarında ışıltılı bir gezintiye çıkar. Gece Yarısı'nda Mahmut Yesari, dönemin tiyatro kumpanyalarına, tiyatro sanatçılarının bohem yaşantısına, günü gününe yaşayışlarına, aralarında çıkan anlaşmazlıklara ve rekabete dair önemli gözlemlerini aktarır. Romanda Darülbedayi'nin disiplinli tiyatro çalışmalarıyla amatör kumpanyaların disiplinsiz, derme çatma, belli belirsiz bir tempoyla çalışmaları, yapılacak her hazırlık için sermaye bulma uğraşları arasındaki çatışma dikkat çekicidir. Mahmut Yesari, romanına daha çok ikinci gruptaki ismleri yani amatör oyuncuları seçer: Celil Mahir, Fofo, Sunullah, Tayyar Bey, Kuvart, Sadrettin Rahmeti, Mevlüt, Bilal, Özdemir ve sonradan onlara katılacak İclal Hanım romanın asıl karakterlerini oluşturur. Bununla birlikte romanın kilit isimleri arasında Madam Zorayi ve Amca Safder'i de unutmamak gerekir. İmparatorluk artığı bu iki isim, romandaki genç karakterlerin arasında "her şeyi sezen", "herkesi tanıyan" kimlikleriyle öne çıkarlar. Bu karakterlerin gerçek isimleri çağrıştırdığından romanın arka kapağında bahsedilmektedir: "Romandaki Celil Mahir (Celal Sahir), Kuvart (Nuvart Suat), Fofo (Toto Karaca), Sadrettin Rahmeti (Nurettin Şefkati), Sunullah (Lütfullah Sururi) ve Amca Safder (Baba Saffet) gibi karakterlerin çoğu ise dönemin ünlü oyuncularını anıştırmaktadır." Oyunculuğun yalnız sahnede kalmadığı, yaşamın tadına varmak için de birtakım oyunlara başvurulduğu, insanların oyuna getirildiği, oyuna gelindiği
Gece YarısıMahmut Yesari · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20265 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·576 syf.··
2024 14. kitabı
Charles Dickens’in 1837-1839 yılları arasında tefrika edilen ve 1838’de kitap olarak yayımlanan Oliver Twist, yazarın ikinci romanıdır ve Victorian dönemin en ikonik eserlerinden biridir. Roman, Dickens’ın sosyal eleştiri gücünü en net gösterdiği yapıtlarından biri olarak kabul edilir. Roman, yetim bir çocuk olan Oliver Twist’in Londra’nın yoksul mahallelerinde ve suç dünyasında verdiği mücadeleyi anlatır. Oliver doğar doğmaz workhouse’a (yoksullar evi) verilir, orada açlık ve kötü muameleyle büyür. “Daha fazla yemek isterim” diye isyan etmesiyle başlayan macera, onu Londra’nın alt dünyasına, Fagin’in çetesine sürükler. Hikâye, Oliver’ın masumiyetini koruma çabası etrafında şekillenirken, dönemin İngiltere’sindeki sınıf ayrımını, yoksulluğu ve adaletsizliği gözler önüne serer. Dickens, tefrika roman geleneğine uygun olarak bol olaylı, cliffhanger’lı bir kurgu kullanır. Hikâye hem melodramatik hem de mizahî unsurlar taşır; ancak temel tonu sert bir sosyal eleştiridir. Temalar Yoksulluk ve Sosyal Adaletsizlik: Roman, Poor Law (Yoksullar Kanunu) uygulamasını acımasızca eleştirir. Workhouse’lardaki sistematik açlık ve aşağılama, Dickens’ın en güçlü sayfalarında yer alır. Çocukluk ve Masumiyet: Oliver, Victorian edebiyatındaki “masum çocuk” arketipinin en bilinen örneklerindendir. Çevresindeki kötülüğe rağmen ahlaken bozulmaz. Suç ve Çevre: Fagin’in çetesi üzerinden “çevre insanın kaderini belirler” fikri işlenir. Dickens, suçluları hem mahkûm eder hem de onların da birer kurban olduğunu gösterir (özellikle Nancy karakteri üzerinden). Kimlik ve Aidiyet: Oliver’ın gerçek kimliğinin ortaya çıkması etrafında dönen miras ve sınıf konuları, romanın ikinci yarısını güçlendirir. Hypocrisy (İkiyüzlülük): Orta sınıf ve din adamlarının ikiyüzlülüğü (Mr. Bumble gibi karakterler
Oliver TwistCharles Dickens · Can Yayınları · 201819,9bin okunma
Uzaktan Sevmek Kudüs
7/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 00:00
Bazı kitaplar sizi ismiyle çağırır. Kayıtsız kalamaz mutlaka kitap raflarından alıp en azından bir bakınırsınız. Derya Şafak’ın Uzaktan Sevmek Kudüs kitabını elime aldığımda, sadece bir roman okuyacağımı değil, ruhumun derinliklerinde bir sızıya dönüşen o kadim şehrin tozlu sokaklarında bir vefa yolculuğuna çıkacağımı biliyordum. Bu kitap, benim için sadece kâğıttan bir eser değil; Kudüs'ü doğrudan görmese de onu kalbinin en derin köşesinde hissedenlerin, ecdadın mirasına duyulan o büyük özlemin bir yansıması oldu. Okurken içimden şu mısralar geçti: "Girmeden tefrika bir millete düşman giremez. Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez!". İşte yazar, silinen hafızalarımıza inat, "kim olduğumuzu" hatırlatmak ve zalimin zulmünü yanlarına kâr bırakmamak için bu satırları kaleme almış. Ben de bu satırları, hırsızın ev sahibine baskın çıktığı bu düzende, kendi ismim, cismim ve insicamımla o sokaklarda yeniden var olmak için okudum. Kitaptaki Muzaffer, Merve Lina ve Burak karakterleri benim için çok özel bir yere sahip. Yazar, Asr suresini bilen iki gencin ismini bu karakterlere vererek, aslında isimlere karakterleri değil, o güzel isimlere Kudüs bilincini yüklemiş. Burak zaten evvelden Kudüs yolcusuydu; bizler de onun gibi o kutlu emanete sahip çıkacak olan "Burak Ordusu" nun birer neferi olduğumuzu bu sayfalarda yeniden idrak ettik. Kitabın her satırında bir özür ve bir söz var: "Aksa'nın şanlı yiğidi! Affet!.. Sana özgür Kudüs'ü miras bırakmak yerine, Kudüs'ü özgür kılmayı miras bıraktığımız için...". Biz şikâyet etmiyoruz; biliyoruz ki bu toprakların imtihanı Peygamberlerin imtihanı gibi ağırdır. Yusuf gibi kuyuya atılsak, Yakup gibi ihanete uğrasak, hatta Zekeriya gibi biçilsek de bedeller ödeyerek direnmeye devam ediyoruz. Peygamber Efendimizin sırtına deve
Roman
Uzaktan Sevmek KudüsDerya Şafak · Gülhane Yayınları · 202512 okunma
Puan vermedi·344 syf.··
2026 63. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 17:10
Asıl adı Hatice Saadet Derviş ve Nazım Hikmet'in çocukluk arkadaşı olan Suat Derviş, döneminin siyasi ve toplumsal mücadelesini tüm mağduriyetine rağmen bırakmayan gazetecilerdendir. Buna ek olarak Devrimci Kadınlar Birliği'nin Kurucusu olmuş ve kadın hakarıyla ilgili çalışmalarıyla iz bırakmıştır. Paylaşmakta olduğum bu kitapta iki roman bulunmaktadır. Kitaba adını veren "Onu Bekliyorum" ilk kez Cumhuriyet gazetisinde, ikinci roman olan "Büyük Ateş" de Son Posta gazetesinde tefrika edilmiştir. Daha önce paylaştığım Hiçbiri romanında olduğu gibi, bu iki hikayede de aşkla sınanan kadınların dünyasını anlatır. Her iki romanın da ortak noktası evliyken başka bir adama aşık olan ya da olduğunu zanneden kadınların duygusal çalkantılarıdır. Zira Hiçbiri de benzer bir konuya sahiptir. Özellikle "Onu Beklerken" bölümünü okurken ekstra gerildiğimi hissettim. Kocasına duyduğu aşk yüzünden yeteneğinin köreldiğine inan kadının buhranı bana "aklını başına topla be kadın" dedirtti durdu. Kadınlara olan duyarlılığına, yaşam hikayesindeki mücadeleye büyük saygı duymakla birlikte sürekli kadınların sadakatle sınamasını konu edinmesiyle, açıkçası Suat Derviş'in donanımının altında kaldığını düşünüyorum. Kadının toplumdaki yerini, haklarını, varlığını vurgulayan daha dikkat çekici hikayeler oluştursaydı, dönemin toplumsal ve siyasi yapısını dahil ederek tarihsel bir boyut kazandırsaydı gazetecilik kimliğiyle daha uyumlu olacaktı görüşündeyim. Her ne kadar hikayeleri kadının özgür seçim hakkına değinse de, sanıyorum ki daha güçlü içerikler okumak beni daha fazla etkilerdi. Suat Derviş romanlarını, kalemi temenni ettiğim keskinlikte olmasa da, akıcı anlatımıyla dinlenmek için okunabilecek keyifli romanlar olarak görüyorum. Siz de küçük bir mola vermek isterseniz
Onu BekliyorumSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2020125 okunma
Puan vermedi·415 syf.··
2026 68. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:12
"Yaşayanların dünyasında garip oluyorsun; o kadar ayrısın ki, ne lüzum var aramızda dolaşmana? Kendimizden çektiğimiz yetmiyor mu?" Huzur ilk defa Cumhuriyet gazetesinde, 22 Şubat-2 Haziran 1948 tarihleri arasında tefrika edilmiştir. Daha sonra 1949'da Remzi Kitabevi tarafından tekrar basılmıştır. Bu kitap, yazarın üzerinde en çok çalıştığı eserlerinden biri olmuş. Bazı karakterler sonradan eklenmiş, bazı sahneler çıkarılmış. Üzerinde en çok düşünüp yazdığı eserlerden biri olan bu roman dört kısımdan oluşuyor: İhsan, Nuran, Suat ve Mümtaz. Kitabın girişi, Mümtaz'ın İhsan'a doktor bulmak için dışarı çıkmasıyla başlıyor. Sonrasında ise yazarın diğer eserlerinden tanıdığımız karakterlere de rastlıyoruz. Behçet Bey ile Nurhayat Hanım, hem Mahur Beste hem de Sahnenin Dışındakiler ile bağlantı kuruyor. Eser, II. Dünya Savaşı'nın atmosferini de işliyor, en azından bunu güçlü bir şekilde hissettiriyor. Gelelim konusuna. Kısaca anlatmaya çalışacağım ama ne kadar kısaltabilirim bilemiyorum tabii. :) Konusu şöyle: II. Dünya Savaşı'nın başlamasına bir gün vardır. Mümtaz, dokuz gündür hasta olan amcasının oğlu İhsan'a hastabakıcı aramaktadır. Mümtaz'ın babası Rumlar tarafından öldürülünce annesiyle birlikte İstanbul'a gelir. Annesi de burada vefat edince, kendisinden 23 yaş büyük olan İhsan'ın yanına gönderilir. İhsan, yurt dışından yeni dönmüş ve Galatasaray Lisesi'nde tarih dersi vermektedir. Macide ve İlyas ile birlikte yaşayan Mümtaz, özellikle İlyas'ın etkisi altındadır. Olaylara bakışı, yorumlayışı ve görmüş geçirmiş hâli Mümtaz'ı derinden etkiler. Bu yüzden İhsan'ın hastalığı da onu bir o kadar üzer. İhsan'ın anlatıldığı ilk bölümde Mümtaz, ona doktor bulmak için evden çıkar. Bu bölüm hem İhsan'ın hastalığının verdiği üzüntüyle arşınladığı Beyazıt ve Eminönü
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,4bin okunma