" seni kıskanıyorlar " diyen bı ailede büyüdüm birbiki varoşun sözünü aldırmam
Halihazırda böyle bir alıntıyla karşılaşmışken söylemeden geçemem. Homeros'un kör olup olmadığı meselesi, büyük ölçüde belirsizliklerle dolu bir tartışma konusu. Eski Yunan'da Homeros'a dair biyografik bilgilerin birçoğu, kesin tarihi kaynaklardan çok efsanelere ve sonradan oluşturulan anlatılara dayanıyor. Körlük meselesi de tam olarak bu türden bir unsur. Bu inanışın en önemli kaynağı Odysseia'da yer alan Demodokos karakteri. Demodokos, Phaeaklar’ın sarayında Odysseus’a şarkılar söyleyen, destanlar anlatan bir ozandır ve kördür. Antik dönemde birçok kişi, Homeros’un Demodokos üzerinden kendisini anlattığını düşünmüş. Fakat bu yorum, modern araştırmalarda doğrudan bir otobiyografik öğe olarak kabul edilmez. Körlük, antik dünyada sıkça rastlanan, çoğunlukla ozanların ilahi ilhamla hareket ettiğini ima eden bir motiftir. Çünkü birçok kültürde körlük, dünyayı maddi gözlerle görmekten ziyade içgörü ve bilgelikle ilişkilendirilir. Misal, Truva Savaşı kahinlerinden Kalkhas ve Sophokles’in Oedipus Tyrannos’unda yer alan bilge kahin Teiresias da kördür. Yani körlüğün burada, fiziksel bir engel olmanın ötesinde, bilgi ve hikmetin bir sembolü olarak işlenmiş olduğu düşünülüyor. Öte yandan, Homeros’un gerçek bir kişi olup olmadığı da belirsiz. Eski Yunan’da, genellikle Batı Anadolu’da, özellikle de İyonya bölgesinde yaşamış olduğu söylenir, ancak bu da kesin değildir. İlyada ve Odysseia gibi devasa eserleri tek bir kişinin mi yazdığı, yoksa bu destanların sözlü gelenekte gelişerek zaman içinde farklı ozanlar tarafından mı oluşturulduğu konusu da tartışmalı. Hayatlarının ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkan körlüğü bir tür ilahi yazgı, edebi aydınlanma ve içsel vizyonun artışı olarak yorumlayan John Milton ve Jorge Luis Borges 'in aksine, Homeros 'un akıbeti net değil maalesef. (Milton, bu
Edebiyat

Asosyalist

@tankut1907
·
Görkemli Yunan tanrılarının başrolünü oynadığı Yunan mitolojisinin ilk aktarıcısı Homeros'un kör olması ironik bir durumdur.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
EZRA POUND -I.KANTO
Şairlerin şairi olarak nitelendirilen (öyleymiş, yeni öğrendim daha) Ezra Pound seçimi epey çekişmeli oldıu. Tüm https://1000kitap.com/kitap/kantolar--239415 'ı ekleyemeyince, sadece ilkini dahil ettik listeye. Diğerleri hakkında da bir fikir verir umarım. İlhan Berk ve Güven Turan Çevirisiyle iyi okumalar Ve indik sonra gemiye, Burun verdik yarılan sulara, tanrısal denize, ve Direk çektik, yelken açtık, esmer gemide, Yükleyip koyunlarımızı, gövdelerimizi de Ağlamaktan yorgun düşmüş, kıça verdik rüzgârı, Çekti götürdü bizi koca karınlı yelkenler, Kirke'nin işi bu, tanrıçanın, hotozu süslü. Yele verdik yekeyi, çöktük sonra orta yerine geminin, Yürüdük denizi, gerip yelkenleri, düşene dek gün Gömüldü güneş uykusuna, kapladı gölgeler O keanos'u, Geldik sonra sınırına, çok derin denizlerin, Kimmerlerin ülkesine ve insan dolu kentlere Bürünmüş sise, sık dokulu ve hiç delinmemiş Işıltısı ile güneşin, Çekmemiş yıldızlarını, ne de gökten bakan En esmer gece kaplamamış, yitik insanları. Geriye aktı durdu Okeanos ve sonra geldik biz Kirke'nin dediği o yere. Perimedes ve Eurylokhos burada katıldı törene, Ve çekip kılıcımı kalçamdan Çukur kazdım eni boyu bir arşın Ve sundu adadığını herbirimiz ölüsüne, Bal, tatlı şarap, ak unla karılmış su. Yakardım sonra göçük ölülerin adına; İthaka'daki gibi, en iyisini kurbanlık boğaların Ve daha bir yığın şeyi, koyduk ölü ateşine, Bir koyun da Teiresias'a başı sürünün ve kara. Boşandı kara kan çukura,
Şiir
Narkissos, Nergis
NARKISSOS hakkında birbirine benzer olsa da ufak tefek farklarla birkaç farklı tradisyon var. Bunlardan en çok bilinen ve en uzak kaynaklara dayananları buraya yazıyorum; Narkissos, Leiriope'nin oğlu olarak dünyaya geldi. Doğduğunda annesi onu Kâhin Teiresias'a götürdü, kâhin de kendisine gelecekten haber almak için başvuran bu nympha'ya ''Narkissos eğer kendi güzelliğinin farkına varmazsa uzun bir süre yaşayabilir,'' dedi. Gerçekten de henüz küçük yaşlarında bile tanrıların bile âşık olabileceği bir güzelliğe sahipti Narkissos. Büyüyüp delikanlılık çağına geldiğinde, o kadar çok talibi olmasına rağmen, sadece kendi ile ilgileniyor ve tüm taliplerini kabaca, kalplerini kırarak, küçük görerek, sevgilerini hor görerek geri çeviriyordu. Kalbini ona kaptıran genç kızların elinden, onun bu kibir ve kendini beğenmişliği karşısında aşklarından vazgeçmekten başka bir şey gelmiyordu. Günlerden birinde, Narkissos ormanda ava çıktığında, orman perisi Ekho onu görür görmez aşık oldu, fakat Narkissos Ekho'yu tıpkı diğer kızlara yaptığı gibi aşağılayarak geri çevirdi. Aşkına Karşılık bulamayan Ekho, utancından ve üzüntüsünden ömrünün son günlerini ormanda yalnız geçirdi ve orada öldü. Derler ki, o kadar yakarmış ki Narkissos için, tüm sesi ormanda yankılanır, ormanın her bir yanından duyulurmuş, o gün bugün de ormanlarda yankılanan seslere Eko denmesinin sebebi işte o peri kızı Ekho imiş. Narkissos'un reddettiği peri kızları arasında en fazla ısrarcı olan Ameinios adında bir gençti. Her fırsatta ona duyduğu derin aşkı anlatıyordu. Fakat Narkissos her defasında onu küçük düşürücü biçimde geri çeviriyordu. Bir gün Narkissos ona, ''Beni gerçekten seviyorsan, benim için kendini öldür de inanayım'' dedi ve ona bir kılıç verdi. Sonunda Ameinios, aşık olduğu adamın kılıcıyla kendi
Din
Teiresias, ünlü Yunan kahin. Tesadüfen tanrıça Athena'yı tapınağında çırılçıplak gördüğü için, tanrıça tarafından cezalandırılmış ve kör edilmiştir. Ancak bir süre sonra yaptığının biraz ağır bir ceza olduğunu düşünen Athena, telafi etmek için onun gönül gözünü açmış ve ona kehanet yeteneği vermiştir.