10/10
·288 syf.··
2026 27. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 15:43
Çoğumuzun Evrim Ağacı platformu yoluyla tanıdığı Çağrı Mert Bakırcı'nın bilimi kitlelere ulaştırma arzusu taşıyan eserlerinden birisi bu kitap. Evrim ve evrim teorisini anlayabilmek adına giriş-101 olarak okunabilecek, yaygın sorulara anlaşılır cevaplar veren ve bu konudaki okumaları ileri aşamalara taşımayı da salık veren bir eser. Bir doğa yasası olan evrimi tabii ki tarihsel bağlamı ve biyolojik temelleri başta olmak üzere, eğitim, toplumsal yaşam, akademi ve insanın kendini bilme felsefesi üzerinden sade şekilde metine aktarıyor. Tavsiye olunur. "Bu kitap, tüm bunları tek bir celsede başarabilme iddiasında elbette değildir. Ancak konuların ele alınış biçimi ve sorulan sorulara lafı dolandırmaksızın, net cevapların verilmeye çalışılmış olmasının, bu konudaki bilimsel gerçeklerin halka aktarılması ve daha geniş çevrelerce anlaşılması konusunda önem arz edeceğini umuyorum." S.260
50 Soruda EvrimÇağrı Mert Bakırcı · Bilim ve Gelecek · 2020504 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2026 6. kitabı
Bugün yeni bir küfür öğrendim. Sen kusursuzsun. Şubatın ikinci haftasında Robert Pattinson ile Jennifer Lawrence'in her şeyden uzak bir banliyöye taşınıp doğa içinde bir evde çocuk büyüttükleri filmi izlemeden önce İstiklal'de kitapçıyı dolaşırken onlarca kitap arasından seçip aldığım kitap. O film de bir kitaptan uyarlamaymış. Bence bu kitabın da filmi olsa harika olurdu. Filmini izlemek istediğim bir kitaptı. Film gibi okuduğum. Reading slump ya da o tarz şeylerde olup hiçbir şeye odaklanamadığım için bir aydan fazla elimde sürünmüş ince bir kitap olsa da gerçekti. Belki gerçek olduğu için tek celsede bitmedi. Filmi olsa bir nesle hitap edeceği kesin. Hiçbir zaman kusursuz bir hayat kurma düşüm olmadı. Son zamanlarda izlediklerimden, okuduklarımdan ve her şeyden referansla kusursuzluğun ne kadar çatlak olduğunu, öncesinde mükemmelliyetçiliğin noksanlık olduğunu düşündüğüm gibi düşünüyorum ve hissediyorum. Wabi sabi yani. Japonlar beni etkilemeyi sürdürüyor. Bu roman da bana çekici bir yanı olsa da kusursuzluk denen şeye dikkatli yaklaşmak gerektiğini düşündürdü. Kusursuzsa orda bir sorun vardır yani. Çok da kusursuz olmamak lazım. Blanchot okuyacağım bunun üzerine hazır ivme almışken. Okurken keyif aldım doğru seçimdi.
KusursuzlukVincenzo Latronico · Yapı Kredi Yayınları · 2026180 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
ŞEHADET - BAYRAK İÇİN
10/10
·752 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
Selam dostlarım Sadece bir bakışın, insanın tüm geçmişini tek celsede silebileceğine inanır mısınız? Ben bu kitabı bitirene kadar inanmazdım. O barda, sahnede bagetleri eline alan o adamın ritmiyle Selin’in omuzundaki gelincik dövmesinin çarpıştığı o saniye... İşte orada benim için dünya durdu. Hani o devasa, her sayfası emek ve yaşanmışlık kokan kitabı elime aldığımda "Eyvah, ben bu koca dünyanın içinden nasıl çıkacağım?" demiştim; ama sayfalar akmaya başladığında resmen Selin ve Murat’ın (Mubuka) o ateşli, o kemik kemiğe tutkusunun içinde kavruldum kaldım. Bu sadece bir aşk hikayesi değil; bu, iki darmadağın ruhun birbirinin söküğünü dikme, birbirinin yarasına merhem olma savaşı. Selin... Benim dertli ama bir o kadar da dik duruşlu Gelinciğim. Onu anlamak için sadece "hemşire" deyip geçmek büyük haksızlık. Selin’in yaşadığı durum aslında tam bir duygusal hayatta kalma mücadelesi. İzmir’in o konforlu, her istediğinin önüne geldiği hayatını elinin tersiyle itip Ankara’nın o gri ayazında nöbetten nöbete koşması aslında bir özgürlük şovu değil; o bir kaçış. Geçmişte o Ata denilen şahsın ruhunda açtığı o derin gedik, Selin’i resmen insanlara karşı buzdan bir kale örmeye itmiş. Kimseye güvenmiyor, kimseyi o kalenin içine almıyor çünkü tekrar o "değersizlik" ve "hiçlik" kuyusuna düşmekten ölesiye korkuyor. Omuzundaki o gelincik dövmesi aslında "Bakmayın narin durduğuma, toprağımdan koparırsanız canınızı yakarım" diyen sessiz bir çığlık. Selin aslında sevilmekten değil, sevildiğine inanıp tekrar yarı yolda bırakılmaktan korkan, ruhu her saniye tetikte bir vaka gibi. Kendi ayakları üzerinde durma hırsı, aslında içindeki o kırılgan kızı korumak için ördüğü devasa bir zırh. Ve sonra Murat Burak (Mubuka) giriyor kadraja... Ya yazar sen nasıl bir karakter yarattın böyle? Özel
Şehadet - Bayrak İçinTuğçe Aksal · Parola Yayınları · 202622 okunma
Puan vermedi·108 syf.··
2026 32. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 00:00
"ÖYLEYSE VURUN BALTAYI" "Şu an yazmaya karar kıldıysam sadece ve sadece kendimi gölgemle tanıştırmak isteyişimdendir. Duvarın üzerinde eğilip duran ve ne yazarsam iştahla yutan gölgem!" Görünmeyen yaraları, bastırılmış öfkeleri ve sessiz başkaldırıları kadınların içinden, onların sesiyle anlatıyor yazar bize. Kitabın adı bile başlı başına bir meydan okuma: "Öyleyse Vurun Baltayı". Teslimiyeti değil, boyun eğmeyi reddeden bir direnişi fısıldıyor âdeta kulağımıza. Eser, toplumun kalıplarıyla biçimlendirilmeye direnen karakterleriyle, "budanarak şekillendirilen" hayatların ardındaki çığlığı duyuruyor. Yazar, doğanın kendisi kadar köklü ve döngüsel bir anlatım kuruyor, tıpkı bir incir ağacının budandıkça daha çok meyve vermesi gibi, karakterler de maruz kaldıkları her budamada yeni bir direnç biçimi geliştiriyorlar. Kırt, kırt, kırt... Makasın her hamlesinde kendini bulan bir Gülümser. Belki de en çok ismine yakışmayan ama ismiyle barışmak zorunda kalan bir kadın. Makasın sesi, onun iç dünyasında açtığı yaraları mı temizliyordu, yoksa her kesişte biraz daha mı kanatıyordu? Bilinmez. Ama bilinen bir şey var: Gülümser, makasın ritminde kendini buluyor, her kırt sesinde biraz daha görünür oluyordu. Asiye'nin yarım kalan anneliğini tamamlamak istedim hayalimde. Yazar öyküyü bitirdi bitirmesine ama ben devam ettirdim. Asiye'nin boş kalan kollarını hayallerimle doldurdum, susan sesini duymaya çalıştım. En çok Asiye için üzüldüm belki de, en çok onun yarım kalmışlığına takıldı gözüm. Tek Celsede ayrılan hayatlar... Mahkeme salonlarında birkaç dakikada bitiveren evlilikler, ardında yıllar süren hesaplaşmalar bırakıyor. Sayısız ihtimali beraberinde getiriyor bu ayrılıklar. Ya şöyle olsaydı, ya böyle bitmeseydi, ya bir cümle daha söylenseydi? Gerçek yaşamın hatırlattıklarıyla,
Edebiyat
Öyleyse Vurun BaltayıSeher Tanıdık · Metinlerarası Kitap · 202516 okunma
Öyleyse Vurun Baltayı - Öykü kitabı incelemesi
10/10
·108 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Öyleyse Vurun Baltayı, Seher Tanıdık imzasını taşıyan, kısa öykülerden oluşmasına rağmen yoğunluğu ve derinliğiyle uzun süre zihinde kalan bir eser. Kitabın en belirgin özelliği şiirsel anlatımı. Özenle işlenmiş metaforlar, bir üstadın elinden çıkmış nadide bir tablonun renkleri gibi hem tek tek güçlü hem de bütün içinde kusursuz bir uyum hâlinde. Budanan Dallar, Kırılan Hayaller Kitaba adını veren “Öyleyse Vurun Baltayı” öyküsünde zeytin–incir ağacı metaforu merkezde durur. Çeşitliliğin zenginlik olarak görülmesi gerekirken hazmedilemeyen kısmın ötekileştirilip budanması… Bu metafor üzerinden, hayalleri ve hülyaları anlaşılmamış bir genç kızın kırılgan dünyasına gireriz. Baltanın inmesi yalnızca ağaca değil, bireyin varoluşuna yönelmiş bir darbedir. Ailevi tahammülsüzlük, sert hâliyle sembolleşir. Yalınlığın Çarpıcılığı “Çürük Yumurta”da babasıyla problemli bir çocukluk yaşamış genç bir kızın, babasının son günlerindeki acizliğini anlatışını izleriz. Burada dil özellikle sade tutulmuştur. Duygusal yoğunluk süslemeyle değil, çıplak gerçeklikle kurulur. “Kambur Köprünün Yorgunları”nda çocuk özlemiyle kucağı boş bir kadının çaresiz çırpınışı çarpıcı bir biçimde verilir. Köprü, iki yakayı birleştiren bir yapı olmaktan çok, geçilemeyen mesafenin sembolüne dönüşür. Yorgunluk yalnız bedenin değil, ruhun da yüküdür. Normalin Sorgulanışı “Marazlı” öyküsü kitabın felsefi damarını belirginleştirir: Normal nedir? Normali normal yapan kriterleri anormal mi belirler? Kıstasın kendisi problemli olabilir mi? Herkesin kör olduğu bir toplumda körlük mü normaldir, yoksa tek gözü gören mi anormal sayılır? “Kime göre, neye göre?” sorusu, metnin merkezinde yankılanır. “Göz Hakkı”ndaki sürpriz son ise hem gülümsetir hem düşündürür. Tanıdık, kısa öykü formunun imkânını iyi kullanarak dar bir
1000Kitap
Öyleyse Vurun BaltayıSeher Tanıdık · Metinlerarası Kitap · 202516 okunma
Mısır'a Sultanı Kuyudan Gelir
Puan vermedi·336 syf.··
2026 3. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 04 Şubat 2026 22:57
Hem yazarımız Yasin PİŞGİN'in ilk okuduğum eseri hem de okuduğum ilk tefsir kitabı. Sade akıcı zengin ve güzel bir dil ile yazılmış bir eser. Yusuf kıssası Peygamber Efendimize Rabbimizin vahiy yoluyla bildirdiği ve daha önce de kıssa hakkında bilgi sahibi olmadığı en güzel kıssalardandır. Âyettteki ifadesiyle "ahsenu'l-kassas"tır. Hz. Yusuf'un kıssası, tek sürede, tek celsede ve oldukça ayrıntılı güzel bir şekilde anlatıldığı ve Kur'an'ın diğer kıssalarından farklı bir nitelik taşımaktadır. Severek okuyup tavsiye edeceğim bir tefsir ve eserdir:)
Din
Mısır'a Sultanı Kuyudan GelirYasin Pişgin · Timaş Yayınları · 20251,510 okunma