Türkiye’nin önde gelen, duayen mimarlarından Doğan Tekeli’nin öz yaşam öyküsü ve kendi kaleminden ömrünün 60 yılını verdiği meslek yaşamı…
Kitapta ilgimi çeken noktalardan biri; 1960’lı yıllarda, o dönemin en ünlü mimarlarından biri Richard Neutra’nın “Biçim işlevi izler. Az, çoktur.” felsefesini Doğan Tekeli’nin mimarlık, sanat ve yaşam felsefesi haline getirmesi oldu. Neutra’nın “ Mimarlık biyolojidir” sloganı o zamanların bir başka ünlü sloganıymış. Neutra biyoloji bilmenin en önemli nokta olduğunu düşünüyor. “ Hayvanat bahçesi tasarlamak isteyen mimar, nasıl ki hayvanların biyolojik gereksinimlerini bildiği oranda başarılı olursa, insan için çalışan mimar da, insanı tanıdığı oranda başarılı olur.” Her mimarın ve tasarımcının aklının bir köşesinde kalması gerektiğini düşündüğüm bir felsefe, hatta bilimsel bir gerçek belki de…
Doğan Tekeli mimarı olduğu yapıların tasarlama sürecinden, bitimine kadar geçirdiği evreleri kitapta tek tek anlatıyor.
Ayrıca kitapta en çok dikkatimi çeken şeylerden biri mimarlığın sürekli ve her zaman, her iktidar döneminde politikanın müdahalesine maruz kaldığı oldu. Türkiye’de hiçbir zaman özgürce tasarlamanın, belli kalıpların dışına çıkmanın, politikanın ve bürokrasinin müdahalesi olmadan kendi sanatını ifade edip, fark yaratmanın mümkün olmadığını Doğan Tekelinin yaşamını okurken bir kere daha fark ediyorsunuz. Bu müdahalenin AKP ile başlamadığını, AKP’nin Menderes’ten itibaren bu müdahaleyi daha da yozlaştırarak devam ettirdiğini örneklerle görüyorsunuz. Bu baskı, tek düzelik, çürüme ve yozlaşma yaratıyor. Fark yaratmayı, gelişmeyi ve ilerlemeyi engelliyor. Bunun da kültürel, toplumsal, politik… bir sürü nedeni var. Bunlar bu kitabın dışında konular ama bunlara bağlı…
Mimarlık, sanat, işlevsel, farklı, yaratıcı