Puan vermedi·104 syf.··
2026 5. kitabı
Kitap karmaşık duygularının eseri olmuş bir kadının, kocasının alnının ortasına ateş etme sürecini anlatıyor. Akıcı, hızlı okunan bir kitap. Fakat tüm karakterlerin duygusal anlamda çöküş içinde bit hayat yaşamaları ve tek düzelik sıradanlık beni rahatsız etti. Her şey öylesine ve boşvermişlik içinde geçiyor sanki. Tek bir an kadının çocuğuna duyduğu sevgi orda ayrılsa da bunu da elinden alınınca hayat daha karmaşık hale geliyor. Okurken biraz ruhunuz da daralma hissedebilirsiniz ve onların ruh hallerini iç dünyanızda yaşayabilirsiniz.
İşte Böyle OlduNatalia Ginzburg · Can Yayınları · 20222,676 okunma
7/10
·488 syf.··
2025 46. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2025 20:17
Türkiye’nin önde gelen, duayen mimarlarından Doğan Tekeli’nin öz yaşam öyküsü ve kendi kaleminden ömrünün 60 yılını verdiği meslek yaşamı… Kitapta ilgimi çeken noktalardan biri; 1960’lı yıllarda, o dönemin en ünlü mimarlarından biri Richard Neutra’nın “Biçim işlevi izler. Az, çoktur.” felsefesini Doğan Tekeli’nin mimarlık, sanat ve yaşam felsefesi haline getirmesi oldu. Neutra’nın “ Mimarlık biyolojidir” sloganı o zamanların bir başka ünlü sloganıymış. Neutra biyoloji bilmenin en önemli nokta olduğunu düşünüyor. “ Hayvanat bahçesi tasarlamak isteyen mimar, nasıl ki hayvanların biyolojik gereksinimlerini bildiği oranda başarılı olursa, insan için çalışan mimar da, insanı tanıdığı oranda başarılı olur.” Her mimarın ve tasarımcının aklının bir köşesinde kalması gerektiğini düşündüğüm bir felsefe, hatta bilimsel bir gerçek belki de… Doğan Tekeli mimarı olduğu yapıların tasarlama sürecinden, bitimine kadar geçirdiği evreleri kitapta tek tek anlatıyor. Ayrıca kitapta en çok dikkatimi çeken şeylerden biri mimarlığın sürekli ve her zaman, her iktidar döneminde politikanın müdahalesine maruz kaldığı oldu. Türkiye’de hiçbir zaman özgürce tasarlamanın, belli kalıpların dışına çıkmanın, politikanın ve bürokrasinin müdahalesi olmadan kendi sanatını ifade edip, fark yaratmanın mümkün olmadığını Doğan Tekelinin yaşamını okurken bir kere daha fark ediyorsunuz. Bu müdahalenin AKP ile başlamadığını, AKP’nin Menderes’ten itibaren bu müdahaleyi daha da yozlaştırarak devam ettirdiğini örneklerle görüyorsunuz. Bu baskı, tek düzelik, çürüme ve yozlaşma yaratıyor. Fark yaratmayı, gelişmeyi ve ilerlemeyi engelliyor. Bunun da kültürel, toplumsal, politik… bir sürü nedeni var. Bunlar bu kitabın dışında konular ama bunlara bağlı… Mimarlık, sanat, işlevsel, farklı, yaratıcı
Mimarlık: Zor SanatDoğan Tekeli · Yapı Kredi Yayınları · 201920 okunma
Reklam
7/10
·285 syf.··
2025 65. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2025 00:00
Yavaş yavaş sıkıcı olmaya başladı hikâye. İlk iki kitabın filmini çektikleri hâlde devamını çekmemiş olmaları bir şeyler anlatıyordu aslında ama kitabı okuyana kadar onu sorgulamamıştım. Böyle söyleyince yanlış anlaşılmasın, asla kötü bir kitap değil. Hatta verdiği haz ilk iki kitapla bire bir aynı, ki bu tek düzelik yordu sanırım beni. Elbette yolun yarısını geçtiğim için serinin devamını da okuyacağım artık, bunun alternatifi yok.
Titanın LanetiRick Riordan · Doğan Egmont Yayıncılık · 20196,1bin okunma
6/10
·160 syf.··
2025 74. kitabı
"Aylak Adam", isimsiz bir ana karakterin (C.) İstanbul'da geçen,amaçsız dolaşmaları ve iç hesaplaşmaları üzerine kurulu bir romandır. C., toplumun dayattığı "iş,evlilik, statü" gibi normları reddeder;sokaklarda, sinemalarda, tesadüfi ilişkilerde kaybolur. Onun aylaklığı,bir tembellik değil, bilinçli bir kaçış ve özgürlük arayışıdır. Artılar:·Sıradışı karakter çözümlemeleri, ·Türk edebiyatında nadir bir"varoluşçu" bakış, · Şehir ve yalnızlık temasının etkileyici işlenişi. Eksiler:·Eylemsizlik ve tek düzelik bazı okurları sıkabilir, -Belirsiz son, okuyucu da tatminsizlik yaratabilir. -Kişisel Görüşüm:"Aylak Adam",sadece bir roman değil,bir protestodur. C.'nin pasif direnişi,modern insanın tüketim çılgınlığına ve yapay ilişkilerine bir aynadır. Ancak,eylemsizliğiyle de okuru huzursuz eder. İyi Okumalar...
Aylak AdamYusuf Atılgan · Yapı Kredi Yayınları · 201771,1bin okunma
9/10
·337 syf.··
2025 66. kitabı
Ah be Nerissa zümrüt gözlü melez güzelim benim Hayatı ile unutulmayacaklarım arasına giren ,yazarın ilk kitabıyla da duygudan duyguya sürüklendiğim ve yine Türk'lerin Sarah Jio'su sözümün arkasında durduğum bir güzellikle geldim. Bir insanın kaderi kaç kez değişir? Kaç aile edinebilir ahir ömründe? Ekildiği toprakta çiçek açacakken sökülen bir can Nerissa. Önce gerçek anne,babasını kaybeden Afrikalı bir aileye evlat edinilen ve ruanda da soykırım ile annesinin ölümüyle köylerine gelip kendini rahip olarak tanıtan Erward ile İrlandaya gelmesiyle hayatı bambaşka bir yere savrulan masum bir kalp. Kitaba önce eşiyle problemler yaşayan polis memuru Roman ın üzeri meşmürde halde karakola getirilen bir kadını sorgulaması ile başlıyoruz. Üzerinde erkek kıyafeti, elinde geri dönmüş mektuplarla sürekli ağlayan bu kadın kimin nesi derken yıllar önceye dönüp hayat hikayesini bizzat kendinden dinlerken soykırım,aile kavramı,aşk,hayalkırıklığı, örgüt yapılanmalarının karanlık yüzü,kıskançlık, dostluk ,ölüm gibi kavramların hepsini öyle içiçe harmanlanmış ki Afrika'dan, irlanda'ya hatta ordan Türkiye'ye kadar bir hayata tutunma çabasıydı. Grete ile olan dostluğu,Stefan ın desteği , Mago nun kıskançlık ve hainliği, geride bıraktığı kardeşi Faraz 'a olan düşkünlüğü (öz olmadığı halde) ve yaşanan soykırım da himaye altına alınan 3 küçük çocuk hepsi ama hepsi hayatın içinden ,gerçekçi örnekler. Kardeşinin Müslümanlığı seçmesi, Edward 'ın arkadaşı Cenk ten bahsederken Türkleri övgüsü küçük ama muhteşem ayrıntılardı benim için. Kalp atışlarının çizelgesindeki gibidir aşk biraz aşağı biraz yukarı ,tek düzelik ölüm demektir. Aşkta zaten böyledir tek düzeyse ölmüş demektir... Tıpkı Nerissa ve Edward ın yaşatmak için yaşamaktan vazgeçmeye gönüllü oldukları gibi...
Güneşin Doğduğu YerYağmur Kutsal · Kumran Yayinevi · 201818 okunma
İnsan ,unutanmıydı yoksa unutturulan mı...?
Puan vermedi
Başlık her ne kadar tedirgin edici olsada içerik oldukça hicvi. Bilindik bir anlatımın,anlatıcısı değişirse konuyu değişime sevk eder mi ? Sanırım etmez, fakat farklı bir pencereden bakmanızı sağlayabilir. Yazar da yalın ve ekonomik kullandığı kalemiyle bunu hedeflemiş. Sınırlı anlatım, sınırsız bakış. Bu tek düzelik beni tatmin etmiyor, aynı bilgilerin tekrarları bazen yeterli gelmiyor, farklı açılardan bakmayı seviyorum, olayları ve konuları, zıddı ile merak edebiliyorum diyorsanız , mistik felsefe diyebileceğimiz , ayrıcalıklı eserler arayışında olanlara önerebilirim. Ve bu önerim ile anlatılan havva'nın soyundan geldiğimin bir ispatı olmuş olur. Ne demek istediğimi kitabı okuyunca anlayabilirsiniz:))) Havva , yüzünü örten bukleler arasından dik dik baktı. Ben çirkinmiyim? ~Hayır değilsin ama daha güzel olman mümkün. Havva nasıl? diye sordu. ~Az güzelliğini süslenerek telafi edebilirsin bunun için, *Göstermek istediğin yerleri gizle, gizlemek istediğin yerleri göster dedi. O gün kadının yüreğine güzel olma arzusu kök saldı. Çünkü sevilmeyen bir kadın,aynaya baktığında sadece kusurlarını görür. Kadın ancak aşık olduğunda güzelliğini kazanır ,o zaman mutluluk tacını takar. Tanrı bir günlüğüne tanrılığı şeytana bıraktı ,o da @şkı yarattı . Hastalığa kim sebep olmuşsa, şifayı ancak o verebilir. İki hazinesi olan,birini kaybetmedikçe diğerinin kıymetini bilmez. Eyy Havva ! bir elmanın yükü nasıl da kondu omuzlarına...buda benden. Şeytana Göre Âdem ve Havva'nın Cennetten Kovulması
1000Kitap
Şeytana Göre Âdem ve Havva'nın Cennetten KovulmasıBedrettin Şimşek · İkinci Adam Yayınları · 202418 okunma
Reklam
Reklam