içinden neler de çıkmıyordu yarabbi! Tespih böcekleri, adı
bilinmeyen diğer böcekler, sineklerin çeşitleri, kelebekler, tırtıllar,
hatta bütün azası yerli yerinde sıçanlar... Sıçanı iki canlı bir
taze görmüş de, görmesiyle çocuğunu düşürmesi bir olmuş . . .
Bütün bu işlerin sebebi de malum: Namussuz hükümet buğdayları tekmil Alman'a veriyor. Her gün vagon vagon ekmek sevk olunuyormuş. Gözleriyle görenler kıyamet gibi. ..
"Düşünce için bu dünyada her şey sonsuzdur. Karınca da olsa düşünce bir gün bir yolunu bulup fili yener. Onun için bizler karıncaların en küçük bir düşüncesine izin vermeyeceğiz. İzin vermemek için de kafamızı çatlatıp, bütün filler ve hüdhüdler, sarıca karıncalar, yani tekmil biz sömürücüler, yok yok özgürlükçüler, onlar kıyamete kadar düşünmesinler diye yeni icatlar bulacağız."
Fillerin çağıydı bu çağ. Yeryüzünü baskıları altına alacaklar, tekmil yeryüzünü, karınca, kuş, ağaç, börtü böcek, çiçek, insan sömüreceklerdi. Bunun için de önce beyinleri, duyguları, toprağı, suyu, bedenleri yozlaştıracaklardı.
Gökteki yıldızlar, çiçekler, ay, güneş sevinç açtılar, sevinçten ışık saldılar. Bütün dünya gülüyordu. Şu ovanın tekmil insanları da katıldılar sevincine Seyranın.
“ Bu ülkelerin, bu kentlerin, bu kırgının öcünü senden alacağız, ey zalim, ey ahmak, ey sersem sultan. Bu yaptığın eeey kocaman, kör gözlü zulüm dağı. Bu yaptığın senin de, o kocamış ulukepezin de yanına kalmayacak… Çok yakında o küçücük, iğne ucu kadar küçücük karıncalardan belanı bulup yeryüzünün tekmil yaratıklarına rezil olacaksın, rezili rüsvay…”