“Tektip tüketim ürünleri üretir gibi insan davranışı üretmek, makineleri şartlandırır gibi tepki taslakları ortaya koymak, ticari mal üretir gibi standart bireyler yaratmak..
Peki, anti-demokratik totaliter rejimlerin nüfusu tek yönetimde toplama ve ideolojik koşullama gibi uygulamaları olduğunu düşünürsek, bu türden bir üretim sürecinin bizi kaygılandırmasının sebebi aynı zamanda totaliterlik ütopyasının hedefleniliyor olmasından çekinmemiz olabilir mi?
1970'lerde eleştirel düşüncenin önemli bir kısmının yaptığı gibi, totaliter yaklaşımın liberal demokrasilerin ve pazar toplumlarının temelinde gizliden gizliye ve yavaş yavaş ilerlediğini atlamamak gerekir. Kitle kapitalizmi standart davranışlar üretir: Bireyleri bol şekerli bir kültüre batırır, tüketim koşullarını tektipleştirir, insan arzularını normalleştirir. Herkes herhangi bir nesneye sahip olduğu an itibarıyla kendini olmuş bitmiş, bir bütüne uyum sağlamış ve son derece demokrat hisseder. Bu hissin yanında bir de herkesin ticari olarak peşinde olduğu bir arzu nesnesinin sahibiyse kendi tekilliğini belirlediğini sandığı en ufak bir değişkeni genelleştirilmiş konformizme bağışlayarak bu nesneyi teşhir edebilir.”
"İsa, Augustus'un hükümranlığı döneminde doğmuştu, Augustus ise, deyim yerindeyse, yeryüzündeki birçok krallığı tektip düzleme indirgemiş, böylece tek bir imparatorluğa sahip olmuştu. Şayet birçok krallık olsaydı, bu durum İsa'nın dünyanın dört bir yanına yayılmasını engellerdi."
(Origenes, Contra Celsum / MS 248)
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yüzyılın başında kafeler, sohbet ortamları, müzeler ve kütüphaneler, sosyal demokrasiye, modern sanata, kültürel paylaşıma ve Ulysses gibi eserlere zemin hazırlamıştı. Yeni dünya düzeni ise bankaları, tektip alışveriş merkezlerini, güvenlik kameralarını ve ünlülerin hayat hikâyelerini üretmiş. Acayip. Dünya ne hâle gelmiş böyle. Her gün kendi Ulysses'lerini yaşama imkânına sahip insanlar, bunu ıskalayıp saçma sapan işlerin peşinden koşuyor. Kim kimi öpmüş, nerede indirim varmış, savaşı kim kazanırmış. Oysa bütün savaşları insanlık kaybeder. Ne zaman öğreneceksiniz?
"Kadın, dalgalı denize benzer komutanım!"
Her birinin ayrı tepkisi vardır, tektip davranan biz erkekler bununla başa çıkamayınca onları anlaşılmaz ve tahmin edilemez olmakla suçlarız hemen!"
Muhafazakâr iktidarlar kültür altyapısına yatırım yapmayı yeterli görür. Kültürün içeriğine öncelik vermez. Klişecilik, sloganik sözler,boş bir ecdatçılık desteklenir. Eğitimde de, kültürde de "insan" yetiştirmek değil, "nefer" yetiştirmek esastır. Hâlbuki eğitim de, kültür de düşünmeyen, sadece emre göre davranan, lider ne derse onu tekrarlayan, zevki, fark, kişiliği, rengi olmayan tektip insan yetiştirmek demek değildir.