Disneyland'den Daha Gerçek Bir Dünya
Puan vermedi
Jean Baudrillard'ın Simülakrlar ve Simülasyon kitabı, okurken insana bir kitap değil de zihnin duvarlarını söken bir deneyim yaşatıyor. Baudrillard'ın derdi gerçekliği açıklamak değil; aksine bize "gerçek dediğimiz şey gerçekten var mı?" sorusunu sordurmak. Kitabın merkezindeki fikir şudur: Modern insan artık gerçeklikle değil, gerçekliğin kopyalarıyla yaşamaktadır. Bir zamanlar imgeler bir şeyi temsil ederdi; bugün ise temsil ettikleri şey ortadan kalkmış, geriye yalnızca imgeler kalmıştır. Baudrillard buna simülakr der. Televizyon, sosyal medya, reklamlar, siyaset, hatta kimi zaman ilişkiler... Hepsi birer simülasyon üretir. İnsan artık hayatı yaşamaktan çok onun gösterisini izler. Mutlu görünmek mutlu olmaktan, bilgili görünmek bilmekten, özgür görünmek özgür olmaktan daha önemli hale gelir. Baudrillard'ın ünlü Disneyland örneği tam da bunu anlatır. Disneyland'ın yapay olduğu söylenir ki dışarıdaki dünyanın gerçek olduğuna inanalım. Oysa Baudrillard'a göre asıl simülasyon Disneyland'ın dışında başlamaktadır. Çünkü gündelik hayatın kendisi de imgeler, tüketim alışkanlıkları ve medya tarafından inşa edilmiş büyük bir sahnedir. Kitabı okurken aklıma sık sık şu düşünce geldi: Belki de çağımızın en büyük trajedisi hakikatin kaybolması değil, hakikate ihtiyaç duymamamızdır. Artık insanlar gerçeği aramıyor; kendilerini iyi hissettiren hikâyeleri arıyorlar. Çünkü simülasyonun en güçlü yanı yalan söylemesi değildir, gerçeğin yerine geçmesidir. Psikolojik açıdan bakıldığında ise Baudrillard, modern insanın yabancılaşmasını çok erken görmüş bir düşünürdür. İnsan kendi hayatının öznesi olmaktan çıkıp kendi imajının yöneticisi haline gelmiştir. Kendimizi yaşamak yerine kendimizi sergiliyoruz. Bu yüzden kalabalıklar içinde yalnız, sürekli bağlantı halinde ama derin ilişkilerden
Felsefe
Simülakrlar ve SimülasyonJean Baudrillard · Doğu-Batı Yayınları · 20141,253 okunma
9/10
·240 syf.·
2026 43. kitabı
"Paul Lynch, Peygamberin Şarkısı romanında düzenin bir anda nasıl kaosa dönebileceğini son derece gerçekçi bir şekilde gözler önüne seriyor. Kitap, uzak bir gelecekteki hayali bir dünyayı değil; sahip olduğumuz huzurun ve güvenli hayatın aslında ne kadar kolay sarsılabileceğini anlatıyor. Faşizmin ve baskının bir topluma nasıl yavaş yavaş, adeta normal hissettirilerek sızdığını bir ailenin dağılışı üzerinden izlemek gerçekten çok etkileyiciydi. Hikayenin Eilish adında bir annenin gözünden anlatılması, karakterin çocuklarını ve evini korumak için verdiği o çaresiz mücadeleyi çok daha yakından hissetmemi sağladı. Yazarın diyalogları satır aralarına gizleyen ve nefes aldırmadan akan tarzı, okurken insanın üzerine sinen o tekinsiz havayı çok iyi desteklemiş. Kitap bittiğinde, televizyonda sıradan birer haber olarak izlediğimiz göçlerin ve savaşların arkasında ne kadar büyük insan hikayeleri olduğunu bir kez daha düşündüm. Abartılı cümlelere kaçmadan, insanı doğrudan gerçeğin yalınlığıyla sarsan çok başarılı bir roman."
Peygamberin ŞarkısıPaul Lynch · Delidolu Kitap · 20241,958 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·184 syf.··
2026 17. kitabı
Bazı kitapları siz okursunuz, bazıları sizi okur. Sıfırdan Az benim için ikincisi oldu; adeta bakmak istemediğim bir aynaya dönüştü. Olay örgüsünü uzun uzun anlatmanın bir anlamı yok. Kim kiminle birlikte oluyor, kim hangi gece kayboluyor, kim kime ne yapıyor; romanın kendisi bile bunları sağlam bir hikayenin temeline oturtmuyor. Sonu gelmeyen partiler, partilerden sonra başlayan after’lar, sabaha kadar uzayan ve hiçbir yere varmayan geceler. İnsanlar sürekli hareket ediyor ama kimse gerçekten bir yere gitmiyor. Bir evden ötekine, bir arabadan ötekine, bir bedenden ötekine geçiliyor. Bütün bu savruluşun içinde hayat ilerlemiyor; yalnızca erteleniyor. Her şey dönemin en önemli kanalı olan ve kitapta oldukça atıfta bulunulan MTV klipleri gibi akıyor. Bir şarkı, bir araba, bir otel odası, bir yüz, bir televizyon görüntüsü ve bir başka sabah. Yüzler değişiyor. Sevgililer anlamsızlaşıyor. Mekanlar bulanıklaşıyor. Arkadaşlıklar, ilişkiler, geceler, vaatler birbirinin yerine geçebiliyor. Ama belirli bir madde hep aynı kalıyor. Her şeyin değiş tokuş edilebilir olduğu bir dünyada, en kalıcı bağın insanla uyuşturucusu arasında kurulması romanın en rahatsız edici tarafı. Her şey çözülürken o tek bağ sıkılaşıyor. Geriye kalan tek sadakat neredeyse o oluyor. O sadakatin de ismi Kokain. Bu kitabın bakmak istemediğim bir aynaya dönüşmesinin sebebi de bu aslında. Bir dönem birini tanımıştım. Onu değil belki ama onun etrafında oluşmuş büyük boşluğu düşündüm bu kitabı okurken. Büyük bir şehre geldikten sonra gecelerin, çevrelerin, uyuşturucunun ve hızla tüketilen yakınlıkların içinde yavaş yavaş yönünü kaybetmiş birini. Çok sayıda insanın arasında yaşayıp hiçbirinde gerçekten kalamayan, hayatı dolu görünen ama o doluluk içinde kendine ait bir yer bulamayan birini. Onun hayatında
Sıfırdan AzBret Easton Ellis · İthaki Yayınları · 202643 okunma
Fetö
9/10
·506 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
66 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 19:10
Nedim Şener i tebrik etmek lazım 500 sayfa yazmış kolay değil kafadan atmamış Hepsinin bir dayanağı var belgeli dipnotlu Eğer feto terör örgütünü tanımak istiyorsanız mutlaka bu kitabı okumalısınız böyle bir derdiniz varsa Şeytan devlet gibi davranmış 50 yıllık 60 yıllık plan yapmış bugün liseye giden öğrencilerin komutan olduğu zamanı düşünmüş hakim olduğu zamanı düşünmüş savcı olduğu zamanı düşünmüş Bir gün devlet başkanı olabileceklerini hayal etmiş ve onların avucu içinde istediği gibi hareket etmelerini sağlamış Bir televizyon programında Nedim Şener in feto terör örgütü devlete sızmadı devletin kendisiydi dedi Bu kitabı baştan sona okuduğunda anlıyorsun ki bu boş bir söz değil altı dolu bir cümle Yazarı tebrik ediyorum Gerçekten çok iyi bir iş çıkarmış Mutlaka okuyun
Mahrem İçinde MahremNedim Şener · Destek Yayınları · 20247 okunma
Günümüzde kitaplar gerçekten de yanıyor mu?
7/10
·202 syf.··
2026 3. kitabı
·
60 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 14:45
Fahrenheit 451 kitabı, yıllardır okumak istediğim ve bana çokça övülen bir eserdi. Eninde sonunda okuduktan sonra fikirlerim biraz karmaşık diyebilirim. Bu kitabı dönemsel olarak değerlendirmemek epeyce yanlış olur açıkçası. Okura sunduğu distopya aslında günümüze kadar güncelliğini koruyor ve hatta yazarın kendisinin bile tahmin edemeyeceği kadar günümüz dünyası ile paralellik taşıyor. Bu paralelliğin gerçekten tek farkı bilginin, haberin ve bilimum her ürünün kısaltılıp küçültülerek mini mini paketler haline getirilmesinin dünyadaki kitapların yakılmasıyla değil, insanların sosyal medya üzerinden bireyeselleştirilmesi ile uyutularak yapılması. Ki bazı açılardan bakınca gerçek dünyadaki durum sanki daha da korkunç. Bradbury, tüm bunları daha televizyonun yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı dönemde yazmış. Kitapta "aile" olarak bahsedilen ve insanların hiç görmediği, bağlantısının olmadığı, yalancı kişiliklere bağlanmasının; günümüzde sosyal medya fenomenleri ve influencerları aracılığıyla yaşanıyor olması da inanılmaz bir öngörü diyebilirim. Kitabın bence eksik noktası bitişinin bende sönük bir iz bırakması. Hatta roman içerisinde yaşanan olaylar genel olarak insanda merak uyandıran bir senaryo çizmiyor. Guy Montag'ın hikayesi, sadece yazarın kafasında kurduğu distopyayı sunmak için bir araç olarak kalmış. Ancak buna rağmen günümüz dünyası ile korkutucu düzeyde benzerliği ile benden 7/10 puanını alacak kadar da iyi bir kitap. Tek üzüntüm bana övüldüğü kadar akıcı ve güzel bir anlatının olmamasıydı açıkçası. Ray Bradbury Fahrenheit 451
Edebiyat
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,4bin okunma
8/10
·72 syf.··
2026 9. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 01:55
Kitap özellikle çocukların okuması için sade akıcı şekilde yazılmış. Gayet haklısın dediğim yanları oldu ancak daha bugün yaşadığım bir yakınımın çocuğunun (5yaş) okuldan gelir gelmez televizyon izlemek istemesi ve yazara göre izlesin istediğinde bırakır demeliyiz. Aynı çocuk yine aynı anda daha yemek yemeden popkek yemek istiyor, onu isterken odasından çikolata getiriyor bunlara da izin verelim. Aynı çocuk arabaya bindiğinde çocuk koltuğuna oturmak da istemiyor. Ben kitabı okuduğumda evet bu açıdan bakmamıştım haklısın dediğim taraflar oldu ancak bir çocuğun her istediğinin de özgürlük olduğunu düşünmüyorum.
Bütün Çocuklar İyidirNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20194,271 okunma