Baharda dallarda açan çiçeklere hayretle bakmanı, güzelliklerini tefekkürle temaşa etmeni, nakışlarına ve renklerine hayran kalmanı, onlara nazikçe dokunup, "Ne güzel yaratılmışlar," demeni istiyor onları yaratan. Baksana, meyveyi sana sunmadan önce ağaçların kuru dallarını çiçeklerle süslüyor, ardından sana oradan meyveler ikram ediyor. Onları yerken senden istediği sadece şükür. Vaktin varken git, temaşa et şu bahar sergisi âlemini. Varsa kalbinin üzerinde karanlık perdeler, bir bir kalkar o vakit. Çünkü görülen bu âlemin ötesi var; kalbin orayla bağlantılı. İçinde olduğumuz her türlü gaflet, o bağlantıyı zayıf düşürür.
“Merhaba Merve Hanım! Her şeyin gelişip olgunlaştığı, kendi sınırlarını aştığı anlar vardır. İşte, ben de o anlardan birini yaşıyorum sayenizde. İçerinin şu loş karanlığını, bezdirici bulanıklığını birden aydınlığa çeviriverdi çehreniz. Ruha esenlik veren, temaşa zevki yüksek, havayı incecikten ısıtan sabah güneşi gibisiniz. Kalbimi yerinden oynattığınızı bilmenizi isterim.”
Mesela göz, suretlerdeki güzellikleri ve âlem-i mubsıratta güzel mu'cizat-ı kudretin envaını temaşa eder. Vazifesi, nazar-ı ibretle Sâni'ine şükrandır. Nazara mahsus lezzet ve elem malûmdur, tarife hâcet yok.
...Çocuk istemesine rağmen ailenin çok koruyucu davranarak oğlunu-kızını dışarıya yalnız göndermemesi, kimseyle arkadaşlık kurmasına izin vermemesidir. Bu tarz kişiler hayatta kendini çok yalnız hisseder. Hiç kimseyle ruhsal temasa geçemez. Bu da tüm bunalımların, intiharların kaynağıdır.
Çocuğun-gencin ailesinde bulamadığı aidiyet duygusunu başka yerlerde ve kişilerde araması bu yönden bakıldığında büyük nimettir, kişinin hala ruh sağlığını koruduğunu da bize gösterir.