İnsanoğlunun gerçekten değiştirebileceği sadece kendi yüreğidir; yürek hoşgörüyle değil alçakgönüllülükle açılır. Yürekte değişim zordur, zahmetlidir, gizlidir, genellikle yalnızlığın ve minnetsizliğin habercisidir, ama başlattığımız bu yıkıcı yürüyüşü düzeltmek, maymun-insan ve şey insanı, insanlığın merhametiyle dolu bir insan haline getirebilmek için tek çare budur. Gerçek kurtuluş söylemi hoşgörüden değil kırılganlıktan geçer. Yalnızca kırılganlık -yaratılmışlar olarak paylaştığımız kırılganlık-yukarıya doğru gerçek bir açılıma taşıyabilir; sağlam bir temel üzerine kurulmuş diyaloğa ulaştırabilir. Sadece kırılganlığı kabul edersek içimizde merhametin gücünü olgunlaştırabiliriz, sadece kırılganlığı derinden gözlememiz durumunda içimizde dünyayı değiştirmemize hak tanıyabilecek olağanüstü güç doğar: Bu da uysallığın gücüdür. Var Olan Ada
Kitap Alıntısı
Öztrak ailesi, Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihinde bürokrasiden siyasete uzanan, dört nesildir devletin merkezinde yer almasıyla "siyaset hanedanı" olarak tanımlanan en dikkat çekici örneklerden biridir. Ailenin devlet içindeki bu uzun soluklu varlığı, hem devletin kurumsal yapısına olan etkileri hem de dönem dönem değişen ideolojik pozisyonları nedeniyle siyasi tartışmaların odağında yer almıştır. Ailenin devletle olan bağı, Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar uzanır. Faik Öztrak, Refik Saydam hükümetlerinde İçişleri Bakanlığı yapmış, uzun yıllar milletvekilliği ile Cumhuriyet'in "kurucu bürokrasisinin" önemli isimlerinden biri olmuştur. Ailenin "devletin asli unsuru" olduğu imajı, bu dönemde kök salmıştır. Ailenin ikinci kuşağı, farklı hükümet dönemlerinde ve farklı siyasi partilerde görev alarak aile isminin devlet kademelerinde kalıcı olmasını sağlamıştır: Orhan Öztrak: Gümrük ve Tekel Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığı yapmıştır. Özellikle Adalet Partisi (Demirel dönemi) ile olan yakınlığı ve dönemin siyasi atmosferinde Ecevit karşıtı tutumuyla bilinir. Siyasi yelpazede sağa yakın duruşu, aile geleneğinde ideolojik bir esneklik olduğunun en sık vurgulanan örneğidir. Adnan Öztrak: TRT'nin ilk Genel Müdürü olmasıyla tanınır. Özellikle Türkiye’nin Kalbi Ankara belgeselinin yayınlanmasını engellemesi ve dönemin "ideolojik süzgeci" olarak görülmesi, ailenin devlet eliyle yayıncılık üzerindeki otoriter yaklaşımının bir sembolü olarak eleştirilir. İlhan Öztrak: Özellikle 1980 askeri darbesi ve sonrasında Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği görevini üstlenmiş olması, ailenin askeri ve sivil bürokrasi ile kurduğu "uyumlu" ilişkinin bir parçası olarak değerlendirilir. Ailenin günümüzdeki temsilcisi Faik Öztrak, kariyerini önce ekonomi bürokrasisinde, ardından aktif siyasette
Siyaset
Reklam
Sürekli bakım göstermediğinizde derhal sizi terk eder. -Felsefe Profesörü,Teoman Duralı Ahlak, insana içkin olduğundan, kaynağını görünür olaylar dünyasına aşkın bir mercide buluyor olması gerekir.- Teoman Duralı Eğer medeniyet tasavvurunuza varlığınızı sınırlayacak bir temel değer getirmezseniz -kul hakkı gibi- özgürsünüzdür(!). Modernitede kul hakkı diye bir kavram var mı? Yok. Temeli budur: Laissez faire, laissez passer (Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler) Siz Batılı kapitalistler Germen ırkına dünyada çok fazla bir hak tanımamışsınız. O da diyor ki: Yahu, Avrupa'yı kuran iki büyük güçten birisi benim. Birisi Roma, birisi ben. Bana bir şey bırakmadı bunlar. Ve bundan iki büyük dünya savaşı çıkıyor. Siz bakmayın bugünkü sükûnete ve uyuma. Bu hak tanımama hali devam ederse yeni bir çatışmanın doğması ihtimali gün gibi ortadadır. Bu da benim kanaatim. Şu an için bir hayal ama tarih nice hayalleri çok kısa bir zaman içinde hakikat olduğunu görmüştür. Modernite kul hakkı kavramını kabul ederse çatışmalar önemli ölçüde azalır... -Saadettin Ökten
EDEBİYAT DÜNYASI'NDAN KISA KISA-1 FIKRA-1 SPOR MAKALESİ...
2.TÜRK DÜNYASI YAZARLAR BULUŞMASI ANKARA'DA YAPILACAK... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 28-29-30 Haziran 2026 günlerinde, hergün 10.00-18.00 saatleri arasında;Türk Dünyası Yazarlar Birliği Derneği-Hacettepe, Ulucanlar Cezaevi Müzesi Sanat Sokağı, (Mahkum Yemekhanesi) Altındağ-Ankara adresinde, Türk Dünyası 2. Yazarlar Buluşması etkinliği yapılacaktır. Yazar Lokman Gül'ün de iştirak edeceği bu proğramı isteyen herkes ücretsiz olarak izleyebilir. Etkinliği, 2024 yılında kurulan ''Türk Dünyası Yazarlar Birliği Derneği'' yöneticileri organize etmiştir. **************************************************************************************************** SİVAS KATLİAMININ 33.YILINDA VEFAT EDEN 33 YAZAR-ŞAİR ANKARA'DA YAPILACAK BİR ŞİİR ŞÖLENİ İLE 33 ŞAİR TARAFINDAN ANILACAK... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 1 Temmuz 2026 Çarşamba günü, saat.19.00'da;Çankaya Belediyesi Yılmaz Güney Sahnesi (Maltepe Camii Karşısı) Ankara adresinde, Sivas katliamının 33.yılında 33 şairle birlikte katliamda vefat eden 33 kişi şiirlerle anılacaktır. Proğramda sahneye çıkıp şiir okuyacak olan şairlerin isimleri aşağıdaki şekildedir. Ozan Tesiri Abbas Koluaçık-Abbas Yurt-Ali Avcı-Ali Baştuğ-Barış Özcan-Can Yoldaşı Tolga Köksal-Çetin Gül-Dost Sadık Sadık Koca-Engin Yıldırım-Ozan Zari Ercan Uğur-Etem Karagülle-Fevzi Balkız-Hürmetli Fevzi Şahin-Gülseren Kılıç-Gülşani Hüseyin Parlak-Gürbüz Özçelik-Hakan Erol-Halil Efe Alpay-Mecnun Sayılır-Mehmet Kundak-Mesut Mutluer-Murat Gültekin-Muzaffer Şahin-Nimet Yıldız-Süleyman Özönen-Tekiner Aksoy-Tevrizi Tevriz Çiçek-Umut Yurdusar-Yusuf Yılmaz-Zahide Özkan Karakuş. Etkinlik Anadolu Halk Ozanları Kültür ve Dayanışma Derneği (ANDER)-Halk Ozanları Kültür Derneği (OZANDER) ve Tüm Ozanlar Yorumcular Derneği (TOY) yöneticileri tarafından organize
Entropi, temel olarak bir sistemdeki düzensizliğin, karmaşanın ve rastgeleliğin ölçüsüdür. Termodinamiğin İkinci Yasası’na göre, izole edilmiş bir sistemde entropi (düzensizlik) her zaman artma eğilimindedir. Matematiksel olarak, bir sistemin durumu S ile ifade edilirse, bu süreç şu basit eşitsizlikle özetlenir: Δ S ≥ 0 Yani, dışarıdan aktif bir enerji (zihin, emek, odaklanma) girişi olmadığı sürece, herhangi bir sistem kendiliğinden daha düzenli bir hale gelmez; tam tersine, parçalanır, dağılır ve nihayetinde "en olası" (yani en düzensiz) duruma evrilir. Bu kavramı sosyal medyadaki duruma ve kültürel analize uyarladığımızda, neden derinlikli yazıların "yüksek enerjili" (düşük entropili) bir düzen, "günaydın" postunun ise "düşük enerjili" (yüksek entropili) bir kaos olduğunu daha net görebiliriz. Entropi, bir mesajdaki "belirsizlik" veya "rastgelelik" ile ilgilidir. Derinlikli bir entelektüel analiz yazısı, düşük entropilidir; yani çok fazla düzen, yapı ve anlam içerir. Okuyucunun zihninde bir "işleme" (enerji harcama) süreci gerektirir. Öte yandan, sosyal medyadaki "günaydın" paylaşımları yüksek entropilidir. Bu paylaşımlar aslında "gürültüdür" (noise). Anlamı yoktur, yapısı yoktur, işlenmesi gerekmez. İnsan zihni, en az enerji harcayacağı yolu tercih ettiği için, entropik olan (düzensiz/kolay) akışa doğal bir çekim duyar. Sosyal medya platformlarının algoritmaları, entropinin yasalarına uygun olarak çalışır. Algoritma, insanların en az direnç gösterdiği yolu (en yüksek etkileşimli, en az bilişsel çaba gerektiren içerik) ödüllendirir. Bu da sistemin toplam entropisini artırır. Bu süreci durdurmak veya tersine çevirmek için "Negentropi" (Negatif Entropi) üretmemiz gerekir: Negentropi nedir? Sisteme dışarıdan "düzen" ve "enerji" enjekte etme sürecidir. Yani bir
Felsefe
Matematiğin dehası olan harezmiye insan nedir diye sormuşlar İnsan ahlaklı ise = 1 eder.Yakışıklı ise buna bir sıfır ekleyin = 10 eder.Varlıklı ise bir sıfır daha ekleyin = 100 eder.Soylu ve makam sahibi ise bir sıfır daha ekleyin = 1000 eder. Fakat, baştaki "1" rakamı (ahlak) giderse, geriye sadece değeri olmayan sıfırlar kalır. Yani insanı insan yapan ve diğer özelliklerini değerli kılan tek temel ahlaktır.
Reklam
Reklam