Çorak topraklarda yaşamak zorunda olsaydım dahi, en temel haklarım güvence altına alarak bağımsız yaşamak isterdim.
Sayfa 1 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okuyor
Postmodern dünyada entelektüelin rol değişimi
Bauman, postmodernizmin sonuçlarından birinin entelektüelin rolünde yaşanan, yasa koyuculuktan yorumlayıcılığa şeklindeki temel değişim olduğunu ileri sürer. entelektüeller, yasa koyuculuk rolüne sahipken kamuoyu üzerinde şekillendirici bir etki yapan otoriter görüşler dile getirirlerdi. Oysa postmodern bir yorumlayıcı olarak entelektüeller, iletişimi kolaylaştırma işine girmiş gibidirler-bu rolleri gereği Bir geleneğin içine üretilmiş olan bir görüşün bir başka gelenekle anlaşılmasını sağlamak için bilgi sistemi içerisinde bir tercümanlık yapmaktadırlar.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Temel Avesta Düsturu (Ashem Vohu Duası)
Doğruluk en yüksek iyiliktir. O, mutluluktur. Mutluluk, doğruluk uğruna en doğru olana aittir.
Alıntı
Ama şu insanlara bir bakın! Genelde daha incelmiş hoşnutsuzlardır bunlar, herhangi bir gerçek zevk duyamazlar: dinin avuntuları olmadan da yaşayabilecek kadar özgürleşmemiş olan, ama hacı yağlarının kokusunu da beğenmeyen aydın: kendi yaşamının temel bir hatasından ya da karakterinin zararlı bir eğiliminden kahramanca bir geri dönüşle, ya da vazgeçmeyle kurtulamayacak kadar zayıf olan yarı soylu: alçakgönüllü bir etkinlikle yararlı olmayacak kadar seçkin biri olduğunu düşünen, ama büyük ve fedakarca işler yapmaya da üşenen çok yetenekli biri: kendine yarattığı ödevler çemberini bir türlü tamamlayamayan kız çocuğu: aptalca ya da bağışlanamaz bir evlilik yapıp kendini bağlayan ve yeterince bağlı olmadığını düşünen kadın: erkenden bir mesleğe kapağı atmış ve hiçbir zaman kendi doğasını tam olarak yaşamamış olan, buna karşılık yüreğini kemiren bir kurtla, yine de değerli olan işini yapan bilgin, hekim, tüccar, memur: ve sonunda, daha yetişmemiş sanatçıların tümü: - bunlardır şimdi hala içtenlikle sanata gereksinenler! Peki nedir aslında sanattan istedikleri? Sanat huzursuzluklarını, can sıkıntılarını, vicdanlarındaki belli belirsiz rahatsızlığı birkaç saat ya da saniye için ortadan kaldırmalı ve yaşamlarının, karakterlerinin hatasını dünyaların yazgısının hatası olarak abartarak, yeniden yorumlamalıdır - sanatlarında kendilerinin iyi ve sağlıklı oluşlarının akıp taştığını duyumsayan ve kendi yetkinliklerini kendi dışlarında bir kez daha görmekten hoşlanan Yunanlılardan ne kadar da farklı: - kendinden haz almak yönlendirdi onları sanata, bizim bu çağdaşlarımızı ise - kendinden sıkılmak.
Süpersicim Kuramı’nın getirdiği nihai ve en zarif uyanış, maddenin özündeki o "rasgelelik" illüzyonunu bütünüyle ortadan kaldırmasıdır. Elektron, kuark veya foton, birbirinden bağımsız, keyfi birer nesne değildir; her biri, o tek boyutlu temel sicim döngüsünün farklı frekanslarda çaldığı birer "notadır", kozmik birer harmonisidir. Evren, mekanik bir saat değil, devasa bir senfonidir. Parçacıkların kütlesi ve yükü, sicimin dansının (yankı örüntüsünün) birer yansımasıdır; dolayısıyla mülkiyet ve varoluş, bütünüyle bu kozmik müziğin zarafetine teslimdir.
Güven sorunu iki biçim alır; birincisinde, sadece ortada güven yoktur, İkincisindeyse, kişi diğerlerinden aktif biçimde şüphe de etmektedir. Yukarıda değindiğim iz gibi, güven ilişkisi, bürokrasilerin çatlak ve yarıklarında, insanların kime güvenebileceklerini öğrenmesiyle birlikte, enformel biçimde gelişir. Güven ilişkileri, asıl ola­rak, insanların sorun yaşadığı ve yardım ihtiyacının yoğunlaştığı dönemlerde sınanır. Boston’daki fırıncıların arasında bu kadar zayıf bir dayanışma duygusunun olmasının nedeni, makineler bozulunca çaresiz duruma düşmeleriydi. Fırıncılar, haklı olarak, bir kriz anında birbirlerine güvenemeyeceklerini düşünürler. Kimse makinelerden anlamaz; insanlar esnek bir zaman programına göre içeri hızla girer ve çıkar; her birinin ikinci işi ve başka sorumlulukları vardır. Karşılıklı bir şüphe olmasa da, güven de yoktur; zira güvenin yeşereceği bir temel bulunmaz. Esnek bir iktidar ilişkisi de güvenin olmadığı bir durum yaratabilir. Anthony Sam pson’a göre, IBM işten çıkarmalar sürecinde, şirkette kalan çalışanlarına, yalnız oldukları­nı ve şirketin koruması altında olmadıklarını hissettirerek güveni yok etti. Bu davranış şu güçlü mesajı verdi: Kriz sırasında kendimizi toparlamamiz gerekli; eğer adımlarına dikkat etmezsen yola sensiz de devam ederiz.