Puan vermedi·88 syf.··
2022 147. kitabı
Sovyetler Birliği’nin ortaya çıkışı, gelişimi ve çözülüşünü kısa fakat yoğun bir çerçevede ele alan bir çalışmadır. Yaklaşık 216 sayfalık hacmiyle eser, ayrıntılı bir akademik monografi olmaktan ziyade, okuyucuya genel bir tarihsel çerçeve sunmayı amaçlayan giriş düzeyinde bir inceleme niteliği taşır. Kitapta öncelikle komünizmin ortaya çıkışına zemin hazırlayan düşünsel ve tarihsel gelişmelere değinilmektedir. XIX. yüzyılın sonlarından itibaren Rusya’daki toplumsal eşitsizlikler, Çarlık yönetiminin otoriter yapısı, sanayileşmenin yarattığı sınıfsal gerilimler ve Marksist düşüncenin entelektüel çevrelerde yayılması gibi etkenler komünist hareketin güç kazanmasının temel sebepleri olarak ele alınır. Bu çerçevede Bolşevik hareketin yükselişi ve devrim süreci, Sovyet devletinin kuruluşuna giden yolu açıklayan temel dönüm noktaları olarak değerlendirilir. Eserde önemli bir yer tutan başlıklardan biri de Lenin’in liderliği ve onun ölümünden sonra ortaya çıkan iktidar mücadelesidir. Lenin döneminde Bolşevik iktidarın kurumsallaşması, iç savaşın yarattığı siyasal atmosfer ve parti içi dengeler incelenirken; Lenin sonrası süreçte parti elitleri arasındaki rekabetin giderek sertleştiği görülmektedir. Bu mücadele sonunda Josef Stalin’in iktidarı konsolide etmesi, Sovyet siyasal sisteminin yönünü belirleyen kritik bir aşama olarak sunulur. Stalin dönemi, kitabın en dikkat çekici bölümlerinden biridir. Bu dönemde hızlı sanayileşme politikaları, kolektivizasyon süreci ve merkezi planlama uygulamaları Sovyet ekonomisini dönüştürme çabasının temel araçları olarak anlatılmaktadır. Ancak bu dönüşüm ciddi toplumsal maliyetler doğurmuştur. Özellikle Büyük Temizlik olarak adlandırılan süreçte milyonlarca insan tutuklanmış, sürgün edilmiş veya idam edilmiştir. 1935–1940 yılları arasında
Kısa SSCB TarihiSheila Fitzpatrick · Say Yayınları · 202237 okunma
Bir Katilin Güncesi
7/10
·144 syf.·
2025 26. kitabı
Kim Young-Ha, 1968'li doğumlu Güney Koreli bir yazardır. Yonsei Üniversitesi’nde işletme eğitimi almış. 1995’te Review dergisinde “Ayna Hakkındaki Düşünceler” ile yazarlık hayatına başlamış. Kore Ulusal Sanat Üniversitesi’nde drama alanında dersler verdiği biliniyor. Ayrıca, KBS Radio’da Koreli yazarlarla ilgili bit kültür-sanat programı hazırlayıp sunmuş. Yirmiden fazla eseri birçok dile çevrilmiş. Güney Kore'nin yeni edebiyat akımının önde gelen isimlerinden biri. Romanları ve öykü kitaplarıyla Kore’nin en yetenekli post modern yazarları arasındadır. Yazar, yeni teknolojilere oldukça meraklı ve ilk başta eserlerini internette yayınlamış. Bu, aslında Kore'de yaygın bir uygulamadır. İlk romanı "Kendimi Yıkmaya Hakkım Var" (1995) Fransızcaya çevrildikten sonra yazar Kore dışında da tanınmaya başlanmış ve bu eseri ona, 1996’da Munhaktongne yayınevinin verdiği yılın en iyi genç yazar ödülünü kazandırmış. 2004 yılında "Hazine Gemisi" adlı eseriyle Hwang Sun-won Ödülü'nü, Türkçesi mevcut olan "Kara Çiçek" adlı eseriyle ise Dong-in Ödülü'nü kazanmış. 2007'de ise "Your Republic Is Calling You" (Cumhuriyetin Seni Arıyor) adlı romanıyla Manhae Ödülü'nü almış. Romanları arasında "Veda", "Bilgi Yarışması", "Işık İmparatorluğu", "Yalnızca İki Kişi", "Abim Geri Döndü", "Asansördeki Adama Ne Oldu" gibi eserleri de bulunmaktadır. Eski bir seri katil, tekrar işe koyulmaya karar veriyor. Tek sorun: 70 yaşında ve Alzheimer hastalığına yakalandığını öğrenmesidir. Şairlik ve felsefeyle zamanını geçiren zararsız bir yaşlı adam görünümünün altında, hiç pişmanlık duymadan onlarca insanı öldürmüş, acımasız bir katil gizlidir. «Çok uzun süre bir katil olarak yaşamanın kötü yanlarından biri: Kalbimi açacağım tek bir arkadaşım bile yok. Ama zaten başkalarının da gerçekten böyle bir arkadaşı var
Edebiyat
Bir Katilin GüncesiKim Young-Ha · Timaş Yayınları · 20246,3bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·152 syf.··
2025 31. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 17:04
Bir fabrikada çalışan Shibata adında karakterimiz üzerinden ilerliyor konu. Kendi işi dışında servis, temizlik gibi işleri de onun üstüne yıkmalarından ötürü Shibata gene böyle bir anda hamile oldugunu ve artık kahve fincanlarını toplayamayacağını söylüyor. (Fakat hamile değil.) Bunun üzerine bu yalanla öyle haşır neşir oluyor ki indirilen uygulamalar, gidilen hamilelere uygun spor programı, bebek ile konuşma.. yalanla gerçek artık ayırt edilemez hale geliyor. Ve istediğini bir bakıma “bebek” sayesinde elde ediyor. Oradaki çalışan personeller artık ona daha da saygı duymaya başlıyor veya mecbur kalıyor diyebilir miyiz? Bu düşünce kalıbı yıkılmalı artık.. bir kadına anne olduğu için değil insan olduğu için saygı duyacağımız zamanlar ne zaman gelecek? Romanda arada Meryem anaya da atıf yapılması hoşuma gitti. Birçok kadının iş hayatında yeterince ayrımcılığa katlanmıyormuş gibi bir de onun sorumluluğunda olmayan işlere de yöneltmeleri üzerine iyi bir vurgu olmuş. Dilerim birileri için iyi bir farkındalık yaratır. Kısa bir kitap ve akıcı olduğu için de hemen bitiyor tavsiye ederim.
Boşluğun GüncesiEmi Yagi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025233 okunma
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2025 212. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2025 21:09
"60'LAR HİKÂYE 70'LER TERANE 80'LER ŞAHANE" "Ahhh o siyah önlükler ve kar beyazı yakalıklar! O dönem nasıl da nefret ederdik ama gelin bir de şimdi sorun bize! Yeniden giymek için can atarız, can! ... Sonraları siyah önlükler kalktı ve önce mavi, daha sonra da diğer renklerde önlükler giyilmeye başlandı. Fakat biz siyah önlük giyip beyaz yaka takan nesil, her zaman şimdiki nesilden daha şanslı olacağız! Evet, birçoğumuz siyah önlük giymek ve yakalığımız yana kaymış vaziyette, tebeşir tozlarına bulunmak istiyoruz! Keşke, keşke..." Zaman makinesi icat edilemedi belki ama bazı anılar var ki bizi saniyeler içinde geçmişe ışınlayabilir. O anılar, bir defterin kapağında, bir reklamın melodisinde, ya da vatkalı bir omuzun kıvrımında saklıdır. Sayfaları çevirdikçe hafızamızın en renkli arşivleri yeniden açılıyor. Kimi zaman bir kahkaha, kimi zaman içten bir hüzün, ama en çok da "ah o eski günler" dedirten anılar... Eser, anı, gözlem, mizah ve nostaljinin iç içe geçtiği, kuşaklar arası bir zaman köprüsü niteliğinde. Bireysel hafızayla kolektif belleğin kesiştiği bir noktada duruyor ve okura hem içsel bir yolculuk hem de toplumsal bir hatırlama seansı sunuyor. Kitap âdeta bir zaman tüneli. 60’lar: “Hikâye” Dönemin siyah-beyaz dünyasına dair sade, samimi ve içe dönük bir bakış. Anlatımda nostalji kadar tarihî detaylar da hissediliyor. Radyodan dinlenen haberler, mahalle komşuluğu, ilk kez televizyonda görülen filmler… Yazar bu dönemi “hikâye” olarak adlandırıyor çünkü o yıllar daha masum, daha az iddialı ama çok daha sıcak bir zaman olarak bellekte yer ediyor. 70’ler: “Terane” Politik kargaşaların, idealist hayallerin, toplumsal çalkantıların dönemi. Ancak tüm bunlar arasında bireysel romantizmin, müzikle yoğrulmuş bir gençliğin, meydanlarda değil ama sokak aralarında yaşayan
Edebiyat
60’lar Hikaye, 70’ler Terane, 80’ler ŞahaneMuharrem Kaşıtoğlu · Pozitif Yayınları · 2022151 okunma
Beyin
8/10
·272 syf.··
2024 2. kitabı
Kitabın ilerleyen sayfalarında geçen ama tüm algılarımızı sarsan bölümle başlamak istiyorum: O da içinde yaşadığımız dünyanın gerçekte renksiz, kokusuz ve sessiz olduğu! “Rengin, çevremizdeki dünyanın temel bir özelliği olduğunu düşünürüz; ama dış dünyada renk diye bir şey yoktur aslında. Elektromanyetik ışınım bir nesneye çarptığında, bir kısmı nesneden seker ve gözlerimiz tarafından yakalanır. Dalga boyu kombinasyonlarından milyonlarcasını ayırt edebiliriz; ama bunların renge dönüştüğü tek yer, kafamızın içidir. Renk dediğimiz şey, çeşitli dalga boyları için yaptığımız ve yalnızca içsel dünyamızda varlık bulan bir yorumdan başka bir şey değildir. Gerçekliğin görebildiğimiz incecik dilimi, biyolojimizle sınırlanmıştır. Her canlı, yalnızca kendi gerçeklik dilimini algılayabilir. Öyleyse kafanızın dışındaki dünya gerçekte nasıl bir yerdir? Burada renk olmadığı gibi, ses de yoktur: Havanın sıkışması ve genleşmesi, kulaklar tarafından algılanıp elektrik sinyallerine dönüştürülür. Beyin, daha sonra bu sinyalleri bize tatlı sesler, hışırtılar, gümbürtüler, tıkırtılar, şıngırtılar vb. halinde sunar. Gerçeklik, kokusuzdur da aynı zamanda: Beyinlerimizin ötesinde koku diye bir şey yoktur bile. Havada süzülen moleküller burunlarımızdaki reseptörlere bağlanır ve beyin tarafından farklı kokular olarak yorumlanır. Gerçek dünya duyusal zenginliklerle dolu bir yer değildir; her şey, beynimizin kendi duyarlığıyla dünyayı bizim için aydınlatmasından ibarettir.” İçimden “Yalan Dünya” demek geliyor hatta Yeliz’in Yalan şarkısının yalaaaaan kısmını haykırmak… “Her beynin doğrusu kendinedir. Öyleyse nedir gerçeklik? Gerçeklik, yalnızca sizin seyredebildiğiniz ve kapatamadığınız bir televizyon programı gibidir. Beynimiz çevreden sürekli olarak bilgi toplar ve bu bilgiyi de
İnsan ve Hayat
BeyinDavid Eagleman · Domingo Yayınevi · 20167,1bin okunma
İsrail,Mitler ve Terör Kitabının İncelenmesi
9/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2023 14. kitabı
İsrail,Mitler ve Terör Kitabının incelenmesi Hakikatler, karanlıkta olanlar için korkutucu ve tehlikelidir. İsrail ve Siyonizm üzerine yaptığı çalışmalarıyla dikkatleri üzerine çeken ve İsrail’in hedefi haline gelen Dünyaca ünlü Fransız düşünür ve yazar Roger Garaudy ‘İsrail mitler ve terör’ kitabında Siyonizme dair oldukça çarpıcı bilgileri ve gerçekleri gözler önüne seriyor. Siyonizm’in dünya üzerindeki baskıcı lobileri hiçbir yayınevinin bu kitabı yayınlamasına fırsat vermiyor yada yayınevi cesaret edemiyor. Nihayet Yazar Garaudy ,kitabnı kendisi yayınlıyor. Kitapta yer alanlar aslında bakıldığı zaman çoğumuzun etraftan duyduğu bilgilerden oluşuyor. Garaudy bu bilgiler üzerine bir kez daha bizi düşünmeye sevk ettiriyor ve ileri sürdüğü argümanları da aleladede bir yorum şeklinde değil argümanın altyapısını geçmişten itibaren süre gelen bilgiler ve meydana gelen olayları karşılaştırarak Siyonizm hakkında duyduğumuz, bildiğimizi zannettiğimiz şeyler üzerine bizleri bir kez daha düşündürüyor. Kitap üç ana başlıktan meydana geliyor. Birinci bölüm; Teolojik Efsaneler, ikinci bölüm; XX. Yüzyılın Efsaneleri ve üçüncü bölüm; ‘Efsanenin Siyasi Kullanımı’ bu bölümler bittikten sonra yazar üç bölümü hem özetleyecek hem de bazı yorumlarda bulunacak sonuç kısmıyla kitabı sonlandırıyor. Birinci Bölüm:Teolojik Efsaneler Siyonizm nasıl ortaya çıktı ? Siyonizm nedir ? Bu sorulara cevap bulmak hiç te zor değil. Bizzat Siyonist ekseriya açıkça bunları cevaplamaktadırlar. Theodor Herzl bu programın Yahudilikten değil 19.yüzyıl Avrupa milliyetçiliğinden doğmuş milliyetçi bir doktrin olduğunu açıkça dile getirir. Öyle ya dünya tarihinde insanlığın başına gelen en kötü olay ve olguların altında milliyetçilik varlığını hep koruyordu. Kendisi zaten inanmadığını hatta agnostik olduğunu
Tarih-Araştırma
İsrail, Mitler ve TerörRoger Garaudy · Pınar Yayınları · 201536 okunma