Merhaba 1k okurları!
Bu kitap tüm "Osmanzedeler"in sesi olmuş diyerek başlamak istiyorum incelememe. Kod adı: Osman.
Her ayrılığın bir "Osman"ı vardır. Hani karşına alıp içini dökmek istediğin. Her ayrılık saygıyı hakediyor mu? Mizahın kalemi kan damıtırken satırlardan acı dolu anılar devriliyordu. Şu an bu incelemeği yazarken fonda "Bul getir" türküsü çalıyor. Siz de okurken dinleğin diye yoruma bırakacağım linkini.
Bir ömür yolu düşünün dikenlerle döşeli. Tabanınızdaki her yara kalbinizde kanıyor, sızı kor olup ciğerinizi dağlıyor. Ama dik durmanız gerekiyor. Ele güne karşı değil, en bi' sevdiklerine karşı. Gözlerinin içine bakarlar, oradaki hüzün seni ele veriyor mu diye. Verdiğin karardan ne zaman vazgeçeceksin, ne zaman direncinden ördüğün kalenin duvarları yıkılacak da enkazında kalacaksın, merak ederler. Bir de torbalar var büzemediğin. Kendine çekilirsin, gözyaşlarını akıtmamaya yeminli olursun. Ayrılığıa değil, geçen ömrüne aktı akacak olurlar da, sen zayıflık sanılmasın diye içine doğru akıtırsın. Zorlu bir sürecin ardından sol tarafını hissedemez olursun. Yığınla beton dökmüşler de ruhun bile duymamış gibi. Ama sen yüzüne en güzel gülücükleri süs olarak takarsın. Gözlerinin içine kimse bakmasın diye uykulu geçer her anın. Gerçi her bakan da anlamaz da ruhunun aynasına saklanmış gerçek seni, hani bir ihtimal...
Kaç satrın altına not düştüm, kaçına dokunmaya bile kıyamadım, sayısını bile unuttum. Hani diyor ya Aylin Balboa: "Güçlü olmakla dayanıklı olmak arasında dağlar kadar fark var bence." Bir kitap da bu isimle yazılsa nice yaralı gönle hitap eder kim bilir.
Bir nefeste okuyamadım, her satırda nefesim kesildi de okudum. Bir gün kıyamete kalmasın hesaplaşmamız diye bütün haklarımı helal ettim. Bir daha görmemek üzere. Gençliğime kazıdığım mezarın