İstanbul'a bakıyorduk denizden. Kral Byzas'ın efsanevi ülkesine, Konstantin'in İmparatorluk başkentine, II. Teodosius'un taştan bir gerdanlığı andıran surlarına, Jüstinyen'in benzersiz Ayasofya'sına, Fatih'in cihanı yönettiği Topkapı Sarayı'na, Kanuni'nin muhteşem Süleymaniye'sine...
Sayfa 560 - Everest Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Konstantinopolis'in Altın Çağı: Justinyanus Devri
Justinyanus, saltanatının haşmetini Ayasofya'dan sonra belki de en fazla bu kilisenin hemen ön tarafına yaptırdığı ve Konstantinopolislilerin Augustion dedikleri forum alanına yansıtır. Alanın tam ortasında yer alan imparator Teodosius'a ait heykeli yıktırtan Justinyanus, bunun yerine kendisinin at üzerinde poz verdiği tunçtan heykelini koydurur. Büyük bir sütun üzerinde yükselen bu heykelde imparator, Truva savaşlarının kahramanı Aşil'e benzetilmiştir. Atı ve kendisi doğuya dönmüş vaziyettedir. Sol elinde dünya egemenliğini sembolize eden bir küre taşırken, kürenin üzerindeki haç ile de dindarlığına gönderme yapar. Sağ eliyle de doğuyu gösterir. Bu haliyle muhtemelen o dönemde imparatorluk için en büyük tehdidi oluşturan Perslere adeta gözdağı vermektedir. Heykel, 16. yüzyılın başlarına kadar yerindedir. Bu yüzyılda İstanbul'a gelen Fransız seyyah Petrus Gyllius, heykelin Türkler tarafından parçalara ayrılarak çeşitli inşaat işlerinde ve savaş araçlarının yapımında malzeme olarak kullanıldığından bahseder...
Sayfa 43 - Kronik Kitap, 3.Baskı, Temmuz 2025·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Afşin isa kilisesi
Imparator Theodosios rüyasında Ashabı kehfi görmüş ve bunun üzerine kalkıp buraya gelmiştir.
Sayfa 271·Kitabı okudu
Tanrı, İmparator'a bakıyordu. Farkında bile değildi Teodosius bu bakışın. Gerçekleşen hayalleriyle sarhoş olmuştu. Kibri tanrısallık sanıyordu, hırsı mutluluk, başarıyı ölümsüzlük. Ölümsüz olma isteğinin o tuhaf duygusuna kaptırmıştı kendini. Erguvan rengi, şık harmanisine sarınmış, atalarına layık olmuş bir imparatorun gururuyla bakıyordu, atalarının şanına şan katacak Altınkapı'ya.
Sayfa 236 - Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
"... hani eskiden tanrılara kurbanlar adarlarmış, katiller de bu şehre sunuyorlar kurbanlarını. Üstelik seçtikleri şahıslar hiç de masum değil. Sanırım özellikle bu tür insanları seçiyorlar. Çünkü kamuoyu bu cinayetleri duysun istiyorlar. İstanbul halkına bir tür mesaj veriyorlar. Bu kente zarar verene biz de zarar veririz demek istiyorlar. Belki de kentinize sahip çıkın diye sesleniyorlar. Hani sizin pankartlarınızda yazdığınız sloganlar gibi. Bir tür tarih dersi de diyebiliriz buna. İşte bu yüzden, cinayetlerini bu kenti kuran hükümdarların sikkeleriyle, onların yaptıkları anıtlarla taçlandırıyorlar. Bu kenti kuran Kral Byzas, Roma İmparatorluğu'nun başkenti yapan Büyük Konstantin, aşılmaz kara surlarını yaptıran II. Teodosius, Konstantinopolis'i adeta yeniden kuran Jüstinyen..." Konstantinopolis'i adeta yeniden kuran Jüstinyen..." Bilinen bir gerçeği vurgulamak istercesine üzerine basa basa tamamladı cümlemi. "Yorgun, yaşlı ve dört yandan kuşatılmış bir ortaçağ kentinden Osmanlı payitahtını yaratan Fatih Sultan Mehmed."
Sayfa 445 - İstanbul'a zarar verenleri tek tek öldürüyorlar
Roman
394’te I. Theodosius Hıristiyanlık dışında her dini yasadışı yaptı. Bundan dolayı MS. 400’lerden itibaren tiyatronun bazı aşırılıkları azaltıldı ve pagan tanrıların onuruna verilen devlet şenliklerinden vazgeçildi. 404’te de gladyatör yarışmaları kaldırıldı.
Sayfa 81·Kitabı okudu