Münacaat
Tanıdım, Ademoğlu kimin nesiymiş ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.. İsmet Özel
Şiir
Aşk İşgal Değildir
"Sen benim altıncı işimsin. Onca ağır yükün altında sana ayırabileceğim ancak yorgunluğumdur. Otuz iki yıl kalbimi ve gövdemi silerek kurduğum dünyanın önüne almamı bekleme seni. Ne kadar derinden gelirse gelsin, ne kadar yakıcı olursa olsun, görunmez bir boşluğu o da bir sürelik dolduracak bir ses için onca yılı hiçleyemem. Bu dünyayı kolaylaştıracaksın diye kapılarımı açtım. Bir yol boyu pınarısın sen. Kan ter içinde geliyorum bir yudum serinlik için, içindeki çirkefle simsiyah ediyorsun. Attığım hiçbir adım için kimseye hesap vermedim ben. Kimse için zaman saymadım. Aşk değil işgal bu. Gittikçe herkese benziyorsun. İçindeki cehennem ilgilendirmiyor beni. Bana gülün gerekli, dibindeki gübre değil. Anlıyor musun?" İnsanın Acısını İnsan Alır
Duygu ve Düşünce
Reklam
Size Barış Deniliyor
“Ey ölüm terzileri, ev yıkıcılar, sürgün ustaları... Ey bir halkı dizlerinin üstünde görmekten gönenen sahte eşitlik! Ey korkuyu sevgi sanan aşağılık duygusu. Siyah ve beyaz dışında renk tanımayan alacakaranlık. Iki yanında iki süngüyle şımarık cesaret. Konuşmak yerine bağıran özgürlük. Ey gülerken ısıran iyilik, aşağılayan özveri, cezasız suç. Ey dağları düzlükle ölçmeye kalkan sığlık. Çokluğuna güvenen yanlışlık Bir suçu, daha büyük bir suçla hafifleten tükeniş. Kendinden korkan öfke. Kan ter uykulara yastık olan taş. Ey başkasının bahçesindeki gergedan. Bir halkın türküsünü odalarda boğacağını sanan sağırlık. Ey dağları evlerin üstüne yıkan cinnet. Ey narcissus. Kan ve gözyaşı. Yalnız gövdesiyle var olan sev-gisizlik. Kendi ışığıyla yanan pervane. En yüce değeri zulüm olan ahlak! Ordularıyla soluk alan haksızlık. Ey kardeşliğin süregen kışı. Bir halkın onuruna yağan kar. Size, BARIŞ deniliyor. Artık ölülerimizin ışıksız gözlerinden değil, güneşle yunmuş pencerelerden bakmak istiyoruz dünyaya. Ciğerlerimiz soldu dağlardan kopalı. Evimiz gökyüzüydü sizden önce. Bahçelerimizi yeniden kurmak istiyo-ruz. Göçersek biz istediğimiz için göçelim. Öleceğimiz yeri biz seçelim. Siz nasıl kendinizle göneniyorsanız, deniliyor, biz de kendimizle gönenelim. Bu rüzgâr bizim türkülerimizi de taşı-sın. Sokaklarımızdan çekin soğuk gölgelerinizi. Avlularımızda asker görmekten bıktık artık. Bulutların sesini unutturdu uçaklarınız. Çocuklarımızın evlerdeki boşluğu mezar taşlarından büyük. Kadınlarımız külden yataklarda yatmaktan bembeyaz kesildi. Ölerek değil yaşayarak çoğalmak istiyoruz…” İnsanın Acısını İnsan Alır
Duygu ve Düşünce
Önce
En az bir kez bir şehirden kovulmalı insan. En az bir kez yitirmeli kan ter emek verdiğini avuçlarının arasından En az bir kez aldatılmalı en çok güvendiğinden En az bir ölü görmeli ergenliği bitmeden. Aşkı için dostunu satmalı bir kez Aşkı için ailesini Aşkı için kendini En az bir cinayeti olmalı aşk adına işlenmiş En az bir kere ölmeli insan Cenazesini izlemeli Kurtulup tüm geleceğinden Bir kere yeniden doğmalı.
Şaşılacak bir dünyada yaşamaktı; öğrendik ‎şimdi külçeler yüklüyüz şaşılacak bir biçimde ‎külçeler yüklüyüz ve çıkmak istiyoruz yokuşu ‎Sokaklar gittikçe katı bizim adımlarımıza ‎peşimizde bütün bahçeleri boşaltan ter kokusu ‎yankımız soyunup sevap rahatlığı alınan yataklarda ‎yürek elbet acıyor esvap değiştirirken ‎bizden artık akması beklenilen kan da katı ‎kovulduk ölümün geniş resimlerinden. ‎Efsanelerden kovulduk ‎(...) ‎Külçeler yüklüyüz, çıkmak istiyoruz yokuşu ‎gözler kısılıp bakılıyor bize. ‎Biliniyor ‎bizim mahsustan yaşadığımız ‎biliniyor ‎şarkıların sırası bizde ‎biliniyor ‎hayat bizden razıdır ‎biliniyor ‎otların sarardığı yerlerde güneş ‎kurşunun değdiği tende heves kalmıştır. İsmet Özel Erbain
selam, Tanrı buyruklarını getiren yüce Peygambere olsun. cihan bağının gülü onun bahçesindeki gül ile ölçülürse ancak kutlu yüzündeki ter damlası gibi kalır. çemen yaprakları, kuşlar için onun güzelliğinin vasfını öğreten bir dersten başka bir şey değildir. dualar, Peygamberimizle onun bilgi ve ahlak kandilinden ışık alan evladına ve yoldaşlarına olsun. Baharistan
Reklam
Reklam