terapikitap

Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
Yirmili yaşların ortasındaki bir kadın anlatıcının “Alnının ortasına ateş ettim.” cümlesiyle başlıyor kitap. Bu cümlenin ardından zamanda geriye dönüyoruz ve bu cinayete neden olan süreci okuyoruz. Sevilmemiş, ilgi görmemiş insanların küçücük bir ilgi karşınızda nasıl kul köle oluverdiğinin ispatı gibi kadın. Öyle ki, daha aşık olup olmadığından bile emin değilken evleniyor adamla. Kendini tanımamak, kendini anlayamamak ne feci bir şey diye düşündüm hep okurken. Ve tabi toplumun ezber ettirdiği o kadim itki: herkesin bir kocası, bir çocuğu ve bir evi olmak zorunda! Adam, yaşamı boyunca elini hiçbir taşın altına sokmamış, hiçbir şeyin zorluğunu omuzlarında taşımak zorunda kalmamış, kadının duygularını ve düşüncelerini manipüle etmekten başka becerisi olmayan Alberto Bey.. Kendisinden o kadar nefret ettim ki, kitap bitince kitabın kapağıyla bile kavga ettim. Tıpkı kitaptaki gibi, kadından kısa olmalıydı, ve yaşlı, ve çirkin, azcık eğri böğrü bile olabilirdi. :) Kısa, sürükleyici, bir günde okunabilecek o kitaplardan biri bu. Arka kapaktaki ”.. şeyleri gerekli, dürüst ve açık bir şekilde ortaya dökmeye yönelik sağlıklı becerisi..” diye nefis ifade edilmiş sadeliğini de eklemeli. Keyifle okuyun..
Edebiyat
İşte Böyle OlduNatalia Ginzburg · Can Yayınları · 20222,674 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
‘’Alnının ortasına ateş ettim.’’
9/10
·104 syf.··
2024 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2024 15:19
İşte Böyle Oldu, sonu başından belli olan bir roman. Daha ilk paragraftan itibaren her şeyi biliyorsunuz: ‘’Alnının ortasına ateş ettim.’’ Bu ifade leitmotiv tekniğine bir örnek gibi, özellikle anlatımın ilk bölümünde aralıklarla tekrar ediyor. Romanın anlatıcısı, aynı zamanda başkahraman olan isimsiz kadın. Kahraman bakış açısıyla, birinci şahsın anlatımı tercih edilmiş. Olayları bizzat yaşayan isimsiz kadın, bu olayları eğmeden, bükmeden, romantize etmeden olduğu gibi, tüm gerçekliğiyle anlatıyor. Bence anlatımı etkili kılan da bu üslup olmuş. Kahramanımız eşini öldürdükten sonra evden çıkar, karmaşık duygular içerisindedir. Kitabın adı gibi, işte böyle oldu diyerek bir banka oturur ve sanki bizlere içini dökmeye başlar. Bu, sonun başından söylenmesi ve geriye dönüş tekniği bana Kırmızı Pazartesi’yi hatırlattı. Orada da Santiago Nasar’ın öldürülmesini başından öğreniriz ama buna rağmen büyük bir merakla okuruz. Bu romanı da aynı merakla okuyor, bu can alıcı bilgiye rağmen okuma arzumuzda bir azalma hissetmiyoruz. Bu bence kadının eşini öldürecek raddeye nasıl geldiğini çokça merak etmemizle alakalı. Kadın, bir öğretmendir. İyi bir aileden geldiği söylenebilir. Bu hanım hanımcık insan, nasıl olur da eşini silahla vurup öldürecek duruma gelir? Okuduğunuz her sayfada bunu anlamaya, hatta zaman zaman kadına hak vermeye çalışıyorsunuz. Kadının yaşadığı çaresizlik, aldığı yanlış kararlar ve aşkından bir türlü vazgeçemeyişi düştüğü durumu özetliyor. Zaman zaman kendisine hak vermekle birlikte çokça da kızdım. İnsan, âşık olduğu vakit birçok şeyi göremeyebiliyor, âdeta geçici bir körlük hissiyle çok bariz yanlışları dahi görmek istemiyor, kabullenmiyor. Fakat bir yerden sonra insanın kendini koruması, son noktaya geldiğinde radikal kararlar alması gerekiyor. Hiç değilse
İşte Böyle OlduNatalia Ginzburg · Can Yayınları · 20222,674 okunma
7/10
·464 syf.··
2019 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 09 Eylül 2019 12:51
Chuck'un şu ana kadar okuduğum en kötü kitabıydı. Yazı dili ve tekniği yine başarılı. Yarattığı karanlığı hissettirme başarısı yine çok çok iyi ve bunlar 10 üzerinden 7 almasına yetip de artıyor bile. Ancak hikayeler kabul etmesi zor bir hal almış. İnsanların imkansızlık anlarında neler yapabileceklerine değinmek istemiş ancak içe işleyen olay örgüleri yok. Okurken bazı bazı "yok artık" derken buluyorsunuz kendinizi bu da kitaptan başınızı kaldırıp etrafa baktığınızda kitaba geri dönme isteğinizin önüne geçiyor. Kendinden çok kolay soğutabilen bir kitap Tekinsiz. Sonuna kadar okuyabilirseniz sadece iyi bir kitap okumuş olursunuz ancak güzel bir kitap mı? Bence tartışılır. Edebiyat aşığıysanız anlatım ve teknik sizi tatmin edecektir. Fakat hayatınıza dokunacak bir kitap okumak istiyorsanız bu kitap adı gibi: Tekinsiz.
TekinsizChuck Palahniuk · Ayrıntı Yayınları · 2015422 okunma
İnsan beyni onu anlayabileceğimiz kadar basit olsaydı, o zaman da biz onu yine anlayamayacak kadar aptal olurduk.
Sayfa 378·Kitabı okudu
Edebiyat
Ben her şeyin fiyatını öğrenmek zorunda kaldım; çünkü hiçbir zaman ödeme gücüm olmadı. On altı yaşında bir çırak olarak kente geldiğim zaman açlık bana bütün fiyatları öğretmişti.
Sayfa 18 - Can yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat