• Merhabalar efendim. Veli toplantılarını çok seviyorum. İki çocuk büyütmüş, birisi eğitimi tamamlamış , diğeri halen lise öğrencisi iki erkek evladın annesi olarak veli toplantılarına katılmak benim için çok keyifli oluyor.
    Toplantılara çocuklarımın notları , davranışları övülsün diğer veliler de bana imrenerek baksın amacı güderek katılmadığım içindir belki de.
    Küçük oğlumun rehberlik hocası veliler ile yaptığı karşılıklı görüşmede bu kitabı okumamızın faydalı olacağını ,hatta sonraki okul toplantısında okuduklarımızın ne kadarını uygulayabildik, tutumlarımızda, bakış açımızda herhangi bir değişiklik oldu mu anlatmamızı istedi.
    Kendisine bugün ki görüşmede bilgilendirmesinden, faydalı bir şekilde yönlendirmesinden dolayı çok teşekkür ediyorum.
    Pedagoji eğitimi almadığım için profesyonel eğitimci de değilim , teknik olarak inceleyici de .

    Bu zamana kadar yapılan veli toplantılarında gözlemlediklerim ve okuduğum bu kitaptan anladıklarımı anlatmaya çalışarak bir inceleme yazmak istedim.

    ANNELİK GÖREVİMİ YAPAMADIĞIM İÇİN
    - Evimde misafir odası diye ayrı tuttuğum bir alanın olmadığı, sizden sakındığım ,misafire ikramlarda kullanılacak yemek tabakları bardaklarımın eksikliğinden ve tüm evi rahatça kullanmanıza göz yumduğum için özür dilerim.
    - Birlikte kullanacağımız herhangi bir eşyanın seçiminde tercihlerinizi dikkate aldığım hatta oy birliğine sunarak işi eğlenceli hale getirmeye çalıştığım, cebimdeki paranın son kuruşuna kadar verdiğim hesap için özür dilerim.
    - Ne kadar yoğun olursam olayım birlikte isek tüm işimi bırakıp sizi dinlediğim, sözünüzü kesmediğim, birlikte değilsek aradığınızda cevap verememiş olsam da muhakkak geri dönüş yaptığım için özür dilerim.
    - Odanızın düzenine karışmayıp, dağınıklığını hiç fark etmeyip, baskın yaparcasına girmek varken kapıyı çalarak müsaade istediğim için özür dilerim.
    - Haberiniz olmadan eşyalarınızı karıştırmayıp, telefon, bilgisayar şifrelerinizi elde etmeye çalışarak kimlerle görüşüp, hangi sitelerde geziniyorsunuz diye evde polislik yapmadığım için özür dilerim.
    - Arkadaşlarınız ile tanışıp, aileleri kimdir diye merak ettiğim hatta çok değer verdiğiniz sizin deyimizinle kanka’larınızı evime davet ettiğim için özür dilerim.
    - Haftalık programlarımızı birlikte yaptığımız, bir alt kat komşumun kahve içmeye gelmek istediğini ya da beni davet ettiğini söyleyerek sizce de uygun mudur diye görüşünüzü aldığım , ertesi gün ne yemek istediğinizi sorduğum menü listesi için özür dilerim.
    - Giyim tarzınıza, saç şeklinize, zevklerinize, müziğinize , vasıta ile gitmek varken yaya gidişlerinize, yaya gidilecek on adımlık mesafedeki araç seçiminize ses çıkarmadığım için özür dilerim.
    - İlk aşklarınızı, ilk kavganızı, ilk kazık hezimetinizi, ilk yumruk acılarınızın hissettirdiklerini hissedebildiğim, hatalarınıza ceza vermediğim, açık ararcasına sorgulama yapmadığım için özür dilerim.

    VELİLİK GÖREVİMİ YAPAMADIĞIM İÇİN
    - Çocuklarımın aldığı notların bilgilerinin değerlendirmesi olarak düşünmediğim , aptal, gerizekalı mısın sen nasıl 25 alırsın demediğim için özür dilerim.
    - Sayısal bir zekaya sahip olan büyük oğlumun seçtiği üniversite bölümünü, sayısalın tüm derslerinden dahi nefret eden küçük oğlumun lisede tercih ettiği alanı saygı duyarak kabul ettiğim, elli yaşında onunla birlikte tiyatro ekibine dahil olduğum için özür dilerim.
    - Çocuklara asıl önemli olanın yapmamaları gerekenlerden uzak durması anlatılması lazım iken, tanık oldukları olayları yönetime bildirmeleri tembihlenen , ispiyoncu bir nesil çabasında olan müdür yardımcısına karşı geldiğim için özür dilerim.
    - Çocuklar geleceğinizin sigortası , meslek seçimlerinde yönlendirin diyen sınıf öğretmenine çocuğum doğduğunda kucağıma aldığım zaman benim çocuğum doktor olacak, avukat olacak, mühendis olacak annesine bakacak diye ninniler söyleyerek büyütemedim diye cevap verdiğim için özür dilerim.
    - Veli toplantılarında hocam oğlumun saçının uzunluğunu, kızımın pantolonunun darlığını nasıl görmüyorsunuz burası okul mu panayır alanı mı diye öğretmenlere çatan veliler ile yaptığım tartışmalar için özür dilerim.
    - Kendilerini taraf olmak zorunda hisseden, iktidar taraftarı olunca performans notu yükselecek sevdasıyla bu kitapları okuyacaksınız diyerek objektif davranamayan öğretmenlerin tercihlerine saygı duymadığım için özür dilerim.
    - Kendi yapamadıkları başarıları, ulaşamadıkları hedefleri çocuklarında görmek için çabalayan anlamaktan çok kabul ettirmek için uğraşan velileri anlayamadığım için özür dilerim.
    - ''Çocuğunuzla arkadaş değil, anne baba olun!'' prensibinin doğrulunu savunan herkese itiraz ettiğim için özür dilerim.
    -Dört duvar içerisinde, koridorları kamera ile izlenen, sürekli görevlilerin gezerek takipte bulunduğu, hücre sistemini andıran sınıfların bulunduğu, müfredata uygun yayınların okunmasına müsaade edilen , kılık kıyafetin tek tip olduğu, belirlenen saatlerde bahçeye çıkma izninin verildiği bir binayı okul olarak kabul etmekte zorlandığım için de en çok kendimden özür diliyorum.
    Gençleri anlamak için kitaplara gerek yok, hangi yazar, bir anne ya da babadan daha iyi bilebilir ki çocuğunuz ile kuracağınız iletişimin sağlamlığını. Rehber olabilirler, tercihler sunabilirler ama çocuğunuzu sizin kadar sevemezler.
    Çocuklarınızı hayat sigortanız, hayalinizdeki geleceğiniz ve projeniz olarak değil cidden çocuklarınız olduğu için sevin.

    Halil Cibran'ın çok sevdiğim bir şiiri vardır
    ''Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil,
    Onlar kendi yolunu izleyen Hayat'ın oğulları ve kızları.
    Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
    Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller.
    Onlara sevginizi verebilirsiniz,düşüncelerinizi değil.
    Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
    Bedenlerini tutabilirsiniz,ruhlarını değil.
    Çünkü ruhları yarındadır,
    Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
    Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları
    Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
    Çünkü hayat geriye dönmez,dünle de bir alışverişi yoktur.
    Siz yaysınız,çocuklarınız ise sizden çok ilerilere atılmış oklar.
    Okçu,sonsuzluk yolundaki hedefi görür
    Ve o yüce gücü ile yayı eğerek okun uzaklara uçmasını sağlar.
    Okçunun önünde kıvançla eğilin
    Çünkü okçu,uzaklara giden oku sevdiği kadar
    Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever''
    Sağlıklı bir nesil yetiştirilmesi umuduyla;
    Keyifli okumalar.
  • Bir önceki yazıma olan ilgi çok fazlaydı, umarım beğenilmiştir. İlginize çok teşekkür ederim. Bu hafta daha farklı bir konseptte yazdım, umarım beğenirsiniz :)

    http://edaozceyhan.com/haftalik-calma-listesi-1/
  • Arkadaşlar herkese merhaba, bağlı bulunduğum sendikaya bir okul bir ihtiyaç listesi dahilinde yardım talebinde bulundu. Test kitapları ve ayakkabı gibi ihtiyaçlar karşılandı. Bir diğer ihtiyaç olan 14-16 yaş grubu kitap için yardımlarınızı bekliyorum. Tüm kargo masrafları tarafımca karşılanacaktır. Şimdiden herkese duyarlılığı için teşekkür ederim.
  • Bu kitap Mustafa Kemal Atatürk'ün 1918 yılında şu an da Çek Cumhuriyeti sınırları içersinde yer alan ve günümüzde adı Karlov Vary olan yerde sağlık sorunları yüzünden kaldığı dönemde tuttuğu notlardan oluşmaktadır.

    Yıllar önce Afet İnan tarafından hazırlanan ve Türk Tarih Kurumu yayınları arasında çıkan kitap, uzun yıllardır piyasada olmamasına istinaden gözden geçirilmiş ve düzenlemeler de yapılarak tekrar yayımlanmış. İyi ki de yayımlanmış. Bu kitaptan şunu öğreniyoruz ki, Atatürk ta 1918 ve öncesinde de hem okumuş hem de çeşitli notlar almış.

    Kitap 30 Haziran 1918 Pazar günü tutulan ilk yazıyla başlar. Burada Karlsbad istasyonuna ulaşılması ve buradan hareketle kendisini karşılayanlar hakkında bilgiler veriyor. Kalacağı ev, kendisiyle ilgilenecek doktor, doktorun yapılması gerekenler listesi, doktorla yapılan yarı şaka yarı ciddi konuşmalar sayesinde bölgenin ekonomik yapısı hakkında da bilgi sahibi oluyoruz.

    Siyasi ve askeri değerlendirmeler yapmadan duramaz. Balkan Savaşları sonucu çizilen sınırın ve savaşsız verilen toprak parçası konusunda neler yapılması gerekir diyerek düşüncelerini de belirtir.

    Savaş anılarını da yanına gelen kişilerle paylaşır ve özellikle Muş cephesinde yaşadığı o askeri başarı olan Ricat
    (geri çekilme) sonunda düşman askerini şaşırtıp, daha sonra nasıl bozguna uğrattığını anlatır.

    Arıburnu hatıralarını anlatır. Orada 'kumandan cesaretsizliğin' nelere mal olacağına dem vurur. Bir kumandanla yaşadığı
    ricat olayını tartışır ve komutanı ikna ederek, askerin başında kalmasını sağladıktan sonra o birliğin elde ettği başarıyı
    da anlatır.

    Buradan hareketle Mustafa Kemal 'Komutanın' cesareti, bilgisi, azmi, kararlılığı hakkında görüş bildirdikten sonra eğer yönetici (komutan) korkarsa zaten baştan olaya mağlup başlar diyerek 'cesaret' örneği dersi verir.

    O mahalde kaldığı sürece günlük rutin yapılan işler haricinde ziyarete gelen veya karşılaştıkları zevatla yapılan görüşmeler
    de günlük içersinde yer almaktadır. Hatta bir seferinde Cemal Paşa'ya tuttuğu notları da gösterip, okutur.

    Mustafa Kemal o dönemde hem Osmanlıyı bilip hem de Avrupa'yı görünce aradaki farkı da anlar ve biz okuyup belli bir
    seviyeye gelmiş kişiler hiç okumayan kişiler seviyesine inemez diyerek bir durum tespiti de yapar ama sonra devamında
    şunu da söyler: "onları kendi mertebeme çıkarayım..."

    Mustafa Kemal'in 1918 yılında tuttuğu hayata dair düşüncelerini okuyoruz. Evlilik, kadın, erkek ilişkileri, eğitim, sosyal hayat içinde bulunma gibi çeşitli düşüncelerini notlar halinde bize aktarıyor.

    Yabancı dil öğrenmeden bahseder ve kendisine Almanca bir eğitmen bulunmasını ister ama anlaşamaz. Devamında bazı düşünceleri daha sonra kurulacak Cumhuriyet ve yeni devletin içinde yer alır.

    "Günlerim" okunduğunda sadece askeri görüşleri ya da orada yemek yemesi, davetlere gitmesi yok. Çok daha büyük bir düşünceyle içtimai hayatla ilgili görüşlerini de okuyoruz.

    Kitabın boyutu küçük ama içerik boyutundan daha geniş sayılabilir. Açıkçası hiç beklemediğim kadar etkili, güzel bir çalışma.

    Sürekli kitap okuyan, notlar alan, Fransızca bildiği halde Fransızcasını daha da ilerletmek için Fransızca hoca tutması ve ondan özel ders alması ama hocanın 'Fransızca ders almanıza gerek yok, sadece biraz lügata bakmanız yeterli' diyerek Fransızcasının iyi olmasını da buradan öğreniyoruz.

    Balkan Savaşları, Trablusgarb savaşı gibi savaşlarla ilgili düşüncelerini de notlarına alır.

    Ezcümle: Tavsiye ederim


    Notlar:

    + Bu kitabı yeniden basarak bizleri sunan yayınevine ve yayıma hazırlayan Selma Günaydın'a teşekkür ederim.
    + Sunuş kısmında kitabın yazım süreci hakkında bilgiler yer alıyor.
    + Kitabı yeniden basarken eski baskının temel alındığını bazı yerlerde sadeleştirme yapıldığı bilgisi veriliyor.
    + Eski baskıda Fransızca tutulan notlar bu baskıda tercüme edilerek okuyucuyla buluşturuluyor.
    + Kitabın kapak tasarımı, yazı tipi ve arka kapak tanıtım yazısı güzel hazırlanmış.
    + İçindekiler ve dizin olması da doğru.

    - 'Sunuş' kısmında 'Karslbad'da niçin bulunduğuna dair kısa bilgi notu eklenebilirdi. Belki daha sonraki baskılarda bu
    dikkate alınır. Bu sayede Mustafa Kemal'in niçin orada bulunduğu daha anlaşır hale gelir. Ben bu eklemeyi şu şekilde yapıyorum:
    "İstanbul’a geldik, fakat muvasalâtımız (Bir yere ulaşma, varma) zamanında, kendimce feci bir ıstırap hissettim.
    Doktorlar sol böbreğimden rahatsız olduğumu söylediler. Bir ay kadar yatağımı terkedemedim. Doktor arkadaşların tedavisi,
    ıstırabımı bir türlü esasından menedemiyordu. Bir aralık iyileşir gibi oldum, fakat tekrar yattım.
    Nihayet doktorlar Viyana’ya gitmekliğim lüzumunda ısrar ettiler.

    Viyana’da müracaat ettiğim profesör benim sanatoryumda yatmaklığımı zaruri gördü. Bir ay kadar Viyana civarındaki (Kotaj Sanatoryumu) da bizzat bu profesör tarafından tedavi olundum. Sonra yine aynı profesörün tavsiyesiyle, Karlsbad’a gittim. Rahatsızlığım henüz tamamıyla zail olmamış (ortadan kalkmamış-geçmemiş) bulunduğu bir tarihte
    (Gazi Paşa Karlsbad’da aldığı notlara bakarak bu tarihi buldu) 1918 Temmuzunun 5’inci cuma günü Karlsbad’daki ikâmetgâhıma İzmir’de tanıdığım bir zat,
    diğer bir arkadaşıyla geldiler. "

    (Falih Rıfkı Atay - Mustafa Kemal'in Ağzından vahidettin / Atatürk'ün Bana Anlattıkları / Bateş Yayınları -İstanbul 1998 S.44)

    #32697370

    - 19.sayfada geçen "Ya, ya!" diye seslendim. Şimdi buradaki Türkçe "Ya, ya!" mı yoksa Almanca "Ja, ja" nın Türkçe okunuşu olan "Ya, ya! mı bence Atatürk, Almanca bildiği için Evet anlamında yazılışı "Ja" ama okunuşu "Ya" demiştir düşünüyorum.

    - 25.sayfada geçen Lektür ve resitasyon'un Türkçeleri dipnot olarak verilebilirdi.

    - 84.sayfa da geçen "Trop de Zel" ne anlama geliyor bu da dipnot verilebilirdi.

    + 28-30 Ekim 2018 tarihleri arasında okunup, notlar çıkarılmış ve 30 Ekim 2018 tarihinde yazıya dökülüp, siteye eklenmiştir.
  • Şiir tavsiyesinde bulunan herkese bir kez daha teşekkür etmek istiyorum gerçekten çok güzel şiirler keşfettim sayenizde. Tüm önerilerinizi biraz da kendi sevdiğim şiirleri ekleyerek bi oynatma listesi oluşturdum Youtube'de. Dinlemek isteyen olursa diye şuraya bırakıyorum. Şiirli geceleriniz olsun.:) https://www.youtube.com/...OBIfoMTEQKapq8KR01J2
  • Ekim, 2017 ➡➡Yılın Kitabı⬅⬅ Ekim, 2018

    Ben merak ettim, sizlerinde merak edeceğinizi umdum 😊 1K okurları olarak hangi kitabı yılın kitabı seçerdik? Aday kitaplarınızı yorum kısmına yazarsanız (ki ben de yazacağım), bir hafta boyunca, en çok aday gösterilen on kitabı iletiye ekleyeceğim. Bu on kitap arasından 'yılın kitabı'nı, 1K'daki istatistiklerine göre değerlendirerek seçmeyi düşünüyorum.

    Not: En fazla üç kitabı 'yılın kitabı' adayınız olarak gösterebilirsiniz.

    AMAÇ: Aday kitapları görmek, aralarında okumadıklarım varsa okumak ve en önemlisi bu kitapların niçin tercih edildiği konusunda kendimle diyalog...

    Rica: Bana yardımcı olunuz 😃😊

    Tarih: 5 - 12 Ekim.

    << 10 >>
    1. Serenad
    2. Tehlikeli Oyunlar
    3. Hayvan Çiftliği
    4. Bu Ülke
    5. Satranç / 1984
    6. Başlangıç / Bülbülü Öldürmek
    7. Kör Baykuş
    8. Dirilt Kalbini
    9. Huzursuzluğun Kitabı
    10. Uçurtma Avcısı

    * Klasiklerden ilk on'a "Karamazov Kardeşler" girebildi ve tek klasik olduğu için çıkarıp yerine "1984"ü ve "Stranç"ı koydum. Kısacası, 5 'Karamazov'ların.

    * Yakın tarih diyerek "Satranç"ı klasik olarak almadım ve liste 11 olmasın diye 5'e ekledim.

    * Onlar Da İnsandı ve Körlük listeye girme ihtimali en yüksek diğer adaylar.

    * Ulysses ve Ama Fareler Uyurlar Gece (istatistiksel) en dikkatimi çekenler.

    *........................ (Buraya, klasiklerden oluşan 'mecburiyet listesi' yazacağım (ilhamı veren Ebru Ince)

    * İlk on adaydan 'yılın kıtabı' Serenad

    * Bolca teşekkür sizlere... :)
  • İleti soruyor "Ne düşünüyorsunuz?"

    Buluşmayı anlatmaya nasıl bir girişle başlasam diye düşünüyorum. Her ay herkese merhabalar, herkese merhabalar.. başka laf mı bilmiyorum, klişeye bağladık iyice.

    Bunları düşünüyorum işte sevgili ileti, biz dün 17.kez buluştuk şimdi bunu anlatmak istiyorum üyelere biraz susarsan. Çok anlayışlısın ileti, teşekkürler...

    Büyük eylül buluşması demek isterdim, çoğunluk Bursa'ya döneceği için ama yarısı yolda kaldı, bu fakülteler de dengesiz canım!! Birisi bu hafta başlıyor, birisi haftaya, ötekisi taa ekim ayında... Neyse işte müdavimlerin yarısına kavuştuk, yeni gelenler de oldu, gelemeyenler de ama yine çok güzel bir toplantı oldu.

    Kitabımız Kağıt Ev kısa olması yönünden pek çok kişiyi tatmin edemezken, keşke Gölge Hattı'nı okumuş olsaydık daha mı otururdu yazarın yazdığı hikaye fikrine kapıldık. Kitapta bir okurun sancılarının arasından herkes "işte bu benim" dediği bir cümle sahiplenmiş, hayırlı uğurlu olsun.

    Kitabın - bize göre - eleştirdiği kısım olan "kitap biriktirmek" üzerine epeyce tartıştık. "Doğrusu bir daha hiç dön(e)meyeceğimiz, okumaya fırsat bulamayacağımız ya da okumayacağımız kitapları alıp alıp kitaplıkta sıralamak mı yoksa okuduktan sonra kitabı elden çıkarmak mı?" sorusuna cevap ararken; kim hangisini neden doğru buluyor üzerine tartıştık.

    "Banane ben biriktircem!!" =))
    "Ben sırf bu yüzden bilmem kaç kitaplı kütüphanemi dağıtıp, ekitaba döndüm!" B-)
    "Hadi polisiyeleri verdim, klasikleri de mi vereyim?!"
    "Polisiye molisiye hatırası var deyip veremiyorum."
    "Alakasız ama eski manitam hediye etmişti, ötekini bilmem nerden almıştım deyip deyip elim vermeye gitmiyor."
    "Bencillik bu azizim bencillik!"
    "Bir daha okumayacak olsam da gözümün önünde durmasını seviyorum."

    Tamam gençler sakin olun, isteyen dağıtsın kitaplarını, sergilemek isteyen en sonunda tuğla yapar kitaplardan ev haline getirip girer içine oturur. Ama sıcak suyla duş almayın bak kitaplar nemlenir hoş değil. :))

    Güle söyleye, kitabı bir gömüp (80bin kitap okumuş da kime ne faydası olmuş adamın, kendi kendine okumuş durmuş), bir göğe çıkarta (sonundaki yıkım bence zihinsel bir eşiği aşma bakımından sembolikti) bir kitabı daha tamamladık.

    Sonrası en çetrefilli kısımdı, 13 tane kitap önerisi arasından 3 turda bir sonraki ayın kitabını ancak seçebildik. Tabi buna kalabalıkta tekrar oylamak zorunda kalmayı, Yasir'in ona buna laf yetiştirirken kitabın adını anlamadığı için tekrar sorması ve karar vermesi kısmını da ekleyin. ( Tamam tamam bir şey demedim Yasir.)

    Nasılsa seçilmeyecek oylaması - 1.tur
    En yüksek oy alan 4 tane arasından eleme turu - 2.Tur
    Sona kalan 2 arasından finalist belirleme - 3.tur

    https://i.hizliresim.com/WDvBEN.jpg
    https://i.hizliresim.com/3zZrPr.jpg

    Ve kazanan : Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca oldu. Yeri gelmişken (bkz: "Bugünlerde Bahar İndi - Yaşar Kemal" kampımız bittiiii :)))) atölye yaptınız o kadar, kalkın ekimde Bursa'ya gelin çağrısı yapmak istiyorum buradan kampçılara.

    Bu ay yeni bir şey deneyelim ve aylık okumanın yanına bir tane de kalın kitap ekleyelim, süreyi de 2 ay yapalım, kasım ayında iki kitap üzerine söyleşelim dedik.

    Tuğla önerileri de şunlar oldu. https://i.hizliresim.com/MDGNQ9.jpg

    Kasım ayı tuğla galibi de Gazap Üzümleri (Ahmed Yasir Orman'ın 3 aylık çalışmaları meyvesini verdi.)

    Toplu fotoğraflarımız;
    https://i.hizliresim.com/vP2kvm.jpg
    https://i.hizliresim.com/1EW1lY.jpg
    https://i.hizliresim.com/LDzkWa.jpg

    Erken saatte biten her toplantı sonrası olduğu gibi grubun bir kısmı ile yemek yemeye Atmosfer'e geçtik, baktık kebapçıda sohbete kaptırmışız, biz burada ne yapıyoruz gidip başka yerde devam edelim rahat rahat sohbet edelim diyerek Yamaç Kafe'de efil efil çay-sohbet yaptık. Bu kısmı kaçıranlar çok şey kaybediyorsunuz. Filmlerden, belgesellere - fantastikten - distopya'ya, tiyatroya - dublaja, farklı kültürlere ve en son Şarbon'a ve birbirinden ilginç sağlıklı yemek tariflerine (chia tohumları, yulaftan süt yapmacalar, kajulu - avakodulu tarifler, ev yapımı dondurmalar...) ufku direk üç katına çıkartan çok keyifli bir akşam oldu. :)

    Son olarak 1000Kitap İstanbul Okuma Grubu 'nun videoları varsa bizim de var, huh, n'olmuş yanii;

    https://youtu.be/vP1aKt9mDdM

    Neden toplantıda çekmediniz video sorularını duyar gibiyim, çünkü Otuzlarında bi adam biz toplantıyı bitirip kalktığımız sırada yetişti ve sadece toplantı sonrasına dahil olabildi. Video da kendisini eseri, üzerine müzik efekti ekleyen endymion ikinize de teşekkür ediyoruz. :)

    Bir sonraki buluşma : 07 EKİM 2018
    Mekan: Gerçek Kafe
    Saat : 13:30
    Tartışılacak Kitap : Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca

    Bu sefer geç kalana ceza düşüneceğim, belki toplantıyı tek ayak üzerinde dinleme cezası olabilir.

    Katılımcı Listesi

    NigRa
    Oğuz Beyiniz / Auri
    Gökhan
    Gülfe
    Ahmed Yasir Orman
    Yadigar Soydan
    https://1000kitap.com/Kuyruksuzprimat
    Volkan - Üye olmuyor, olmuyor. :)
    https://1000kitap.com/zambk
    Turhan Yıldırım
    Şeyda
    Oğuzhan Özkan
    endymion
    https://1000kitap.com/_Hasbelkader
    Uymszz16


    Toplantı sonrası ekip;

    NigRa
    Oğuz Beyiniz / Auri
    Ahmed Yasir Orman
    Yadigar Soydan
    https://1000kitap.com/Kuyruksuzprimat
    Volkan
    endymion
    Otuzlarında bi adam

    Bir sonraki buluşmada görüşmek üzere, kitap dolu mutlu bir ay olsun 1000kitap.