Puan vermedi·98 syf.··
2025 11. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2025 12:22
Kitabı okuduktan sonra bende kalan en güçlü duygu, insanların çoğu zaman kendilerine sunulan gerçekleri sorgulamadan kabul ettiğiydi. Noam Chomsky, medyanın, siyasetin ve ekonomik güçlerin toplum üzerindeki etkisini anlatırken okuyucuyu rahatsız eden ama düşündüren sorular soruyor. Kitap, sadece dünyayı eleştirmekle kalmıyor; aynı zamanda bireyin düşünme sorumluluğunu da hatırlatıyor. Ancak kitap bazı bölümlerde oldukça yoğun ve sert bir dil kullanıyor. Bu durum zaman zaman farklı görüşlere yeterince alan bırakılmadığı hissini oluşturabiliyor. Yine de Chomsky'nin amacı insanları hazır cevaplara yönlendirmek değil, onları düşünmeye ve sorgulamaya teşvik etmek. Benim için bu kitap, doğru kabul edilen birçok şeyin aslında yeniden değerlendirilmesi gerektiğini gösteren önemli bir eser oldu. Okurken her fikrine katılmak zorunda değilsiniz ama kayıtsız kalmanız da zor. Entelektüellerin sorumluluğunun sadece bilgi üretmek değil, gerektiğinde güç karşısında gerçeği savunmak olduğunu güçlü bir şekilde hatırlatan etkileyici bir kitap. İyi okumalar dilerim...
Entelektüellerin SorumluluğuNoam Chomsky · BGST Yayınları · 2005116 okunma
Bir de Bayıl İstersen Victor
8/10
·251 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
102 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 14:20
Eveeeeet, sonunda o gün geldi, bitmesin diye çok çabaladım (yatarak) ama bitti... Kitapta size spoi vermek hiç istemiyorum, hepinizin okumasını çok istiyorum çünkü, o yüzden spoi vermeden (bu beni ağlatacak) yapmayı arzuladığımız (arzulamak mıı hayırdır ula) kitap vızırdamamıza geçiyoruz. Kitap, bilim kurgu kitabı, ilk baskı 1818 yılına ait (19.yy.da bilim kurgu yazmak nasıl aklına gelebilir kral ya), çevirmen sunuşu+yazar sunuşu+önsöz dahil toplam 251 sayfa (bu söylediklerimi de kesinlikle okumalısınız, ben spoi yememek ve daha iyi değerlendirmek için bunları mutlaka kitaba başlarken değil kitabı bitirince okurum). Bahsedeceğim çok fazla şey var ama nasıl toparlayacağım konusunda zorlanıyorum şu an (her duygunu yaz ama Elif tamam mı canımın içi), öncelikle 19.yy.da bir insanın gerçekten de oturup bilim-kurgu yazabilmesi bana inanılmaz geliyor şu anki yaşantılarımızda yok uzay, yok yapay zeka, yok robotlar derken bir sürü gelişmeye şahit olabilmişken bilim-kurgu yazabilmek bana olağan geliyor çünkü yaşadıklarımızın büyüklüğünden, yaşayacaklarımızın potansiyelini ufacık görmemizle bile bilim-kurguya ulaşabiliyoruz. Ama 1800'lerde böyle bir şeyin hayale gelmesi ve oturup buna bir tasvir biçilebilmesi, üzerine bir olay yazılabilmesi bana inanılmaz geliyor. Hele ki dönem şartlarında kadınların kitap yazma konusunda bırakın teşvik edilmeyi sosyal olarak engellenmiş olmasına rağmen bir kadının kalkıp da bu eseri yazabilmiş olması da bence çok büyük bir şey. Okuduğunuzda anlayacaksınız, o kadar kaliteli bir kitap ki benim aslında kitabı bu kadar geciktirme sebeplerimden biri de bu denli kaliteli olmasıydı, kitabın ilk 80 sayfasında gerçekten çok etkilendim, bu etkiyle hem kitabı çabucak okumak hem de bitirmemek istedim, çok sevdiğim şeylerin bitme ihtimali işin içine
Frankenstein ya da Modern PrometheusMary Shelley · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202021,8bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·156 syf.··
Beğendi
·
2026 85. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 00:00
#fundaokuyupyorumluyor POFİDİK AJAN KEDİ & ADRIAN BECK @thecocukyayinlari ndan çıkan #pofidikajankedi kitabı ile geldim. Yaz geliyor, okullar kapanıyor o zaman minik okurlara çok heyecanlı bir kitap ile başbaşa bırakıyorum. Pofidik: Eğlence, Macera ve Kahkaha Dolu Bir Casusluk Hikâyesi! Pofidik, alışılmış kahramanlardan oldukça farklı bir karakter. Dünyanın en korkusuz ajanı olarak tanıtılsa da, görevlerden çok atıştırmalıkları ve keyif yapmayı sevmesi onu hem komik hem de sevimli kılıyor. Bu yönüyle çocukların kolayca bağ kurabileceği, sıcak ve eğlenceli bir kahraman ortaya çıkarmış. Kitapta Pofidik ve arkadaşları Jade ile Kit'in, masum görünen bir su parkının ardındaki büyük sırrı keşfetmeleriyle başlayan heyecan dolu bir macera anlatılıyor. Tatil havasında başlayan olaylar, gizli üsler, kötü ajanlar ve dünyayı tehdit eden planlarla hız kazanıyor. Hikâye ilerledikçe merak duygusu sürekli canlı tutulurken, mizahi unsurlar da okuma keyfini artırıyor. Macera ve mizahı dengeli bir şekilde sunulmuş, metnin akıcı dili sayesinde okumaya yeni başlayan çocuklar bile hikâyeyi rahatlıkla okuyabilir. Kitapta kötülere karşı verilen mücadeleyi okurken diğer yandan Pofidik'in sakarlıkları ve beklenmedik davranışlarıyla gülümsetiyor. Ayrıca dostluk, ekip çalışması, cesaret ve problem çözme gibi değerler hikâyenin içine doğal bir şekilde yerleştirilmiş. Pofidik, çocukları okumaya teşvik eden, hayal güçlerini harekete geçiren ve kahkahalarla dolu bir serüven sunan eğlenceli bir eser. Casusluk hikâyelerini seven, bol aksiyonlu ve komik kitaplardan hoşlanan çocuklar için keyifle okunabilecek, sayfaları hızla çevrilen bir macera. Gizem, kahkaha, sıra dışı karakterler ve tempolu olay örgüsüyle okuma şöleni sunarak bütün çocukları bol kahkahalı bir okuma diliyorum. Kitapla ve
Pofidik Ajan KediAdrian Beck · The Çocuk Yayınevi · 202640 okunma
Aç Kaldık.
4/10
·240 syf.··
2026 9. kitabı
·
83 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:18
Genel hatlarıyla Adler, Aşağılık ve Üstünlük komplekslerini merkeze yerleştirerek çeşitli davranışları örnek vakalar üzerinden açıklamış. Bu da bu davranışların arkasında daha derinlerde cok daha farklı nedenleri göz ardı etmeye neden olmuş, bence. Elbette aşağılık kompleksi- üstünlük kompleksi her insanın hayatında olan gerçeklikler ancak tek perspektiften bakıldığında sığ bir bakış getiriyor. Ayrıca "bireysel psikoloji" ekolünün kurucusu Adler, insanı sadece kendi iç dünyasına hapsolmuş bir varlık olarak değil, bir "topluluk üyesi" olarak konumlandırmış; insanın ruhsal sağlığını, diğer insanlarla kurduğu bağın kalitesine bağlayarak bireyi bencillikten kurtarmaya teşvik etmiş ve sosyal uyumun altını çizmiştir; "Sevgi ve evlilik sorunlarının içinden ancak sosyal uyum sağlamış kişiler çıkabilir." Bazı konularda bütünsel bir perspektiften bakmış insanın davranışlarının aslında genel yaşam üslubuyla ilgili ipucu verdiğini belirtmiş. Örneğin; iş durumuyla ilgili bir şeylerden kaçan/ sorumluluk alamayan/ düzen kuramayan kişinin aslında evlilik için hazır/uygun olmadığını belirtmiş. Tek bir davranışa odaklanmak yerine bunun hayatın ne kadarına yayıldığını görmek açısından güzel bir bakış açısı. Ve fakat; Toplumun kendisi hastalıklıysa, bireyin o topluma "ilgi" göstermesi onu iyileştirir mi, yoksa onu o çürümüş sistemin bir parçası haline mi getirir? Adler’in eğitim anlayışındaki en zayıf halka ise, doğum sırasına (ilk çocuk, ortanca, en küçük) verdiği aşırı önemdir. Adler, eğitimi bu "kategoriye" göre şekillendirir. Günümüz eğitim psikolojisi, çocuğun mizacının, nörobiyolojik yapısının ve içinde bulunduğu sosyo-ekonomik ortamın doğum sırasından çok daha belirleyici olduğunu vurgular. Adler’in bu konudaki genellemeleri, öğretmenlerin veya ebeveynlerin çocuklara "etiketler"
Yaşama SanatıAlfred Adler · Say Yayınları · 20063,690 okunma
10/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 17:48
GÜN BATIMI YASAKLARI ~ JAYNE COWIE İçerik; ️Distopik polisiye ️Tersiye dünya duzeni ️Kadın egemen bir toplum ️Erkekler için geçerli katı kurallar ️Parkta bulunan bir kadın cesedi ️Annesine kızgın bir genç kız ️Toplumsal normlar, yıkılan tabular ️Feminist bir bakış ️320 sayfa Selam dostlar. #günbatımıyasakları nı bitirdim ve gerçekten harikaydı. Erkek egemen toplumsal düzen bir ölumle bir gecede tersine dönerse ve düzen artık kadınların eline geçerse ne olur? İşte bu kitapta da böylesi bir distopik konu işleniyor. Hayali bile uçuk Gün Batımı Yasakları kadınlara özgürlük veren fakat erkeklere belli bir saatten sonra dışarı çıkması yasak olan, çalışma hayatında kadınlara öncelik verilen, ailede, çocuk bakımında kadınların beyanını esas alan bir kurallar silsilesidir. Bu kurallardan sonra öldürülen kadınların sayıları büyük oranda düşmüştür. Cass’in annesi kamuda bir kelepçeci ve babası da Gün Batımı Yasakları’nı çiğneyen biri olarak hapistedir. Babasının hapse girmesine sebep gördüğü annesinden ölesiye nefret eder. Fakat babasının cezası bitip hapisten çıkınca her şey değişecektir. Artık annesiyle değil babasıyla yaşamayı düşünür. Bir gün annesinin iş yerine gittiğinde eline bir kelepçe anahtarı geçer. Onu geri vermez, saklar. Belki ölesiye nefret ettiği bu yasakları delmenin cazibesi onu teşvik etmiştir. Zira onun gözünde erkekler zulüm altındadır. Peki yaptığı doğru mudur? Yasaklar gerçekten onları koruyor mudur yoksa bireylerin kararları önünde kocaman bir duvar mı örüyordur? Konusu ve kurgusuyla merakla kendini okutan, “Acaba her şey tersine olsaydı daha mı güvende olurduk yoksa güç karşısında iyice düzeni mi bozardık?” diye sorgulatan bir kitap oldu. Hayali bir güzeldi ama söyleyeyim Siz de böyle tersine dünya düzeni temalı kitaplar okumayı ve cinayeti çözerken
Gün Batımı YasaklarıJayne Cowie · 25M2 Kitap · 20261 okunma
Bir Turan Peygamberi
7/10
·144 syf.··
2026 10. kitabı
Bir Turan Peygamberi…. Tarihimizin en kritik dönüm noktalarından, benim de araştırmayı, okumayı çok sevdiğim 1865 - 1919 yıllarına ait bu edebi eserleri okurken; siyasetin nasıl adım adım değiştiğine de şahitlik ediyoruz. Çok tatmin edici bir deneyim benim için. “AY DEMİR” de 1918 yılında, Müfide Ferit Hanım tarafından yazılmış, o yıllarda yeni yeni parlayan Türk Milliyetçiliğini, Turancılığı bize gösterecek bakalım. Kitabımızda “DEMİR” adında İstanbullu bir doktorun, aşkını ve vatanını ardında bırakıp Orta Asya’ya, Rusların esaretindeki Türk kavimlerini uyandırmaya, onlara unutmaya yüz tuttukları Türklüğü, Turan’ı anlatmaya gidişi konu ediliyor. Kitapta İstanbul’daki siyaset ortamıyla, Orta Asya’daki halkların durumlarıyla, Ruslarla, Müslüman Din adamlarıyla ilgili önemli tespitler var. Bunlara ayrıntılı olarak değineceğim. Ama öncesinde Türk Milliyetçiliği nasıl ortaya çıktı, Müfide Ferit ve kocası Ahmet Ferit kimdir bunları anlatmam gerek yoksa “AY DEMİR” gibi bir karakterin ortaya çıkışı yeterince anlaşılamaz. Şimdii, işte Reformlardı, Aydınlanmaydı, özellikle Fransız İhtilaliydi derken Avrupa’da milliyetçilik zaten vardı. Ancak bizimki gibi bir imparatorluğun içinde, milliyetçilik fikri tehlikeli olacağından uzun yıllar konuşulmadı. Osmanlı’da halk, milliyetlerinden ziyade dinlerine göre sınıflandırılıyordu. Müslimler, Gayri-müslimler şeklinde. Bugün andığımız Namık Kemallerin yer aldığı 1865’te kurulan Genç Osmanlılar bile vatan ve özgürlük vurgusu yaparken, yine Osmanlı olarak, şeriat kurallarıyla hareket edilmesini savunuyorlardı. Ayrı bir Türk milliyetçiliği, Turancılık kavramı yoktu. Taa ki Türk toprakları kaybedilmeye başlayana kadar. Kaybedilen topraklarda yaşayan Türk halkları, kalan topraklara doğru, anadoluya doğru geldikçe, gördükleri zulümün de
Ay DemirMüfide Ferit Tek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022699 okunma