Kolera Canavarına Teslim Olmuş Kalabalığın Trajedisi
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Okan Bayülgen ile Müjde Ar’ın başrollerini paylaştığı, Mustafa Altıoklar’ın yönettiği Ağır Roman filmini izlesem de kitabından haberim yoktu bugüne kadar. Meğerse Ağır Roman filmi “Ağır Roman” adlı aynı kitabın beyazperde uyarlamasıymış. Romanın yazarı Metin Kaçan da karikatürist, oyuncu Hasan Kaçan’ın kardeşiymiş. Hasan Kaçan’ı Ekmek Teknesi dizisini izleyenler bilirler. Kardeşlerden Fatih Kaçan da oyuncuymuş. Kurtlar Vadisi’nde Pürmüz Hasan rolünde oynamış. Kurtlar Vadisi’nin ilk sezondan sonraki bölümlerini izlemediğim için Fatih Kaçan’a yabancıyım. Gördüğünüz gibi ailenin çocukları sanat için doğmuşlar sanki. Ancak bu kardeşler arasında Metin Kaçan’ın sıradışı bir yeri var hem sanatı hem de yaşantısı açısından. Sanatı bakımından tek başına “Ağır Roman”ı (Everest Yayınları, 10. basım, Mayıs 2025) ele aldığımızda nevi şahsına münhasır bir eser olduğundan dem vurmayan her yorum eksiktir. Metin Kaçan resmen tek başına bir argo sözlüğü yazmıştır Almancaya ve Fransızcaya da çevrilen bu romanıyla. Gaftici, şopar, cıvır, kevaşe, mitra, moron, covino, kofti ve daha onlarca sözcük bu romanın içinde kaynaşmakta, dans etmektedir. Karakterlerin isimleri de bir o kadar acayiptir. Gili Gili Salih, Puma Zehra, Tilki Orhan, Gaftici Fethi, Orso, Fil Hamit... Kolera Sokağı’nın sakinlerinin gerçek isimleri önemli değildir, takılan lakaplar onları tanımanın püf noktasıdır. 135 sayfalık bu ince roman, baştan sona kadar su gibi akıp gidiyor. Yazarın kurduğu dilin, kurguladığı evrenin büyüsüne kapılıp son sayfadaki son noktaya kadar gözlerinizi kitaptan ayıramıyorsunuz. Aynı zamanda bazı cümlelerin kurgulanış şekline de hayran kalıyorsunuz. Keşmekeş, dolambaçlı yapısından dolayı bazı cümleleri birden fazla kez okumak zorunda kalmanız da muhtemel. Bu açıdan bazen durakladığım, ne oluyor
Edebiyat & Roman
Ağır RomanMetin Kaçan · Everest Yayınları · 20212,770 okunma
Tezgaha mı geldik?
9/10
·210 syf.··
2026 19. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Mart 2026 20:25
Yine Günday Yine Günday Yine Günday Ben bu adamı gerçekten seviyorum. Dili başka, türü başka, değindiği konular çeşit çeşit bambaşka... Okurken hem gerçeklere en çok gözümü açtığım hem de içinde kaybolup gittiğim yazarlardan birisi. Gelelim kitaba öncelikli olarak bir sözlüğe ihtiyacımız olacak çünkü çok fazla Ermenice sözcük var bunu sona ekleyeceğim. Kitap, özellikle kuyumculuk ve turizm sektörü üzerinden gelişen, dışarıdan parıltılı görünen ama içeriden oldukça karanlık, manipülatif ve satış odaklı bir dünyayı anlatıyor. Hakan Günday bu eserinde, tezgahın arkasındaki o acımasız çarkları, insan ilişkilerinin nasıl birer pazarlık objesine dönüştüğünü ve sistemin bireyi nasıl öğüttüğünü ele alıyor. Kitabı okurken kendimi tam olarak Kozan’ın karşısında hissettim ve bu asla tesadüf değildi. Günday, okuyucuyu bir müşteri (veya kurban) koltuğuna oturtup, satışın bir sanattan ziyade bir avlanma biçimi olduğunu gösteriyor. Ticaret ahlakına olan güvenim zaten yok. Günday da burada günümüzün yüz karası olan o yozlaşmayı önümüze koyuyor. Kitap, dürüstlüğün bir nimet sayıldığı, sadakatin ise sadece bir sonraki satışa kadar sürdüğü bir dünyayı resmediyor. İnsanın insanı kazıklama hırsı, kitapta sadece para kazanmak için değil, sistemin içinde hayatta kalmak ve üstünlük kurmak için yapılan bir refleks olarak karşımıza çıkıyor. Diline gelecek olursak yumoş, ahçik, mart vb. kelimeler beni başta şaşırtsa da, aslında bu kelimeler o dünyanın kapalı kapılarını açan anahtarlar gibi. Hakan Günday’ın o bildiğimiz içine çekip götüren üslubuyla birleşince, bu yabancı kelimeler bir süre sonra bizim de doğal dilimiz haline geliyor. Bu dil, okuyucuyu yabancılaştırmak yerine, o yeraltı dünyasının bir parçası haline getiriyor. Bu kitap aslında güvenin ve sadakatin her masada bitişini ilan
1000Kitap
MalafaHakan Günday · Doğan Kitap · 20175,6bin okunma
Reklam
8/10
·469 syf.··
2026 17. kitabı
Ve bir serinin sonuna geldim. Gerçekten favori dark mafya kitap serilerime girdi. İlk kitap çok sıradandı ama sonrası öyle bir açılıyor ki ilişkilerden çok altta olan olaylar kitaplardan kitaplara bunjn devam etmesi çok iyiydi. Umarım yazar bi novella yazar da hepsinin ne yaptığını okuruz. İlk kitap biraz harcanmıştı sadece illyanada çok iyi bir karakterdi çünkü. Bu kitaba gelecek olursak o son olmasaydı net 7 verecektim ama yalan yok şaırdım. Hatta nasıl ya diye diye başlara döndüm ama gerçekten bir hata yok okuyan anlar:D Lyla tam lukyana göre bir kadın karakterdi ve lukyan öyle planlar yapmış ki son kitabının ve kendinins adece eğlebce aramayan aslında oldukça zeki biri olduğunuda kanıtladı. Smut sahneler çok benlik değildi ama rahatszıda etmedi. Bu senenin favori mafya serisi oldu benim için
Bratva MenaceT. J. Maguire · Independently Published · 20248 okunma
8/10
·194 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Niviskar Şener Ozmen destê Sponizayê girtiye û bajar bi bajar welatê Kardoxî( Kurdistanê) gerandiye. Her jar,her kesayet portreya heleke welatê Kardoxî ye :Portreyên têkçûne, windabûne , tunebûne. Hêst û ramanên wan ne rasterastin, kêm dibin, zêde dibin diguherin ji ber wê bertekên wan jî diguherin. Tu kes azad nîne: Ji xwe azadbûn, azadanebun ne di destê wan de ye. Sedema hemî tiştan heye, hemî tişt girêdayê hevin, yekin. Disa jî ne bê hevîne . Yek ji yê herî têkçûyî Yasîn gelek caran divê "Tu têgih ne hêjayî wê ye ku mirov xwe ji bona wê bide kuştin " ( r.165/#299075496 ) Her çiqas Xo(Zaxo), Dê ( Amûdê )û Bad(Mahabad ) hebin jî navend Zex ( Hezex)e navend bakûrê welate . Rexneyên tuj li tevahî tevgera azadiyê a li bakûr dike. Tu bê rêxistin tenê li bakûr heye. Dema dikeve geremola rexneyan dev ji kitekit û sedeman berdide,tenê dibêje 0 derbas dibe. Dema axaftin an jî tiştek ê zimanê biyanî ( Tirkî, Farisî, Erebî) dixe navde. Wergerê nake. Ango mixabin zimanên serdest bi çend hevokan serdestiya xwe avadikin. Bi min ev ne pirzimaniye . Ev rasterast serdestiye. Ez sewraxt nebûm niviskar çima wa kiriye . Çîrok, xwe bi honak û zimanê xwe, bi awayekî tinguz diherikî. Ez nîzanim ew hêlên têkiliyên zayendî çima ketin nav de. A rast têkiliyên zayendî gotî pênaseyek sivike. Ev rasterast pornografî bû. Niviskar çima tiştekî wa kir nîzanim. Qey heyfa wî berhema wî nehatibû?. Qey kesekî pêşiya çapê xwendibû, ew şiyar nekir . Û Kevane, nivê nîva berhemê kevane bûn. Ji ber kevana xwêner nikarî bikeve nav berhemê. Koma amedekariya çapê çima mudaxale nekir? Heyfa berhemê.Pirsgirêkên editeyeyê berhemê xwe mezintir bû.
Edebîyata Kurdî
Rojniviska SpinozaŞener Özmen · Lis Yayınları · 20081 okunma
10/10
·108 syf.··
2025 14. kitabı
Dönemin saçma ama gerçekten olan adetlerini en iyi yansıtan kitap olduğunu düşünüyorum. Adet adı altında kadınları kafese sokma düşüncesi ve erkeklerin zihniyetini değiştirme girişiminde dahi bulunmamaları beni bugünde bile hâlâ çok sinirlendiriyor. Değişmesi gereken erkeklerin zihinleridir. Kadınları kafese koymak hiçbir şekilde çözüm değildir. Kadın diye ayrıştırılan kişiler de insandır. Zihinlerin nasıl düşünüyor gerçekten anlam veremiyorum. Bir de Osmanlı döneminde o kadar farklı çeşitli kültürle birlikte yoğrulmuş bir kültür olması gerekirken nasıl oluyorsa Türklerin (?) yaşadığı adetler resmen insanı insan dışı bir muameleye maruz bırakmaktadır. Benim okuduklarımdan anladığım budur. Özellikle bu kitabı lisede okumuş birisi olarak bu kitabın çocukların lisede okutulmaması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu kitapta adet adı altında işte kadınları kafese koymak, şu yaşa geldin artık eve kapanacaksın ferace giyeceksin gibi söylemler daha zihin de sorgulama yapamayan kişiler için doğru olarak kabul edilebilir bir bilgi oluyor. Ve Türkiye’deki koşullarda genç neslin sorgulama yapmadığı göz önünde bulundurulduğunda, bu kitabın okunmaması taraftarıyım.
Taaşşuk-ı Talat ve FitnatŞemseddin Sami · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202538,1bin okunma
Puan vermedi·206 syf.·
2025 115. kitabı
İzlediğiniz için teşekkürler! Vartan Paşa’nın Akabi Hikâyesi, Osmanlı döneminde yazılmış olmasına rağmen bugün bile şaşırtıcı derecede modern ve canlı fikirler barındırıyor. Öncelikle şunu fark ettim: Ben romanı Ermeni hayatını anlamak için okudum ama romanın sonunda anladım ki “Ermeni hayatı” diye sabit bir tablo yok. Aksine, toplumlar çok akışkan ve esnek. Ermeni aileleri de, Katolikler de, Osmanlı toplumunun genel sosyal yapısı içinde neredeyse birbirine benziyor: kadınlar ferace giyiyor, evler haremlik-selamlık düzeninde, sosyal hayat ortak değerler üzerinden şekilleniyor. Başlıklar hâlinde romanın güzelliklerini ve tespitlerimi paylaşmak gerekirse: ♡ “Akabi” ve isimlerin anlamı Akabi ismi Ermenice kökenli ve Yunanca agape (sevgi) kelimesinden geliyor. Yani adından itibaren romanın kalbinde aşk var. Bu bir "Aşk Hikayesi!" Erkek karakterlere “ağa”, kadınlara “dudu” denmesi de çok güzel bir Osmanlı-Ermeni kültürü detayı. “Ağa”, saygın erkek; “Dudu” ise olgun, saygın kadın anlamında, tam da romanın evrensel ama yerel dokusunu gösteriyor. ♡ Mezhep farklılıkları ve aşk Romanın aşkı “imkânsız” olarak sunması tamamen dönemsel ve toplumsal bir gerçeklikten kaynaklanıyor: Ermeni (Apostolik) Akabi Dudu ve Ermeni (Katolik) genç Hagop Ağa farklı kiliselere bağlı. Ermeniler etnik olarak bir kavim, ama roman bize gösteriyor ki “Ermeni” derken aslında kiliseye bağlı bir cemaatten bahsediyoruz. Mezhep farkı, o dönemde ailelerin ve toplumun duvarları demek. Bu yüzden aşkları imkânsız. Ama Vartan Paşa cesurca bu duvarları sorguluyor, “Aşk kimlikten büyüktür” diyerek adeta modern bir manifesto sunuyor. ♡ Çağdaş fikirler Romanın en etkileyici taraflarından biri, dönemine göre inanılmaz çağdaş fikirler içermesi: * Eşlerin birbirini seçmesi * Mezhep farklılıklarının aşkı
Akabi HikayesiKolektif · Çizgi Kitabevi · 20231 okunma
Reklam
Reklam