Darısı başıma
Kendimi ilk kez gerçek bir sohbetin içinde hissettim.
Sayfa 235·Kitabı okudu
Kayan yıldız sırrı...
(...) Mecazî anlamda, “Necib Fazıl’ın ölümünün sırrı”dır. Üstad Necib Fazıl kayan bir yıldızdır; veya eski bir efsaneye göre, her ölenin gökte bir yıldızı kayar… Salih Mirzabeyoğlu, kendi hayatı için çok önemli bir dönüm noktası olan bu ölümü, hece vezninde kaleme aldığı tek şiir kitabında, “Kayan Yıldız Sırrı” diye ele alır. “Ben kimim?” diye sormak, “ölüm nedir?” diye sormakla birdir, hikmeti çevresinde… Kitaba ismini veren “Kayan Yıldız Sırrı” şiiri ise şudur: Göklerde kanat açmış gûya gönlümce hür kuş Ben değil mi yine ben kedere hedef durmuş Gizleniyor bildiğim saklambaç oyununda Benim gölge âlemde kendisine kaybolmuş *** Bu mahmurluk sırtımda kaplumbağa kabuğu Rahatı rahatsızlık şu dünyanın seyrinde Ah geçmiş ne gelecek şimdiyse uçan buğu Yollar ki birbirine kavuşmanın derdinde *** Su üstünde ürperti hep gurbetlik duygusu Nakışa düşen mânâ deniz üstünde desen Zamanın nabzımı tutsun diye kurduğu Dalgada gölge eşya benim gözümde de sen *** Bir kayanın üstünde bilmem böyle kaç vakit Rüyâların izinde tâbirlerin peşinde Yıldırım düşen levha kumaşım ki mücerret Açıktan geçen gemi yüreğim o gemide *** Tedirgin bekleyişler berzah sırrında hapis Fikir ki saklı güzel gözümde açık derin Pervane çeken mihrak nisbet kurduğum akis Rüyâların ötesi müjde verdi güvercin *** Ağı germiş çoktandır yıldız köşeler cinsi Gebe dumanlı dünya sancı sarınca doğum Rüzgâr dinlenen dalga kıyı idrakı şimdi Ruh nisbeti bir harman ışık içinde oyun!
KAYAN YILDIZ SIRRI -Şâh Eser – Şâheser-II-, 30 Ağustos 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Deneme, İnceleme
Reklam
Pınar Kür’ün Savunmasından
1979 yılından bu yana kitabı okuyanların sayısı yüz binlere, filmi sinema ya da videoda seyredenlerin sayısı milyonlara varmıştır. Bunca yıldır, bunca insan arasında, eseri müstehcen bulan, cinsel arzularının tahrik, ar ve hayâ duygularının incinmiş olduğunu ifade eden (resmî bilirkişi kurulunun on, sinema sansür kurulunun dokuz üyesi ve sayın savcı dışında) bir tek kişi çıkmamıştır. Çünkü romanın ne bütününde ne de herhangi bir bölümünde “müstehcenlik” amaçlanmamıştır ve yoktur. Sayın savcının “yalnızca cinsel tahrik amacıyla” yazıldığını iddia ettiği bu romanı okuyan yüz binlerce kişi böyle bir duyguya kapılmadıklarına göre, demek ki ya binlerce kişi okuduğunu anlamamıştır ya da sayın savcı, bu kitabı okumak zahmetine katlanmadan iddianamesini kaleme almıştır. 11 Şubat 1988
Sayfa 148·Kitabı okudu
Uyumadan dinlenmeyi çok küçük yaşlarda keşfettim. Gözlerim kapalı ne kadar uyumadan kalabileceğimi test ediyordum. Ve uyanık kalmanın tek yolu hayaller kurmaktı. Gözkapaklarımı araladığımda, normal bir uyku sonrasından çok daha fazlaymış gibi görünen bir dinlenmişlik buluyordum kendimde. Benim hatam bu oldu. Hayal etmeye çok ufakken başladım. Artık hayal edecek pek bir şey bulamıyorum. Belki çok meşgulüm. Belki de yeteneklerim köreliyor. Ve dinlenme seanslarım artık eskisi kadar rahatlatıcı geçmiyor.
Sayfa 50
. Ne kadar çok severseniz o kadar iyi anlarsınız, demek doğru değildir; sevme eyleminin bende uyandırdığı tek bilgelik şudur: Öteki bilinemez; onun o aşılmazlığı bir sırrı çevreleyen bir perde değil, aksine, gerçeklik ile görünüş arasındaki oyunun ortadan kalktığı türden bir apaçıklık halidir. İşte o zaman, tanımadığım —ve sonsuza dek öyle kalacak olan— birini sevmenin o coşkusu kaplar içimi; mistik bir dürtü: Bilmediğimi biliyorum. ...
İki kulağımız ve tek bir ağızımızın olması, daha çok dinleyip daha az konuşabilmemiz içindir
Reklam
Reklam