"Sevgili Leylâ'cığım,
...
Şimdi en güzeli Boğaz'a gelen bahardır. İstanbul'da sen ve Arnavutköy'den başka hiçbir şey özlemedim."
Berlin, 27 Mart 1982 (s:28)
Tezer Özlü'nün Leylâ Erbil'e yazdığı mektupların bir kısmını okuyoruz bu kitapta. Önsözde birbirlerine yazıkları mektupları yayımlama sözü verdiklerini söylüyor Erbil. Tek yönlü mektuplardan oluşan kitapta, yakın arkadaşı Özlü'yle ilgili düşüncelerine yer vermiş Erbil mektupların hemen öncesinde, içten ve güçlü bir dostluğun kanıtı delilinde bu cümleler.
Birbirlerine verdikleri sözü tutmak adına yayıma hazırlıyor bu mektupları Leylâ Erbil ve şöyle anlatıyor arkadaşı Tezer Özlü'yü: "Hepimizin hayatında karşılaşmaktan, dostluk etmekten pişmanlık getirdiğimiz insanlar olmuştur. Hayatımızı güzelleştiren karşılıklı olarak yüreklerimizi değiştirdiğimiz insanlar da. Tezer Özlü benim yaşamımda, ne şanslıyım ki sayıları pek de az sayılamayacak derin dostluklar kurabildiğim bir kişi olarak yerini aldı."
1982-1986 yılları arasında yurt dışında yaşadığı zamanlarda arkadaşlarına ve ara ara eski günlere duyduğu özlem, kızı Deniz, Hans'la olan yeni evliliği, abisi Demir Özlü, ülkenin genel durumu, aile ilişkileri, hastalık ve tedavi süreci ve pek tabi edebiyattan nasibini alan mektupları okuyoruz. Bazı mektuplarla gelen kartpostallar da var kitapta ve hatta Özlü'nün el yazısıyla mektupların aslı, nasıl kıymetli.
Kurmaca dışı okumak kolay olmuyor benim için fakat anı, anlatı, otokurmaca okumayı seviyorum. Tezer Özlü'nün kaleminden dökülen samimi cümlelere eşlik ettiğim için mutluyum. İki sevdiğim yazarın ve iki iyi arkadaşın hislerine ortak olmak güzel bir okuma deneyimi sundu. Özlü'nün yazdıklarından çıkarımla Erbil'in cevaplarını ya da önceki mektubu tahayyül edebildim -bir nevi oyun gibi oldu- fakat mektuplar karşılıklı