Mansur, sana inanıyorum. Senin yanında gömleğimi yırtabilirim. Senin yanında ağlayabilirim. Mansur çok fenayım. Düşüyorum. Dipsiz bir uçuruma sarkıyorum. Yakalayabildiğim bir iki ot tutuyor beni. Bu otlar sökülüyor. Yumuşak toprağın içinden kökleriyle beraber geliyor. Düşüyorum.
Karşısında bir ayna varmış gibi doğruldu, ölümü bekledi ve gülümsedi, gülümsedi, gülümsedi.
Ne var ki ölüm, kandırılmaya izin vermeyip gülümsemeyi parçalamıştı.
Sana her şeyi baştan göstermek istiyorum. Gel bir okula kaydolalım. Seninle bir sıraya oturmak istiyorum. Sınava çalışmak, kantinde bakışmak, fakülte kapısında eylem yapmak istiyorum. Tutuklanmak istiyorum seninle, ciddiye alınmak, bir davayı sırtlayacak kudreti var aşkımızın, boşa gitmesin çoluğa çocuğa faydalı olsun istiyorum. Bir makale yazmak, sokaklarda gazete satmak, şiirler okumak istiyorum sana.
-Başar Başaran
Bizi kim biz olduğumuz için seviyor ki? Sevgi görebilmek için bukalemun olma zorunluluğu. Bulunduğu kabın şeklini alan sıvı-insan... Sulu-insan... Omurgasızlar şahı... İğdişbeyinli olmakla gururlanan...