Kitabın uslübü beni çok yoruyor, betimlemeleri anlamakta çok zorlanıyorum. Sadece ilk sayfadaki iki betimlemeyi yazıyorum: “Tarihin paçavraları ile kömürleşmiş kalıntılarını alaşağı eden elleri tutuşturmanın ve yakmanın tüm senfonilerini çalan muhteşem bir orkestra şefinin elleri gibi” tarihin paçavraları dediği kitaplar mı?
“Yanık şişe mantarıyla karartılmış yüzüyle zenci kılığına girmiş o gösterici” Yanık şişe mantarı ne demek?
Daha böyle bir sürü anlamadığım betimlemeler var. 35 sayfaya geldiğim halde başa döndüm şimdi daha kararlı bir şekilde okumaya çalışacağım. Yine zorlanırsam sanırım uzun bir süre yabancı kitap okumayacağım çünkü zihinlerini anlayamıyorum. Sorun bende.
Mühim olan insanın bir arayış içinde olması, öyle olunca Cenab-ı Allah mahrum etmiyor. Ya bir insan çıkarıyor karşısına, ya güzel bir mekana koyuyor onu; ama bir şekilde mahrum etmiyor.