dünyamızda alışılmışın dışındaki her şeyin açıklanması gerekir ve bu hiç de masum bir gereklilik değildir. açıklama yaparsınız, neden gösterirsiniz, makul gerekçeler sunarsınız, sonra bir de bakmışsınız tam da sizden açıklama bekleyenlerin dilini kullanıyorsunuz, kendi dilinizi değil. birilerine açıklama borçluysanız borcunuzu daima kendi dilinizi harcayarak ödersiniz.
yaşamım bir can çekişme süresi- ni bilmediğim. ve hiçbir şeye şaşmıyorum - her şey bildik diyordum ya; bu da doğru değil. ben dünyaya olup biteni hayretle izlemeye ve şaşırmaya gelmişim - durmadan şaşırmaya... ama ne söylersem söyleyeyim, ne çalarsam çalayım, bu kamburu yüklendiğim için oyunbozan oluyorum. yine söylemek istediğim bunlar değil- ve tüm ağırlar gibi bu da iğrenç.
durmadan ölüyorum yaşayabilmek için - belki de bütün psikanalizi tersine çevirmek gerek; yaşamın saçmalığı rüyalarınkinden kat kat fazla, ve zamanın hızı, tehlike getiriyor, başka değil. bunca ses arasında duyulan, bir tehlike sireninin sesi; şu, herkes için çalan... bir yerden gelip bir yere gitmemek, asıl asılsızlık bu. kendim hariç her şeye uzağım, ve çok kişiyi öldürdüm; kafam, cinayetlerle dolu.
ölüm ile karşı karşıya gelen insan, başka hiçbir çaresi yoksa, teslim olur. teslim olmak, ellerini kaldırmak değil, farkında olmak ve sonuna kadar tüm güçlerini geri vermektir. yani, müzik yeteneğini, diğerlerini, hep saklı tutulanları - hepsini.