Okurum Yazarım

Okurum Yazarım
@timucinokur
instagram.com/okurumyazarimm Okuduğum roman veya hikayelerden alıntılarla hoşuma giden bir yerde okuduğum, gördüğüm ya da duyduğum sözleride ileti olarak paylaşıyorum
Han Kang Beyaz Kitap
5/10
·152 syf.··
2026 10. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 09 Mart 2026 12:29
Kore edebiyatına merak duyduğum şu zamanlarda sosyal medyanın da etkisiyle Han Kang kitaplarını büyük bir umutla aldım. Farklı kültürleri okumayı severim. Kitap elime alışımla bitirmem 1 saat sürdü. Kitabın içeriğine gelecek olursak yazar, annesinin kendisi doğmadan önce doğup 2 saat içinde ölen bebeği için hüzünlü anlarını anlattığıyla başlıyor. Tema tamamen beyaz renk ve tonları üzerine yazılmış. Diğer kitaplarını daha henüz okumadım ama bu kitabı beğenmedim. Kitabın içindeki metinler arası çok boşluk var. Daha kısaltılıp ince bir kitap yapılabilirmiş. Ne kadar boş sayfa malesef o kadar ağaç demek. Bu beni üzdü açıkçası. Aklıma da Şeyma Subaşı'nın Sadece Şeyma kitabında bir iki kelimelik mottolarla hazırladığı saçma sapan yazdığı yazılar oldu. Kısacası beğenmedim, umarım yazarın diğer kitapları heyecanla okunur olur. Han Kang Beyaz Kitap
Alıntı
Beyaz KitapHan Kang · April Yayıncılık · 20242,039 okunma
Reklam
Afili Hafiye incelemesi
8/10
·312 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mart 2026 16:15
Bir roman, okuruna kendisini anlatmadan önce ona bir his veriyorsa, bu zaten başlı başına bir başarıdır. Afili Hafiye, ilk sayfalarından itibaren tam da böyle bir his verir: Altında bir şeylerin kayıp olduğu, yüzeyinin altında başka bir yüzey gizlendiği, kapanan her kapının ardından yeni bir koridorun uzadığı bir dünyanın hissi. Murat Menteş, bu romanda polisiye türünü bir iskelet olarak kullanır; ama o iskelete giydirdiği et, türün alışılmış sınırlarının çok ötesine taşar. Romanın merkezinde duran Alp Laçin O, yalnızca bir dedektif değildir; bence her şeyden önce kendini kaybetmiş birinin, kayıp şahısları arama işine sığınma hikâyesidir. Kayıp Şahıslar Bürosu'ndaki görevi bir kader gibidir: Başkalarını ararken aslında kendi izini sürmektedir. Menteş bu paradoksu hiçbir zaman didaktik bir dille öne çıkarmaz; okura bırakır, ipucu gibi serper. Bu incelik, romanın edebi olgunluğunun en güzel kanıtlarından biridir. Hikâyenin merkezine oturan büyük soru ise zihin yakan bir yalınlıkla kurulur: Dünyada 1 milyar 800 milyon kameranın hiçbirine yakalanmamış bir kadın nasıl var olabilir? Bu soruyu soran eski hacker karakterin cümlesi — "Komiserim, bu kadın dünyada var değil" — roman boyunca bir tutam duman gibi tüter; her sahneye siner, hiçbir zaman tam olarak dağılmaz. Namevcut Hatun olarak anılan bu kadın, gerçek ile kurmacanın sınırını en çok zorlayan figürdür. Bence Menteş onu bilinçli bir absürt deney olarak değil, varoluşun kendisine yönelik derin bir metafor olarak kurgulamıştır. Kameraya yakalanmayan bir insan, aslında kaydedilemeyen, sınıflandırılamayan, sistemin dışına düşmüş her şeyin imgesidir. Afili Hafiye'yi kalabalık ve garip karakterler evreninin asıl gücünün, bu karakterlerin birbirini dönüştürmesindeki titiz inşadan geldiğini düşünüyorum. Zihin
Alıntı
Afili HafiyeMurat Menteş · Alfa Yayınları · 20231,545 okunma
Geç oldu ama buyrun SARI YÜZ!
8/10
·303 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 22:38
Bir başarı hikâyesi mi, yoksa ustaca gizlenmiş bir hırs itirafı mı? Sarı Yüz, yazarlık dünyasının parıltılı vitrinine yakından bakınca gördüğümüz çürümeyi anlatıyor. Aynı atölyeden çıkan iki genç yazar: Athena Liu ve June Hayward. Biri parlayan bir yıldız, diğeri hep “bir adım geride” kalan… Ta ki talihsiz (ve fazlasıyla şüpheli) bir gecede dengeler tamamen değişene kadar. Athena’nın ani ölümü sonrası June’un eline geçen bir taslak, yalnızca bir metin değil; başarıya açılan kirli bir kapı. June’un bu metni sahiplenmesiyle başlayan süreç, okuru rahatsız eden ama gözünü de ayıramadığı bir iç monoloğa dönüşüyor. Çünkü June kötü biri olduğunu asla kabul etmiyor. Aksine, yaptığı her şeyi mantıklı, haklı ve “kaçınılmaz” kılıyor. Kitap; ---- Yazarlık hırsı, ---- Başarı ve görünürlük takıntısı, ---- Kültürel sömürü, ---- Sosyal medya linç kültürü üzerine sert ve ironik bir sorgulama sunuyor. En çarpıcı tarafı ise şu: June’a kızıyorsunuz ama zaman zaman onu anladığınızı fark ediyorsunuz. İşte tam bu noktada Sarı Yüz, okurla ahlaki bir yüzleşmeye giriyor. “Ben olsam ne yapardım?” sorusu sayfalar ilerledikçe daha da rahatsız edici hâle geliyor. R.F. Kuang’ın dili akıcı, temposu yüksek ve bilinçli şekilde provoke edici. Karakterler sevilmek için değil, rahatsız etmek için yazılmış. Ve bunu fazlasıyla başarıyor. Sonuç olarak: Sarı Yüz, edebiyat dünyasına atılmış zarif bir tokat. Sadece bir roman değil; başarıya, kimliğe ve vicdana dair acımasız bir aynaya bakma cesareti. Okurken kendinizden kaçamayacaksınız R. F. Kuang
Alıntı
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
Başyapıt
10/10
·687 syf.··
Beğendi
·
2021 27. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2021 07:53
Suç ve Ceza 1866 yılında yayımlanan bu roman, sadece bir cinayet romanı değildi. Ahlaksızlığın, vicdansızlığın, insan ruhunun ışık girmeyen rutubetli dehlizlerinin bir fotoğraflanmasıydı. Kitaptaki baş kahramanımız olan Raskolnikov, cinayet işlemenin kimi insana ödül, kimi insana ceza olduğunu düşünür. Cinayet işlemenin kimi toplumlarda seçilmişler tarafından yapıldığını ve tarihin akışını değiştiren bir kahramanlık olarak görüldüğünü, kimi toplumlarda ise asalakça yaşamanın sonucunda yalnızlığa itilmesinin karışıklığını yaşamaktadır. Romanda kendisini bu seçilmişlerden görmesi ile birlikte asalak olarak tabir ettiği yaşlı tefeci bir kadını öldürür. Cinayet sonrasında ise beklediği o üstün insan ve seçilmişlik duygu ve soğukkanlılığını yaşayamaz. Kendi vicdanının sesiyle kendisini toplumdan dışlar ve ruhsal cezasını çekmeye başlar. Kitap genelinde verdiği ana temada, ne kadar haklı olunursa olunsun bir insanın adice canına kıymak sizi ahlak düzeninden ve insanlıktan koparacağı, gerçek üstünlüğün ve kurtuluşun acı çekerek, işlediğin suçu itiraf ederek vicdan azabını bitirmek olduğunu bize anlatır. Fyodor Dostoyevski
Alıntı
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,1bin okunma
Bir Veda Hasadı
Puan vermedi
"Toprak doydu, ben aç kaldım; babam gitti, çocukluğum öldü." Bu kitap; elleri toprak kokan, gölgesi sığınak olan tüm babalara ve onların ardından yetim kalmış bahçelere yazılmış bir yas ilanıdır. Georgi Gospodinov, bu sarsıcı eserinde okuru yaşamın en sert gerçeğiyle yüzleştiriyor: Bir babanın gidişiyle eksilen dünya. Bahçıvan ve Ölüm, sadece bir biyografi ya da bir anı kitabı değil; kanserin sessizce istila ettiği bir bedenin, toprakla kurduğu o kadim dostluğun hüzünlü bir muhasebesi. Kitap, hastalığın bir gölge gibi babanın ve evlatlarının üzerine çöküşünü, bir bahçıvanın ellerindeki nasırlar kadar gerçek ve sert bir dille aktarıyor. Kanser, bahçeye giren amansız bir kış gibidir; çiçekleri değil, kökleri hedef alır. Yazar, babasının eriyip gidişini izlerken, aslında kendi çocukluğunun da o bahçede nasıl gömüldüğünü fark eder. Artık ne çapalanacak bir toprak ne de budanacak bir dal eskisi gibi kokacaktır. Neden Okumalısınız? • Kelimelerin yetmediği yerde toprağın nasıl konuştuğunu göreceksiniz. • Kanserin sadece bedeni değil, bir ailenin hafızasını nasıl değiştirdiğine tanık olacaksınız. • Ölümün romantize edilmemiş, toprağın nemi ve mezarın soğukluğu kadar gerçek haliyle tanışacaksınız. Evlatlarına veda etmiş tüm babalara rahmetle… ‘Bahçıvan gitti, bahçe bitti; şimdi her çiçek bir yas ilanı!' Georgi Gospodinov
Edebiyat
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,3bin okunma
Reklam