En son ise kimsenin tanımadığı bu adama Kanpusu,dediler.
Zehiroğlu,Timur; Tumur, Tulpar; Tulpar ise Kanpusu oldu.
Lakin hepsi tek bir kişiden doğdu doğdu.
....Tarih hiçbir zaman Timur'un yenildiğini yazmamıştır.
Bu çağda dahi en ulu hükümdarlardan biri kabul edilir. O bir liderdir. Merhameti kadar gazabı da heybetlidir. Otuz günde yirmi savaşa katılır. Adını duyan herkes titrer. Katıldığı savaşlar da nehirler günlerce kan akar. Avuçlarında kan pıhtısıyla doğan Timur, adım attığı her yeri avucundaki bu kana bulamıştır.
Azim ve irade sahibi, sözüne sadık, sabırlı, tedbirli ve ağırbaşlı idi. İleri görüşlülüğü sayesinde tehlikeli olabilecek olayları önceden
düşünerek hareket ederdi. Planlı ve programlı iş yapar, kararların süratle tatbik sahasına koyardı.
Ankara Savaşı'na katıldığında henüz on dört yaşında idi. Savaşın kaybedilmesi ile küçük yaşta büyük problemlerle karşı karşıya kaldı. Parçalanan devleti uzun mücadelelerden sonra tek elde birleştirdi. Anadoluda dağılan birliği yeniden sağladı.Timur'un ihya ettiği Anadolu beyliklerinden bir kısmını ortadan kaldırırken, bir kısmını da tabi duruma getirdi. Bu özelliğinden dolayı kendisine Osmanlı Devleti' nin ikinci kurucusu denilmiştir.
Rumelide ise Türk nüfuzunu kuvvetlendirdi. Ömrünün tamamını savaşlarda geçiren bu kahraman hükümdar katıldığı yirmi dört muharebede kırk yara almıştır. Kendisinden nakledilen şu söz hayat hikâyesini çok güzel ifade etmektedir: "Çocuk yaşımda bunca belalar kim çekdim, kimse çekmiş değildir." Ne yazık ki devleti eski haşmetine kavuşturmak için gece gündüz gayretle uğraşan bu Türk hakanı, henüz otuz iki yaşında iken hayata gözlerini kapadı.
Cengiz Han, Semerkant'ı ve Buhara'yı alarak, yalnızca kraliyet saraylarını değil, koskoca kentleri de yerle bir etti ve oralarda yaşayanları kılıçtan geçirdi. Harezmşahlar İmparatorluğu 1220' de yıkıldı.
Temuçin, Jin Hanedanını birçok kez yenilgiye uğratan Kabul Han'ın (Yesügey'in) torununun oğluydu. Zamanla gelişip, düşmanlarını katletmekten, atlarını ve sığırlarını çalmaktan, kadınlarının ırzına geçmekten daha büyük bir zevkin olmadığını iddia eden büyük ve acımasız bir savaşçı haline gelmekle kalmadı, usta bir siyasetçi de olup çıktı. 1206'da Ulu Han olarak atanan Cengiz Han, Moğol toplumunu yeniden örgütledi, geleneksel kabile bağlarını bir kenara attı ve temel birimi 1 .000 atlıdan oluşan yeni bir ordu kurdu. Kendisine koşulsuz bağlı komutanlar görevlendirdi ve makamlarını kalıtsal hale getirdi, ama bunların herhangi birini istediği zaman görevden alabiliyordu. Basit ama otoriter yasalar koyarak, kavmini istikrara kavuşturdu. Kendisi okuryazar olmamasına karşın, yazılı kayıtların önemini kabul ederek, Moğolları yazmaya özendirmek için Uygur yazısının kullanılmasını emretti. Bu başarılarının ardından, dünyanın o zamana kadar tanık olduğu en büyük fetih seferlerinden birine çıkmak için artık hazırdı.
Ne Cengiz ne de Timur , Tatarları severdi . Demek ki Tatarlar Türk olmadıkları gibi , Moğol da değildirler . O hâlde Rusların hem tahkir hem de Türkleri birbirinden tefrik etmek maksadıyla isnat ettikleri bu tabiri , Şimal Türkleri kabul etmelidirler . Şimal Türkleri , ekseriyetle Kıpçak Türkleridir .