...
Evrende kendi haline, doğal şartlara bırakılan tũm sistemler zamanla doğru orantılı olarak düzensizliğe, dağınıklığa ve bozulmaya doğru gider, bak, kapı gibi bilimsel kanıtlarla konuşuyorum. Kücük bir arıza verdik diye komple sistemimizi bozmaya ne gerek var Osman, ben barışmak istiyorum.
Üstelik bu dönemde Venüs geriliyor, Merkür takla atıyor, Satürn de hulahop çeviriyormuş. Açılarma bir şeyler olmuş. O onun evine girmiş, öteki berikine transit geçmiş, bir şeyler bir şeyler.. Yukarıda neler oluyor hiç anlamıyorum. Bu gezegenlerin ne bok yediği belli değil Osman, kozmik tuzaklara düşmeyelim, ben barışmak istiyorum...
başımı kaldırınca gördüm,
kışa önsöz olmuş güz göğünü,
bu manzara karşısında,
düştü aklıma bir haiku'msu.
ama harcamamış mıyım cebimdeki
tüm ü ve ö'leri
ne haiku'ya döndü ne de şiire
sırtıma dokunup
tüylerimi diken diken eden
o garip melankolik esintiden oluşan
hınzır bir şiirimsi:
rzgar esti, gk grledi
balkon kapısı gıcır gıcır etti
bir de omzuma dşmesin mi
bir rmcek irisi,
rpermek için tm sebeplerim yerindeydi.
balkonda zerime dşen
rmceği bıraktım kendi haline,
ağına dşp yine instagramın.
bu nasıl story böyle?
Sonra sustum,
diğer cebimdeki a,e,1,i,u,o'lar bitmeden,
sessiz nszlere kalmayayım diye.
"Ne yapıyorsun?" diye sordum ama çoktan pozisyon dolayısıyla ona arkamı dönmüştüm ve omzumun üzerinden geriye doğru baktığımda göğsüyle karşı karşıya kalıyordum. Başımı kaldırıp yüzüne baktım,gözleri kutucuğa odaklanmıştı. Önüme döndüğümde retina ekranda ayarladığı tarayıcının üzerine başparmağımı bastırdı.
Kunt'un evi artık bana hapishane değildi.
Tūm zekâmizi, tüm duygularımızı, tüm tutkumuzu aynı seviyeye gelecek ya da zaten öyle olan şeyleri birbirinden ayrıştırma görevine harcarız, bu yüzden de hep pismanlıklarla kaçırılmış fırsatlarla, doğrulamalarla , onaylamalarla ve yakalanmış fırsatlarla doluyuz, gerçekte hiçbir şeyin dogrulandığı yokken ve her şey durmadan elimizden kayıp giderken...