Uzun zamandır beklettiğim başka bir seriye de böylece başlamış bulundum...
İlk olarak onu söyleyebilirim ki, çok farklı bir kurgusu, ilerleyişi olan bir seri ve yazarın düşünceleri çok değerli. Seri Canavarlar üçlemesi olarak geçiyor ve 3 kitaptan oluşuyor. Konusunun ve işleyişinin farklı olması ile 3 kitap, bence, çok dozunda, boşuna uzatılmasına gerek yok. Diğer 2 kitabında da kurgu bu şekilde işleniyorsa, bence, çok özgün bir kurgu.
Benim için 2-ci en önemli detay tabi ki, akıcılık. Bölümler çok da uzun değildi, bu yüzden sıkılmadım şahsen, ilk 30 sayfa falan konuyu anlamağa çalıştım, sonraysa su gibi aktı. Yine bir ama'm var, o da kitabın sonunun oldu bittiye getirilmesi, en azından ben böyle düşünüyorum. Kitap 400 sayfa, son 40-50 sayfa ne kadar heyecanlı ve macera dolu olsa da, son olaylar bir az da anlaşılır şekilde uzun anlatılabilirdi. Spoiler olacak diye söyleyemesem de, o son olayı daha bir kaç sayfa okumak isterdim, doğrusu.
Geldik karakterlere. Kurgu o kadar iyi ki, karakterleri çok da sevemesem bile, hatta hiçbirine bağlanamasam da, seriye devam edeceğim büyük ihtimalle. Karakterler genç, seriyi bilmesem de, 1.kitap genç-yetişkin olarak geçiyor. Ana kadın karakter 17-18 yaşında zaten, bir ergen, diğer erkek karakterler de aynı yaşlarda.
Kitap fantastik türünde, ama bir Sarah J.Maas kitapları, Medusanın Ölü Kumları serisi, İçinde Bir Sen, Dördüncü Kanat gibi seriler kadar da fantastik ögeler de yok. Her öge birbirini dengeliyor ve tamamlıyor. Macera da, aksiyon da, kan ve vahşet, canavar aile soylarıyla ilgili sahneler çok dozundaydı.
Joan tam bir ergen, çok sıktı drama queen'liği. Her kesi etrafına toplayıp sadece kendi bildiğini yapması, dramasının bitmemesi, nerede Aaron'u görüyorsa, ona, nerede Nick'i görüyorsa, ona yavşaması da başka bir olay zaten.